Değerli gençler!

Sizler yeni filizlenen ağaç dalları gibisiniz, çok çabuk büyür, kol atar ve rüzgara göre yön değiştirme eğiliminde olabilirsiniz.

İslam’ı ana-babadan miras olduğu gibi kabul edersek yanılabiliriz zira beşer olarak onlar da İslami olmayanı İslami anlayarak sunabilirler. İslam anlayışı ve algımızı ana kaynakları olan Kur’an, Sünnet, Siyer ve ilmihal kitaplarından sağlam bir yapıya kavuşturmamız gerekir.

Her şeyi Kur’an’la çözerim gibi son derece kandırmaya elverişli bir söz de bizi yanıltabilir. Kur’an-ı çözmek için binlerce müfessir, on binlerce muhaddis ve yüz binlerce fıkıh âlimi 1450 yıldır uğraşıyorlar ve bu uğraşlarının meyvesini önümüze koymuşlardır.

Ama sen de bunlara katıl derinlemesine oku, aydınlan hatta onları da geç hiç kimse buna mani değil, ama sakın onlara dil uzatma!

Hiçbir kişiyi, kurumu, tarikatı, cemaati, devleti, imparatorluğu İslam’la özdeşleştirmeyin. Hiçbir kurum, kişi, cemaat ve tarikat da kendisini merkeze oturtarak diğerlerini tabi addetme lüksüne sahip değildir.

Geçmişte yaşanan: kişiler, âlimler, halifeler, devletlerarasındaki siyasi, şahsi ve dünyevi kavgalara dalarak tartışmaya girmeyin, bu olaylara bakarak İslam ve Müslümanlar hakkında kanaat oluşturmayın.

Müslümana bakarak İslam’a küsmek olmaz, İslamiyet Allahtan peygamberimizin bildirdiği gibi akappak ve lekesiz tertemizdir. Müslümanların lekesini ona yapıştırmayalım.

İslam’ın ana kaynakları olan Kur’an ve Sünnet Müslümanlardan idarecilere ve emir sahiplerine kesin itaat, teslimiyet ve biat ister. Bu itaat, teslimiyet ve biati kötüye kullanmaya en fazla meyledenler tarikatlar ve cemaatlerdir, bu konuda son derece hassas olmalıyız.

Bu hassasiyet bize hangilerinin İslam’ın ana caddesi olan Ehl-i sünnet camiasına uygun olup olmadığını öğretecek yegâne kıstastır. .

Kıbleye dönen, Allah ve son peygamberine iman eden hiç kimseyi tekfir etmeyin, şirk ve müşriklikle itham etmeyin, önce kendi hata ve günahlarımızla alakadar olalım.

Hiçbir etnik kökeni, ırkı, aidiyeti, kabileyi, aşireti ve toplumu diğerine üstün göremeyiz, Allah katında tek üstünlüğün ona yakın olmakla elde edileceğinin bilincinde olmalıyız.

Önce akrabalarım olan Türklerin maddi ve manevi ihtiyaçlarını göz önünde tutmalı. Bu nedenle Türk-Müslüman aydınların yapacağı Müslüman olmayanlara tebliğin önce Müslüman olmayan Türklerden başlamasını istemeliyiz.

Dünyadaki bütün Müslümanların birlik olmalarını, dünyaya tek güç olarak görünmelerini isteriz. Ama önce akrabalarımız olan Türklerin bir halkada toplanmasını, Turan birliğini

kurarak İslam birliğine katılmalarını umarız. Bu önceliğin sebebi: Allah Teâlâ’nın yüce peygamberimize: “Önce akraba aşiretlerini uyar (Şüara 214)” mesajıdır.

Müslüman olan bir Arnavut’u Müslüman olmayan bir Türk’ten üstün tutarız. Zira Allah insanları inanan ve inanmayan olarak iki topluluk halinde sunmaktadır. Halkların ve ırkların ortaya çıkışı tanışmak içindir.

İlham, rüya, vecd, keşif ve benzeri durumlar sadece sahibini alakadar eder. Bunları İslami kaynak gibi göstermeye, vaazlarda, sohbetlerde delil ve kaynak gösterilmesine karşıyız. Bu hallerin delil olma yolunda önü açılırsa en büyük fitnenin ondan kaynaklanacağını biliriz.

Hiçbir yazarın, allamenin, müceddidin, mütefekkirin bana vahy ve ilham geldi, yazdıklarım ilahi kaynaklıdır demesini ve bunları, yazdıklarının kutsiyetine inandırmak için kullanmasını kabul edemeyiz.

Hiçbir teşekkül ve gurubun kendisini İslam için olmazsa olmaz kabul etmesini doğru bulmayız, hiçbir İslam âliminin kendisiyle bazı makamların sona erdiğini iddia etmesini tasdik edemeyiz.

Hiçbir dini ve milli lideri, kahramanı putlaştırmayız, onların dediklerini ve kanunlarını tabulaştırmayız, yerlerinin doldurulamayacağına inanmayız.

Allah ve resulünün getirdiklerine eksiksiz iman eder, tek değiştirilemez ve dokunulamaz olarak kabul ederiz.

GENÇLERLE SOHBET- 3 - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Meram