İSTANBUL SEYAHATİ NOTLARI – 3

Garabet ve Nigoğos Varken Müslüman Mimar Yok Muydu?
İstanbul’da boğaz turuna katıldık. Yüzlerce yerli ve yabancı turistin bindiği büyük tekne Eminönü’nden kalkarak Karaköy tarafından FSM köprüsünün altından dönüp doksan dakikalık bir turla Sarayburnu yani tarihi yarımadanın önünden geçtikten sonra kalktığı yere geliyor.
Bu esnada boğaza nazır sarayları, camileri, kuleleri ve yalıları dibinden geçerek seyretme imkanı buluyoruz. Ayrıca rehber hem Türkçe hem de İngilizce olarak tarihi yapılar hakkında bilgi veriyor.
Burada en dikkatimizi çeken sözler Dolmabahçe ve Ortaköy camilerini barok mimaride bir ermeni aileye yaptırılmış olmasıydı.
Cami mimarisinin bir önemi yok, hurma dalından da olabilir, kerpiçten de taştan da. Şekli de dörtgen, beşgen, sekizgen hatta dairevi olabilir bu konuda naslarımızda her hangi bir bağlayıcı kayıt yoktur, benim dikkatimi çeken 19. yüz yılda artık mimar Sinanların bitmiş yerlerini yabancı mimarlara bırakmış olmalarıdır.
Dolmabahçe Camii, Sultan Abdülmecit`in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından başlatılıp ölümü üzerine Sultan Abdülmecit tarafından tamamlanan ve tasarımı Garabet Balyan`a ait olan bir yapıdır.
Asıl adı Bezm-i Alem Valide Sultan Camii olan ama konumu nedeniyle Dolmabahçe Sarayı bütünü içinde düşünülüp birlikte anılan Dolmabahçe Camii, iki yılı aşkın bir yapım süreci sonunda 23 Mart 1855’te bir Cuma töreniyle ibadete açılmıştır
Barok üslubuyla yapılmış süslü camilerdendir. Saraya bitişik olduğu için, ön kısmına hünkar ile devlet ricalinin ibadet edebileceği, selamlık töreni ve buluşmaların yapılacağı iki katlı bir hünkar mahfili inşa edilmiştir. Osmanlı mimarisinde pek rastlanmayan yuvarlak pencere düzeni ve tavuskuşu kuyruğunu andıran biçimiyle ilginç bir eserdir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyıl saray ve cami mimarisine imza atan Balyan Ailesi’nin Boğaz’da yükselen eserlerinden ‘Büyük Mecidiye’ ya da halk arasında bilinen adıyla Ortaköy Camii.
Abdülmecit tarafından 1853’te Nigoğos Balyan’a inşa ettirilen cami, daha önce beş kez restorasyon geçirdi. Son restorasyonu ise Kuveyt Türk Katılım Bankası sponsorluğunda tamamlanan ibadethane, geç Osmanlı mimarisinin de sembollerinden.

Boğaz turu sırasında padişahların hafta sonu uğrak yeri olab Göksu kasrını da temaşa ediyoruz. Ayrıca Çamlıca’ya kondurulan adeta Sultanahmet’i andıran aştı minareli camiyi de izliyoruz.

Sultanahmet’te Türkmenistanlı ve Bangladeşlilerle Sohbet
Tarihi yarımadanın efsane şaheserleri Sultanahmet, Topkapı sarayı ve Ayasofya en fazla ziyaretçi alan eserleridir. Müze ücretleri oldukça pahalı tam 40 lira. İyi ki Sultanahmet Camii bedava geziliyor.
Bu arada cami ziyaretleri namaz vakitlerinde askıya alınarak kapıdaki görevliler iki dilden namaz kılmayanları içeriye almıyorlar.
Kısa şortlular, başı açıklar da ikaz edilerek içeriye alınmıyor. İslami usullere göre her türlü giysi yerli ve yabancılara bedava temin ediliyor. Bu hassasiyet için yetkilileri tebrik ediyoruz.
Camide çocukların kattığı neşe bambaşkadır. Yerli ve yabancı Müslümanlar camiyi tıklım tıklım dolduruyorlar. Eski Osmanlı tebaası milletlerden ve Hindistan kökenli Bengal ve Paklardan oldukça fazla ziyaretçi ve müsalli göze çarpıyor.
Bu arada öğle namazını içeride beklerken Bangladeşli İngiltere’de oturtan bir gençle İngilizce sohbet ediyoruz. 

İSTANBUL SEYAHATİ NOTLARI – 3 - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Meram