Teknolojinin en masum aletlerinden olan arabalar yerine göre her an dev bir bomba gibi bir ölüm makinesine dönüşmektedir.

Bugün birinci, ikinci hatta üçüncü dünya ülkelerinde dahi her evde, gelişmiş ülkelerdeyse her yetişkinin altında bir tane bulunan motorlu araçların kullanımı için mükemmel trafik yasaları evrensel boyutta yürürlükteyken kazaların önünün alınamamasının tek nedeni insan faktörüdür.

Bu cennet vatan ülkemizde neredeyse her bayram öncesi yola çıkacaklara kurallar hatırlatılır, aman dikkat! denir ama bayram dönüşü bütün medya tarafından “yollar yine kan gölü” manşeti atılır.

Halbuki Müslümanlar olarak en fazla dikkat etmemiz gereken İslam’ın geliş nedenlerinden de olan beş şeyi korumak (can, din, mal, namus- soy ve akıl) ana amacımız olmalı değil midir?

Tam tersine bütün Müslümanlarda bir lakaytlık ve vurdumduymazlık hakimdir. Bunun ana nedeni de kaderi ve kazayı yanlış anlamamızdır.

Bizler normal zamanlarda “kaderde ne varsa o olur” der, olağanüstü zamanlarda da “mukadderat işte” demeye devam edersek halimizde bir gelişmenin olmayacağı kesindir.

Ey Müslüman! Sen kaderini okuyabiliyor veya görebiliyor musun ki böyle diyorsun? Sen her şeyin en mükemmel olması için gayret etmek zorunda değil misin?

Ayrıca görmediğimiz bilmediğimiz ve hakkımızda yazılı olan o kaderin kötüye çıkması değil iyiye çıkması için hem maddi hem de manevi çaba harcamamız gerekir.  

Harcayacağımız çabaların hakkımızda yazılmış olan kaderi değiştirebileceğini biliyor musun? İslam alimleri bu durumu “Tedbir takdiri bozar” ifadesiyle yazmışlardır.

Türkiye genelinde geçen yıl (2017) meydana gelen 410 bin 367 trafik kazasında 3 bin 530 kişi hayatını kaybederken, 303 bin 663 kişi de yaralandı. Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarına neden olan unsurların başında ilk sırayı sürücüler alırken bunu sırasıyla yaya, yolcu, araç ve yol takip etti.

Sürücülerin arkalarında dizili koltuklarda taşıdıkları yolcular hususunda apayrı bir sorumlulukları vardır. Aşağıdaki ayette de açıkça ifade edildiği gibi şoförün uyumasının ve ya başka hatalarının sonucu ölerek ceza çekmeye bu insanlar layık değildir.

“Hiçbir günahkâr da diğerinin günahını çekecek değildir” (Zümer – 7)

TRAFİK KAZALARI

Can Allah’ın bizlere verdiği bir emanet

Kullara yakışır mı, ona etmek ihanet?

Bitiriyor insanı büyülü direksiyon

Bu kadar mı caziptir, bu acılı aksiyon?

 

Yakar her gün canları trafik kazaları

Böler aileleri, parçalar azaları.

Kes hızını ciğerim! Sevdiklerini yakma!

Önüne ve yola bak, telefonuna bakma!

Direksiyon olamaz yeri asla uykunun

Mekânı başka yerdir heyecanın, duygunun.

Ey şoför mahallinin genç ve dinamik canı

Kolla, gözet lehine her anı, her zamanı.

Çalmasın kapımızda ani ecel çanları

Vermeyelim caniye bu emanet canları.

Bütün günahlara, hatalara af var da

Trafikteki hata koyar insanı zorda.

Mukadderat, kaza ve kader sözlerini

Ederek dövdürmeyin akraba dizlerini. 

Zaten her gün alıştık yirmilik civanlara

Bir de alışmayalım ölen bunca canlara!

Ana rahminde cenin, ana kucağı canlar

Üzeri gelinlikle ne tazecik kurbanlar.

Bu nasıl bir kaza ki kadısı insan kendi

Her gün onlarca ölü, ruhu sağlar tükendi.

Nedir bu son sürat, nereye hızlı gidiş?

Nedendir bu hayata aniden veda ediş?

Ciddi ciddi olalım direksiyon başında

Kimsenin hakkı yoktur gitmeye genç yaşında.

Zihninle, yolda iken başka yerlere akma!

Dertleri, kederleri kafana asla takma!

Yollara düştüğünde aman aman yarışma!

Zamansız ölenlerin arasına karışma!

Sevimli bir can iken sakın canavar olma!

Yoldurma saçlarını ve kendin de yolma!