1882 yılında Karaman - Ermenek - Davdas (Üzümlü) köyünde dünyaya geldi. Baba adı Ali’dir. 1945 yılında Konya - Karatay - Hayıroğlu köyünde (mahalle) 63 yaşlarında vefat etti. 01 Ağustos 2018 tarihinde Konya’da ikamet eden torunu Mehmet Campolat’ı da yanıma alarak Hayıroğlu mahallesindeki kabrini ziyarete gittik. Kabri, mahalle mezarlığına girince ana caddede bulunan ikinci çeşmeden sağa dönüldükten sonra sondaki iğde ağacının dibindedir. Mezar taşını damadı yaptırmış olup aynen şunlar yazılıdır: “Merhum Ali oğlu Abdülkerim Efendi Hoca Ruhuna Fatiha Doğumu: 1298 / 1882 Ölümü 02-08-1945 Ermenek Üzümlü Köyü” Şu anda sağ olan Davdaslı (Üzümlü) Derviş Kerim’i, Derviş Mehmed’i ve Derviş Ali’sinin (Cambolat) ana tarafından dedeleridir. Manisa’da tahminen 1900 ila 1930 arası 30 yıl medrese tahsili gördükten sonra İslami ilimlerde icazet aldı. Daha sonra geçirdiği bir hastalıktan dolayı ömür boyu ayağa kalkamaz duruma düştü ve bu halde 1945 yılında Konya Karatay Hayıroğlu köyünde ölünceye kadar yaşadı. Doğum yeri olan Ermenek’e bağlı Davdas köyünde evlendi, iki erkek beş kız olmak üzere yedi çocuğu olduktan sonra aynı köyde camide vaazlar verir ve halkı hüngür hüngür ağlatırdı. 1944 yılına kadar Davdas’ta ikamet edip çağrıldıkça civar köylerde eşeğe bindirilip götürülerek son derece etkili vaazlar verirdi. Vaazlarında şu anda yaşanan teknolojik gelişmelere işaret eden ayet ve hadislerden örnekler verirdi. Bunlardan bazıları şunlardır. Evin ortasında ateş yanacak ama hiçbir yere zarar vermeyecek. Her evde bir öküz olacak, öküzün boynuzları çatıdan, damdan görünecek, öküzü herkes dinleyip seyredecek. Dünyanın öte tarafındaki ses beri taraftan duyulacak. Bunları duyan deli dolu çocuklar ve gençler eğlenceye alırlar hatta ona deli derlerdi. Altında bir kır eşeği vardı, onunla akrabaları istediği köye vaaz vermeye götürüp getirirlerdi. Çocuklar iyice işi azıttılar ve bir gün onu deli, deli diye taşa tuttular. Kerim Hoca “Kalbin Cilası ve Ruhun Gıdası” adında basılmamış bir de eser yazmıştı. Civarda bulunan âlim ve hocalar da Kerim hocaya haset etmeye başlayarak onun kalbini kırdılar. Kerim hocanın sabrını taşıran son damla da bu olmuştu. Eşeğini, azığını hazırlattı ve Ermenek’i terk etmeye karar verdiğinde yakınları çok üzülmüştü, çocukları ve kızları “baba gitme” diye yalvardılarsa da kar etmedi. Onu hiçbir şey bu kararından vaz geçiremedi. “Benim tenim Davdasta kalmayacak” deyip Konya Karatay Hayıroğlu mahallesine gitmeye karar vermişti. Damadı onu 1944 yılı ortalarında kır eşeğine bindirerek Konya Karatay’a bağlı Hayıroğlu köyüne (mahalle) kadar götürdü ve geri döndü. Buraya hicretine sebep olarak bu civarda bulunan bir medrese arkadaşından gelen mektup olabileceği söylenmektedir. Başyayla’nın üstündeki Kaş oluktan son kez Navağı koyağına bakarken şöyle dedi: Allah bir daha senin yüzünü bana göstermesin! Vücudumu sana gömdürmesin! Buradan Konya - Karatay’a bağlı Hayıroğlu köyüne (mahalle) geldi, çeşitli, yerlerde eskisi gibi vaazlar vermeye devam etti. Hayıroğlu mahallesi büyükşehir yasasına kadar belediyelik büyük bir köydü, sonra mahalle oldu. Konya – Ereğli yolunda Sakyatan ve Yarma’yı geçtikten sonra sağda Çumra yolunda Ovakavağı Mahallesiyle karşı karşıyadır. Hayıroğlunda bir aile evini Kerim hocaya tahsis edip yakından ilgilendi. Ömrünün son demlerini burada geçirdi ve 1945 yılı sekizinci ayının ikisinde vefat etti. Kabri şu anda Hayıroğlu Mahallesi kabristanında olup oğlu tarafından yukarıdaki yazının yazılı olduğu mermerle yapılı haldedir. Köylülerin çok sevdiği Kerim Efendinin mezarı yakınına bir de ev yaparak kabre bakanın bedava oturmasını sağladıkları anlatılmaktadır