Tam bağımsız güçlü bir Türkiye’nin yolu, ekonomik yönden bağımsız olmaktan geçer.


        Teknoloji üretebilmek, enerji kaynaklarına sahip olmak, tarım ve hayvancılıkta kendisine yettiği gibi ihracat yapabilmek ekonomik bağımsızlığın bazı ipuçlarıdır.


        Paramızın sürekli değer kaybetmesi, dış ticaret açığı, faizin yükselmesi, enflasyonun şaha kalkması, ekonomimizin durumu hakkında genel bir fikir verebilir.


        Yeni yönetim sistemi, hızlı karar alma mekanizmaları da piyasaya güven veremedi. 4,30 TL ‘lerde seyreden Dolar; yeni hükümet sisteminin bakanlar kurulu açıklandığı an 4,70 TL seviyelerine yükselmesi, ekonomik göstergelerin pamuk ipliğine bağlı olduğunu, artan bir hızda da sürekli yükselme eğiliminde olan döviz fiyatlarının büyük krizlere gebe olduğunu üzülerek müşahede ediyoruz.

        Güven olsa idi yeni bakanlar kurulu açıklandığı an döviz düşer, ekonomik göstergelerin dengede olduğuna biz de şahit olurduk.


        Sürdürülebilir, dengeli ve etkili ekonomik politikalar üretime dayalı, ihracata yönelik olmalı ki bahsedilen mali disiplin taban bulabilsin.


        Mali bütçenizi vergi yükü üzerine kurgularsanız; üretim olmadan, hem vergi toplayamaz hem de bütçe açığını da kapatmakta zorlanırsınız.


        Bütçeye gelir getirmek için kanunlara uygun olmadan yapılan binaları “İmar Affı” ile aklamak; buna benzer düzenlemelerden medet umar hale gelmek, ekonomik durumumuzu kısaca özetler.


        Ekonomik bağımsızlık olmadan gelişmişlikten, lider devlet olmaktan bahsetmek abesle iştigal etmektir. 15 Temmuz’da bu millet büyük bir badire atlattı. Şimdi de ekonomik yönden büyük tehlike içerisinde. Tüm göstergeler aşırı yükseldi. Devletimiz esaslı ekonomik politikalar geliştirmek mecburiyetinde. Piyasalarda güven yok, yarının ne getireceği meçhul… Girişimci tedirgin, yatırımcılar isteksiz…


        Faiz ve döviz para kazanma aracı olarak kullanılırsa, yatırım için hangi para kullanılabilir? Paramızın gücü korunamazsa mali değeri her gün erirse, yine dar gelirli vatandaşlarımız en büyük kaybeden olmaya devam eder.


        Şu aşamada üretimin önündeki engeller kaldırılmalı, en başta tarım ve hayvancılık ciddi şekilde teşvik edilip desteklenmeli; önümüzdeki süreçlerde yaşanması muhtemel gözüken gıda savaşlarına hazır olunmalıdır.


        Petrol, doğalgaz vb. arama çalışmalarına kara sularımız ve ülke içerisinde uluslararası baskıyı göğüsleyerek hız verilmeli enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmalıyız.


        Savunma sanayindeki çalışmalar ümit vermektedir. Daha da geliştirilmeli, helikopter, uçak vb. araçların motorları dahil tüm parçaların ülkemizde üretilmesi için ARGE çalışmalarına her türlü destek sağlanmalıdır. Kaldı ki basından izlediğimiz kadar gurur duyduğumuz ATAK helikopterlerinin ihracatına ABD izin vermiyorsa büyük sıkıntı var demektir.


        Hasıl-ı kelam; ekonomik bağımsızlık tesis edilmeden, gerçek bağımsızlığa huzur ve refaha kavuşamaz, ambargolara maruz kalmaya devam ederiz.