İSTANBUL SEYAHATİ NOTLARI – 4

İstanbul’da Yeme-İçme Fiyatları
İstanbul’da hayat hem ucuz hem de pahalı, ayağını yorganına göre örtünce mesele halloluyor.
Başta İstiklal Caddesi olmak üzere tatlıcıların tek tek satış ve vitrinizasyon yöntemi tutmuş gibi, bu işletmeler İstanbul’un en işlek caddelerinde marka ve kaliteli tatlı ve börekleri tane fiyatıyla da satıyorlar.
AVM’ler yemek bakımından en ucuz yerler, belli markaların dükkânlarında bile beş liraya, dört liraya çorba ve künefe yemek mümkün. Aynısı dışarıda iki katından ucuz değil. Sosyal tesisler de mesela Osmanlı Arşivleri Kafeteryasında çorba iki liraya, çay simit en kalitelisi bir liraya satılıyor.
Sultanahmet meydanında suyu bir buçuğa satanları protesto için biraz geriden bir liraya almayı tercih etmek gerekiyor. Aynı su marketlerde elli kuruşa kadar düşüyor.
Aynı caddenin üzerindeki lokantada et dürüm 30, tavuk dürüm 17 lirayken köşeyi döndüğün anda aynısı yarıdan da aşağıya düşerek yedi, on bandında dolaşıyor.
AVM’lerde pidecilik sektörü almış başını gidiyor, mesela Forum İstanbul’da beş ayrı pideci var. Aramızda bu AVM’lerde Konya etli ekmeğinin neden yer almadığını konuşuyoruz, bir markanın dev AVM’lerde yer alarak Konya’nın bu nadide damak tadını tanıtması gerekiyor.
Çay fiyatları da aynı yöntemi izliyor. Dışarıda turistik mahallerde beş liraya satılan bir bardağın üç katı çay alan bir kupa çay bir liradan getiriliyor.
Kirası yüksek olan lüks yerlerde çay beş lira dolaylarındayken normal yerlerde iki liradan satılıyor. Esnaf çay ocaklarında ise bir veya bir buçuk liradan satılan çay yaz sıcağında yemeklerden sonra aranan bir lezzettir.
Mahmut paşada epeyce yorulduktan sonra bir çar içme ihtiyacımız oldu. Macera bu ya, kaç lira diye işletmelere sora sora indik Mahmut paşaya kadar. Burada Mahmut Paşa hamamının önünde bir levha gördük çay bir buçuk yazıyordu, oradaki bir genç çocuk da, abi çay içeride diye bizi götürdü.
Malum tarihi hamamın göbek taşının olduğu ortalarda bir çay ocağı açmışlar ve bir buçuktan satıyorlardı. Girdik ve Karadenizli bir ailenin işlettiği çay ocağından doyasıya çay içtik.
Artık İstanbul’da da başka yerlerde de en ucuz ve en kaliteli çayı içmenin tek yolunun esnaf çay ocakları olduğunu öğrendik.
Surlar ve Hamamlar Tehlikede
Mahmut paşada çay içmek için içine girdiğimiz hamamın içi mükemmel olmasına rağmen kubbesinde ağaçların yeşerdiğini ve oldukça köhnemeye yüz tuttuğunu müşahede ettik.
Toroslardaki Mennan kalesinde gördüğümüz damda ağaçları İstanbul'un göbeğinde Mahmut paşada, Mahmut paşa hamamının kubbesinde görüyoruz bu hamam şu anda başka ticarethanelerle dolmuş halde.
İstanbul’da tarihi yarmada olarak bilinen dört tarafı beş on metre eninde surlar ve kulelerle çevrili olan bölgeyi dolaştık. Surlar gerçekten tehlike arz ediyor. Dibinden geçmek cesaret ister haldedir.
Bazılarının kulelerinde ve duvarlarında büyük yarıklar ve ayrılmalar göze çarpıyor. Bu manzaranın aynısını on yıl önce Karaman Mut arasındaki Alahan manastırında görmüştüm. Jandarma yıkılmak üzere olan tavanın altına bir şerit çekerek “yıkılabilir, taş düşebilir” diye ziyaretçileri uyarıyordu.
Bu nadide eserlerin en kısa sürede komple bakıma alınması bir zaruret halini almıştır.
Ne kadar hep yükseklerde uçsan da
Yemlenmeye gene yere inersin
Allah'ın yolundan hemen kacsan da
Bir gün tahtadan tabuta binersin.