KONYA KALESİ

Konya kalesinin yapanı Yenevan tarihi yazarının sözüne göre Hrakilan oğlu Aleksandran oğlu Neşandır.

Sonra hazreti Ömer’le yazışmaları vaki olan meşhur Kayser ikinci defa tamir etmiştir.

Buraya Ümmet-i Muhammed’den (SAV) ilk gelen Selçuklulardan Alaeddin Keykubad’dır. Bunlar Rum (Anadolu) Selçuklularındandırlar.

Selçuklular Mahan diyarından Danişment hanedanıyla gelip Azerbaycan memleketlerini fethederek amca çocukları Çoban Bayı buraya hâkim olarak atadılar. Ancak bu aralık İran’da Ebu Said Cihangir padişah olduğundan Çoban Bay veziri makamında idi. Bunun evladına Âl-i Çobaniyan (Çoban oğulları) derler.

Sonra Ebu Said Âl-i Çobaniyanla bir kız olayından dolayı Pasin ovasında savaşa tutuşup Selçuk ve Danişmentler yardım ettilerse de yine Çoban oğulları hezimete uğrayıp devletleri Akkoyunlulara geçti.

Danişmentlerle Selçuklular ilerleyerek Sivas ve Amasya’yı ele geçirdiler ki Danişmentler burada kalıp Ilgın Niksar şehrini başkent edindiler. Sonra bunların yardımıyla Selçuklular Konya’yı ele geçirip burada bağımsızlıklarını kazandılar ki bunların son zamanlarında da Osman Gazi davul ve sancak sahibi oldu.

İşte Konya kalesinin üçüncü yapıcısı da Selçuklulardan Sultan Alâeddin’dir.

 

KONYA KALESİNİN ÖZELLİKLERİ

H 569 (m 1174) tarihinde düzgün taşlarla Sultan Mesut oğlu İzzeddin Kılıçaslan güçlendirerek kalenin dördüncü banisi olmuştur.

Kılıçaslan bir eyvan ile bir Sultana ait divan odası yaptırmış idi ki o zamanda İran’daki Kisra sarayından izler verirdi. Depremle yerle bir olunca Selçuklu Keykubad’ı onartarak büyük bir hendek inşa ettirdi ki derinliği 11, genişliği 50, sur boyu da 30 saltanat ziraı idi. (saltanat ziraı 76 cm’dir) Dışarı katındaki hisar duvarı baştan başa 10.000 germe adımdır.

At Pazarı kapısı (Kapı Camii civarı) üzerine kuru bir at kafasına gem vurup ibret için zincirlerle asılmış durumdadır. Binici olan bu memleket halkına öğüt için konmuştur. Yani avrada ve ata güvenmeyip at kuru kafa olursa da başından gemi ve yuları eksik etmeyin, demektir.

İç kalenin büyüklüğü bilinmemektedir. Bu kale Selçuklular devrinde 12 kapılı idiyse de Osmanlılar zamanında dördü bırakılıp diğerleri kapatılmıştır. Dört tarafı beyaz mermerle kaplanmış, pırıl pırıl, üstün ellerde üretilen dev bir sanat eseri olan kale, el emeği nakışlarla süslenmiş bir yapıdır.

Son olarak Gıyaseddin oğlu Alaeddin Keykubad Sultan tarafından yeniden bina edilmiştir. Sonra Erzurum taraflarında yağma ve talan arttığından oraya gidip intikam almak üzereyken babası Alaeddin ölmüştür. Anadolu Selçuklularının en son sultanı bu Alâeddin’dir. Anadolu

Selçukluları tamamı 14 padişahtır. 699 tarihinde Ertuğrul Beyin Osman Bey hutbe okutup sikke bastırıp Osmanlı devletinin başında emir olmuştur. Ancak Konya havalisi Karamanoğullarının elinde kalıp Kosova meydan savaşında Murad Hüdavendigar şehit olduktan sonra evvelce Osmanlılara itaatkâr olan bu Karamanoğulları da isyan etmiştir.

Bunun üzerine 792 / 1390 tarihinde Yıldırım Bayezid han deniz misali kalabalık bir orduyla yıldırım gibi yetişerek Konya kalesini aman ve zaman vermeden fethetmiştir. Artık bu tarihten sonra kadim Selçuklu başkenti, Karaman ili, güvenlik yurdu Konya Osmanlı kentlerinden oldu.

Kanuni Sultan Süleyman tahrirat defterine göre Karaman eyaleti namıyla ayrı bir eyalet olup paşa karargâhıdır. Paşanın hass-ı hümayunu altı yük, (yük Osmanlılarda muhasebe ölçü birimi) atmış bin yetmiş akçedir. 2000 askerle eyaleti zabt edip 50 000 kuruş elde ederek gider. Bu eyaletin hazine defterdarı, defter kethüdası, defter emini, çavuşlar kethüdası ve çavuşlar emini vardır. Karaman eyaletinde yedi sancak vardır, evvela Konya şehri paşanın karaghı sancaktır. Kayseri, Niğde, Beyşehir, Kırşehir, Akşehir ve Aksaray diğer sancaklardır.

8 zeameti (geliri 20000 akçeyi geçen arazi birlikleri) , 2111 tımarı (geliri 20000 altındaki arazi birlikleri) vardır.

Karaman eyaleti defterdarının hassı (Osmanlı İmparatorluğunda devletin büyüklerine ayrılan yıllık geliri yüz bin akçadan fazla olan arazi) 65000, defter kethüdasının hassı 65000 olup tımar defteri de böyledir.

Alaybeyi, çeribaşı ve yüzbaşıları vardır. Bu eyaletteki tımar ve zeamet sahipleri savaş sırasında cephane ve askerleriyle beraber paşa da dâhil bin güzide kılıç askeri olur. Eğer herhangi bir tımar sahibi askeriyle savaşa katılmazsa tımar elinden alınarak başka birisine verilir.

Konya 500 Akçelik mevleviyettir. Nahiyelerinden kadısına adalete uygun olarak yıllık 20 kese hâsıl olur.

Mezhepleri Hanefi’dir. Nakibü’l-eşrafı, a’yanı, âlimleri ve Salihleri vardır. Mevlevi fakirleri de pek çoktur. Ordu mensubu fazla olduğundan asker kethüda yeri, yeniçeri serdarı yerine büyük bir yeniçeri çavuşu ve idari işlere bakan muhtesip ağası ile üç yerde şehir başkanı, şehir emniyet müdürü, vergi toplama memuru, kale komutanı, 40 parça büyük – küçük topları ve yeterli cephaneleri vardır.

KONYA CAMİLERİ

ALAEDDİN CAMİİ

En eski cami İç kalede 1. Sultan Alaeddin camiidir ki dillerin anlatamayacağı kalemlerin yazamayacağı kadar mükemmel bir sanat eseridir.

Ancak iç kalede olmasından dolayı cemaati yoktur. Bu iç kale yüksek bir yerdedir (Alaeddin Tepesi) ki mükemmel cephanesi ve topları vardır. Bu kalenin doğu ve kuzey tarafları güllük bir ovadır.

SULTAN SELİM HAN CAMİİ

Birer şerefeli iki minareli, haremi geniş, özel kurşunla örtülü oldukça aydınlık bir camidir.

Konya’nın Mescitleri de çoktur. Medreselerinin en meşhuru Nalıncı medresesidir. 11 adet Daru’l-kurrası vardır. Üç adet Daru’l-hadisi mevcuttur. 170 yerde sıbyan mektebi vardır.

Her sene surre ve yardımları verilen 40 kadar derviş tekkesi vardır. Bu tekkelerin en ünlüsü hazreti Şems-i Tebrizi tekkesidir ki yüksek bir kubbesi olup burada da Mevlana Ayinleri sürdürülür. Şems-i Tebrizi tekkesi mahkemeye yakın eski bir tekkedir.(Şerafeddin Camii arkası)

Konya’nın devamlı akan çeşmeleri de çoktur, bunların tamamının kaynağı Meram dağlarındaki Taksim kubbesinden gelir. 300’ü aşkın tertemiz su sunan sebili vardır. 11 adet ziyafet yurdu – imareti vardır. Her an yemek dağıtanlar ise Mevlana Dergâhı tekkesi imaretiyle Kanuni Sultan Süleyman han imaretidir.

Hamamlarının en ünlüsü Asitane Hamamı olup havası ve suyu hoş çok güzel bir eski hamamdır. Kale içindeki Sungur hamamı da böyledir.

Vilayet ileri gelenlerinin verdikleri bilgiye göre saraylarda yekûn 80 kadar hamam mevcuttur. 340 kadar bağlı, bahçeli, akarsulu yüksek sarayları vardır.

Paşa sarayı meşhurdur.

Hanlardan At pazarı kapısı dışında Bağdat Fatihi Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Kösem Sultanın yaptırdığı Büyük Han meşhurdur. Ayrıca 26 adet han daha vardır.

Bedestendekiler de dâhil toplam 1900 yüksek dükkân vardır. Yüzlercesi baştan ayağa mamur olup kagir yapıdır. Kagir yapı ve demir kap .

Sipahi Pazarı Saraçhanesi, Tahtakale’si bakımlı ve süslüdür.

Hava ve suyunun güzelliğinden Konya halkı son derece sağlıklı ve kuvvetli bir bünyeye sahiptir. O kadar yaşlı ve uzun ömürlü olurlar ki kuvvetleri gitmiş, ömrü 170’e yetmiş, güç ve takatleri bitmiş oldukları halde yine dinç olurlar.

KONYA’DA SANAT VE GİYİM

Âlimleri, efendi, şerefli ve olgun adamlardır.

Konya’nın helvacı ve berber gençleri dünyaca tanınırlar.

Konya eşraf ve ayanının (şehir ileri gelenlerinin) başında hazreti Mevlana torunu Halim Çelebi gelir. 20 adet kadar Eflatun ve ibn Sina’dan nişan verir, hazık doktor, cerrahi müdahale eden hekimi vardır.

Sohbet etme imkânı bulduğum adamlar arasında duası makbul kişiler vardı.

Ordu mensupları tamamen samur kürk ve değerli kumaşlardan elbise giyerler.

Âlimleri rengârenk yün ve Molla gibi bezler giyerler.

Sanat erbabı ve esnaf tamamen Mevlana hayranı olduklarından Mevlevi külahları üzerine sünnete uygun Muhammedi beyaz sarık sararlar.

Konya halkı hep Türk’tür. Ağzı laf yapan dili ve anlatımı düzgün adamları vardır. Gerçekten gurbetçileri seven, dost adamlardır.

Konya’nın havası ve suyu her yerde övülen bir durumdur. Dünyaca ünlü Ma’aratü’n-Numan ve Haleb-i Şehba’dan daha güzeldir derler. Gerçekten de Konya’da seher vaktinde saba yelinden, insan taze bir hayat bulmaktadır.

İç kale dışında su taksimi için bir kubbe yapılmıştır. Bu kubbeden 366 ayrı lüleye su dağıtımı yapılmaktadır. Şehrin bütün cami, mescit ve elitlerin oturduğu saraylara su buradan gider. Bu suyun da kaynağı Meram dağlarıdır.

2700 su kuyusu vardır ki bunlardan bahçe ve bostanlar sulanır. Bütün ağaçlar ve bitkiler bunlarla yetişir.

Konya şehri 5. iklimin ortasında olup yazı ve kışı ılımandır.

Yedi türlü başak veren buğdayı olup deve dişi denen yüksek kalitede bir türü ancak Şam civarındadır. Ama arpası yağlı olduğundan ata çok vermemelidir.

Konya hububat ve otları fazla, yaylaları geniş, bereketli ve ganimet bir şehirdir.

Sarrafları, kuyumcuları, külahçıları, terzileri ve berberleri meşhurdur. Debbağları Osmanlı ülkelerinin en maharetli deri işleyicileridir.

Meram dağında bir çeşit çiçek yetişir ki Nil rengindedir, debbağlar deriyi bu çiçekle işleyerek gök mavisi, şeftali çiçeği sarısı, turuncu ve kırmızı sahtiyan imal ederler ki Konya dericilerinin ürünü bu sahtiyanlar Arap ve Acemde bilinir.

(devamı var)

EVLİYA ÇELEBİ KONYA’DA - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
15 EKiM