EVLİYA ÇELEBİ AYKADIN VE YELLİBELİ ANLATIYOR!

Evliya Çelebi merhum seyahatnamesinde Ermenek’ten ayrıldıktan sonra keben yoluyla Tekeçatı üzerinden Karaman’a gitmek üzere önce Kamış Boğazındaki Aykadın hanına uğruyor….

Ötesini kendi ağzından sadeleştirerek dinleyelim:

Aykadın Irmağı

Aladağdan gelip Silifke yakınlarında Akdeniz’e kavuşur. Bu nehir üzerinde kurulan bir kemerli köprüden geçtikten sonra karşı tarafta Aykadın Hanı çok büyük bir mağaradır.

Aykadın hanının oluşturulduğu mağaranın içine 500 atlı sığar.

Bu dev mağaranın ağzına kemerli bir kapı yaparak han haline getirmişlerdir.

Aykadın hanından ayrıldıktan sonra doğuya doğru şahin yuvalı yalçın kayalar arasından devam ettik. Bu yolun sonunda Kamış deresi denen Türkmen yaylasına geldik.

Telli Bel

Buradan devamla Allah korusun hiçbir güvenliği olmayan karlı ormanları ve kayalıkları aşarak dokuz saat gittik ancak buralarda ne bir köy ve ne de bir kasabaya rastlamadık.

Dilendi Hanı

Yellibeli aştıktan sonra ardıçlı ve çamlı bir dere içinde Keyhusrev eseri küçük bir handır. Bu hana akşam geldikten sonra silahlı adamlarımı sabaha kadar ayakta nöbet tutturdum ve hepimiz o geceyi uykusuz geçirip sabahladık.

Ardıçlı Bel ve Bıçakçı Hanı

İhsaniye Dilendi hanından ayrıldıktan sonra zor yollarla vardığımız çamlı bir yayladır artık buradan ötesi Karaman eyaletine aittir.

Bıçakçı yaylası da dev çamlarla bezeli güzel bir yayladır. Güvenliği olmayan küçük bir de hanı vardır. Baştanbaşa kayadan yapma kâgir bir eserdir.

Buradan aşağıya inince üç kemerli Bıçakçı köprüsüne vardık, altından geçen ve Akdeniz’e kavuşan Göksu’yu temaşa ettik. Sonra sol tarafa devam ederek Ogan (Avgan) ilçesi boğazından Kafiryad kazasına doğru yola koyulduk.

Yorumlu Yorum

Telli Bel Dilendi Hanı / Yellibel İhsaniye

“Allaha sığınırız! Hiçbir güvenliği olmayan yollardır. Bu arada hiç köy ve belde yoktur. (Acaba Balkusan yok muydu? Türbeyi gezmedi mi? Yoksa Osmanlı’ya zor anlar yaşatan bir Karamanoğlu köyüne bir Osmanlı seyyahı olarak uğramaktan çekindi mi?)

Bundan 370 yıl öne Ermenek’ten çıkıp Tekeçatı, Kamış Boğazı üzerinden Yellibel’den geçerek İhsaniye’deki küçük hana varış, anlatıma göre Evliya’ya çok sıkıntılı anlar yaşatmıştır. Bu metinde geçen Aykadın hanını görmeyi şu anda daha çok istiyorum; ağzı han kapısı gibi yapılmış, içi 500 atlı alan büyük doğal mağara nasıl bir yerde ve ne halde acaba?

Defalarca geçtiğim bu hattı bir kez de Evliya’nın 370 yıl önceki hatırasıyla dinlemek gerçekten çok ilginç; Taşlar ülkesi dediği Kamış deresiyle Telli bel dediği Yellibel’e karlı kayalar eşliğinde 9 saatte varışı ve buraları çok tenha olduğundan güvensiz buluşu kayda değer.

Buradan geçerken Balkusan’a uğramaması oranın meskûn olmadığı manasına mı gelir bilemedim. Aynı iskân olayını İhsaniye için de düşündüm, zira tam zirvelerin arasındaki ıssız yerde bulunan mütevazı bir handa arkadaşlarıyla kalmak zorunda olduklarında içeriden kapıyı kilitleyerek sabaha kadar silahlarıyla uyumadan beklemeleri çok şey anlatıyor.