İstanbul Seyahati Notları – 5
Eyüp Sultanda sabah namazıyla diğer namazların farkı yok. Burası her an dolu dolu yaşanan manevi bir atmosfere sahiptir.
Biz, sabah dört buçukta geldiğimizde ortalık cıvıl cıvıl Türkiye’nin her tarafından ailelerle kaynıyordu.
Huşu ile alınan bir abdestten sonra saflar doldu, biraz sonra ezan-ı Muhammedi lahuti mana ve makamla okundu. Cemaatin toplanması için sabah namazı duruş vaktine kadar Kur’an-i kerimden derin manalı ayetler tilavet olunduktan sonra herkes sünnet için ayağa kalkıp saflara dizildi.
Sonra kamet getirilip her etnik kimlikten ve her mezhepten Müslümanlar imama uyarak farzı eda ettik.
Farzdan sonra Salaten tüncina hep beraber okundu, istiğfar ve tecdid-i nikâh duaları yapıldıktan sonra Haşr suresinin son ayetleri müezzin tarafından kıraat olundu. En sonunda herkesi ağlatan uzun bir dua yapıldı.
O, evrenin efendisine evini ve her şeyini teslim eden birisiydi.
Ana tarafından yakın akrabası olan rasülüllah efendimizin Mekke’deki kadir bilmezler tarafından reva görülen zulüm ve cefalarını duydukça üzülür ve bir şey yapamamanın altında ezilirdi.
Hicretten iki yıl önce gerçekleşen Mekke’deki 2. Akabe biatına katılıp Peygamber’e (sav) destek vaadinde bulananlar arasındaydı.
Adı “Ebû Eyyûb el-Ensârî” diye anılan Hz. Hâlid bin Zeyd idi.
Hz. Hâlid, Medine’nin ileri gelen iki kabilesinden biri olan Hazreç’in Neccaroğulları koluna mensup ve hattâ Neccaroğullarının şerifi mevkiindeydi.
Hz. Peygamber’le birlikte Bedir, Uhud, Hendek, Hayber, Mekke’nin fethi ve Huneyn başta olmak üzere bütün savaşlara katıldı. Savaşlarda ona zarar gelmemesi için yanından ayrılmaz, hatta bazı geceler çadırı etrafında nöbet tutardı. Vahiy kâtiplerinden olması sebebiyle Hz. Peygamber zamanında Kur’ân-ı Kerîm ayetlerinin bir araya getirilmesine hizmet etti. Ashap arasında ilmiyle de tanındığı için kendisine sorulan dinî konularda pek çok fetva verdi.
Ebû Eyyûb Halid bin Zeyd hazretleri Hz. Ebû Bekir devrindeki savaşlarla Hz. Ömer devrinde yapılan Suriye, Filistin ve Mısır seferlerine katıldı. Kıbrıs seferinde de bulundu.
Medine âsilerin eline geçip Hz. Osman’ın namaz kıldırması engellenince herkes tarafından sevilip sayıldığı için Hz. Ali’nin tavsiyesi üzerine bir müddet imamlık yaptı.
Basra valisi olan Abdullah b. Abbas Basra’ya gelen Ebû Eyyûb’a, “Senin vaktiyle Hz. Peygamber’e yaptığın gibi ben de bugün sana hizmet etmek istiyorum” diyerek konağını ona bıraktı.
“İstanbul elbette fetholunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir!” (Ahmed 4/ 335) müjdesine nâil olabilmek için seksen küsur yaşında iken iki sefer İstanbul kuşatmasına katılmış ve sonradan gerçekleşecek fethin ilk neferlerinden olarak ruhunu bu yolda teslim etmiştir.
Hicret’in 52. senesinde Mısır’da katıldığı bu orduyla İstanbul önlerine kadar gelen Hz. Ebû Eyyûb, çarpışmalar sırasında hastalandı ve yatağa düştü. Hasta yatağından harbin seyrini takip ediyor ve bir an önce iyileşip savaşmayı arzuluyordu.
“Şayet burada vefat edersem, cenazemi hemen defnetmeyin. Ordunun gidebileceği yerin en ileri noktasına kadar götürün ve beni oraya defnedin.”
İşte Allah rasülünü Medine-i münevvereye ilk gelişi sırasında yedi ay evinde ağırlayan Eyüp Sultan hazretlerinin saltanatı esas vefatından sonra başlıyor ve yüz yıllardır Fatihin İstanbul’u fethinden sonra keşfettiği kabrinin üzerine yapılan türbesi her gün ve her saat hiç boş kalmayan ziyaretçileriyle gerçekleşiyor.
Bir buçuk saat süren namazdan sonra ruhani bir hava dışarıda da kendisini hissettiriyordu.
Simitçiler Eyüp Sultan simidi adlı simitlerini yığmışlar cemaatin çıkmasını bekliyorlardı. O andaki sıcak bir çayla simit bütün gıda değerlerinin ve damak tadının üzerindeydi.
Buradan ayrıldıktan sonra Saraçhane’deki Tokatlı Mehmet Emin Efendinin ve civarındaki büyük zatların kabirlerini de ziyaret ediyoruz.
Bu seyahatimizde Çamlıca’ya ve Taksime yapılan camiler in İstanbul’a yeni değer kattığını da gördük.
Çamlıca’daki altı minareli cami İstanbul’a en yüksekten bakarken istiklal caddesinin sol tarafındaki dev kilisenin tam karşısına sağ tarafa inşa edilen cami de bir eksikliği kapatıyordu.