“Müslümanın kat ettiği dört makam vardır: Şeriat Tarikat Marifet Hakikat, şeriat kök diğerleri daldır. Dalın bulunması kökün sağlam olmasına bağlıdır. Kök yok olursa dal da yok olur.”
Makamlar manasına gelen Makâmât kelimesi İmam-ı Birgivi dilinde İslami hayatta ulaşılan, geçilen ve çıkılan manevi makamları ifade ediyor.
Elimde İmam-ı Birgivi hazretlerinin 1988 İstanbul’da Arapça olarak basılan 28 sayfalık bir eseri var.
Bu eseri birkaç hafta Cuma günleri tercüme ederek sizinle paylaşmak, beraberce istifademize sunmak istiyorum.
Kitabın ilk sayfasında yani ön kapağında Makamat adlı eserin Pir Ali oğlu İmam Muhammed’e ait olduğu, bu zatın Birgivi olarak şöhret bulduğu ve 1574’te vefat ettiği notu düşülmüştür.
Burada biyografi.netten kısa biyografisini de kaydedelim:
Osmanlı Devleti zamanında yetişen alimlerin büyüklerinden. İsmi; Muhammed bin Ali, lakabı Zeynüddin'dir. Ödemiş'e bağlı Birgi kasabasında yerleştiği için Birgivi veya İmam-ı Birgivi diye meşhur olmuştur. 1521 (H. 928) senesinde Balıkesir'de doğdu. 1573 (H. 981) senesinde Birgi'de vefat etti.
Yine ön sayfada eseri Tokatlı İbrahim Subaşının gözden geçirdikten sonra basıldığı yazıyor.
Makamat adlı İmam-ı Birgivi’nin eseri beşinci sayfada başlıyor.
Şimdi buradan itibaren Makamat’ı bire bir tercüme ederek takdim ediyorum, eğer bir zaruri notum olursa onu parantez için alacağım, İnşallah.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım.
Bütün övgüler sadece Allaha aittir, dualar ve desteklerimiz de onun son elçisi olan evrenin en şereflisi Muhammed Mustafa, arkadaşları ve aile fertleri üzerine olsun.
Şimdi: Allah seni iki cihanda da bahtiyar ve mutlu eylesin! Allaha ulaştıran yol yaratıkların nefesleri sayışıncadır. Hakikati araştıran usta bilginler bu sayısız yollardan bir tanesini seçmişlerdir ki bu yıolda dört mertebe vardır.
Bir: Şeriat
İki: Tarikat
Üç: Marifet
Dört: Hakikat
Bu dört mertebenin hepsi ancak şeriatla tamamlanabilir. Zira şeriat hayatı mükemmel olmayan bir Müslümanın tarikatı da marifeti de hakikati de boştur.
Bu mertebeleri tamamlayan ve aşan bir kişinin şeriat hayatına halel geldiği anda tarikat da marifet de hakikat de artık bir şey ifade etmez olur.
Bu konuda yüce peygamberimiz aleyhissalatü vesselam şöyle buyuruyorlar:
“Şeriat ağaçtır, tarikat dallarıdır, marifet yapraklarıdır ve hakikat de meyveleridir. Eğer bir ağaç kesilirse artık ortada dal da yaprak da meyve de kalmaz. (Şeriatın yaşanmadığı ortamda tarikat da marifet de hakikat de kalmaz.)
Buradan açık ve net olarak anlıyoruz ki şeriat kök diğerleri daldır. Dalın bulunması kökün sağlam olmasına bağlıdır. Kök yok olursa dal da yok olur.
Bu durumda kesin olarak ortaya çıkan gerçek şudur: kul bu dört mertebenin hiç birinde şeriattan ayrılamaz.
(Devamı var)