Tek amacı İslam’a ve memlekete faydalı nesiller yetiştirmek olan müesseseler öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kermeslere devam ediyor.

Önceki gün bu hayır kermeslerinden birisine ailecek gittik. Kapıdan itibaren her şeyin İslami bir çerçevede uygulandığına şahit olmak bizleri son derece mutlu etti.

Ortaya kurulan yemek bölümünde tavuk ve et ürünü yemekler vardı. Tavuk etleri kesinlikle gezen ve elle kesilip tek tek kuru olarak elle yolunan tavuklardan elde edildiği belgeleniyor.

Müessesenin havlusuna girdiğinizde sizlere levhalar yol gösteriyor: erkeklerin ve kadınların yemek ve alışveriş yapacakları bölümleri ayrı ayrı gösteren levhalar, ailecek yemek yenecek bölümü gösteren levhalarla yerini belirledikten sonra kasadan fişini alarak yemeğini alıyorsun.

Burada aile bölümünde her masanın arasının bölünmesi ve kimsenin kimseyi görmemesi aile mahremiyeti bakımından göz yaşartan İslami bir uygulama olarak dikkati çekiyor.

Hayra dönük olan bu kermeslerin amacı fakir öğrencilere okuma imkânı sağlamaktır. Bunun yanında ucuz alış verişe, yerel gıdaları tanımaya ve aynı rahle önünde diz çöken arkadaşların buluşmasına güzel vesilelerdir.

Her Alanda İslam’a Uygunluğun Şahidiyim!

Yıl 1970 bir Eylül günü Dereden Topraklık Kur’an kursuna yatılı olarak nakil olunuyoruz.

İptidai dersleri tamamladık artık tekâmül altına gelmiştik. Kısa bir duraksamadan sonra konuya hâkim olarak derslere intibak ettik.

Üzerimde “kişilik” bir elbisem yoktu çarşı izinlerine pejmürde olarak çıktığımı gören Sadullah hocam öğrencilere söylemiş, aralarından birisi bana bordo renk bir takım elbise hediye etmişti, hatta bedeni büyük olduğundan küçülterek giymiştim. Merhum İzzet Tekeli Hocamız için mevcut bisikletine “Tas Motor” almak için arkadaşlar aralarında 25’er kuruş toplamışlardı onu da verememiştim.

Bu müessesede geçen üç tam yılın bir gününün hikâyesi:

Sabah namazında nöbetçiler tek tek herkesi kaldırırlardı, namaza hazırlanır ve İbrahim Dinç hocamızın imamlık yaptığı karşı binaya geçerdik. İbrahim hocamız tüm talebelerin geldiğinden emin olmadan farza başlamazdı. En ön safta merhum, bu müesseseye adını veren İsmail Yakutlu amca bulunurdu.

Namazdan sonra ilkbahar mevsiminde sabah uykusu çok tatlı olurdu. Her halde ve şartta sabah namazından sonra Ayete’l-Kürsi ya da Yasin-i Şerif hatmi okurduk. Bu hatimlerden sonra uzun uzun ümmet-i Muhammed’in a.s. selameti için dua ederdik.

Öğleden önce ve sonra dershanelerdeki halkalarda yerlerimizi alır hocalarımızı beklemeye başlardık. Hocamız kapıdan girerken ayağa kalkmaya yeltendiğimizde “oturun oturun” diye işaret eder ve en öndeki rahlesine geçerdi. Kim var kim yok gözleriyle kontrolden sonra ibareci kim ise okumaya başlamasını isterdi. Gerek izhar, kafiye gibi alet ilimleri derslerinde gerek Nuru’l-İzah ve Kuduri gibi fıkıh dersleri sırasında geçen şahitleri (ayet-hadis-şiir) anlatırken doyumsuz sohbetlere dalarlardı, bu esnada bizlere İslam’ın en doğru yüzünü anlatırlardı.  

İkindi namazı vakti gelirdi ama o sırada tam dersin ortasında olurduk. İşte hocalarımız bizlere şu ayeti okuyarak derhal camiye cemaate yetişmemizi isterlerdi: “Namazlara ve orta namaza devam edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.” (Bakara/238) buradaki “orta namaz” ikindidir buyururlar onun iş ve ders ortası denk gelmesinden dolayı ilahi hitapta beşten ayırarak vurgulandığını ifade ederlerdi.

Akşam namazından sonra Evvabin, Sabah namazından bir saat sonra Duha, gece bir müddet uyuduktan sonra kalkarak Teheccüt namazını ihmal etmemeye çalışırdık. Ayrıca akşamla yatsı arası her gün hatm-i hacegan ve ya hatm-i kadiri okurduk. Bu hatimlerden sonra uzun dualar yapılırdı bu duaların en gözde cümlesi şuydu: “Allahümme’cma’ evlâde ümmet-i Muhammed’in alâ nur-i kitabik” yani: ey Allah’ım! Muhammed aleyhisselam ümmetini Kur’an’ın nuru etrafında topla.

Akşam ile yatsı arasının en keyifli anları müzakere saatleriydi, şimdilerde etüt dedikleri bu kelime talebelik hayatının olmazsa olmazıydı her akşam. Dershanelerde müzakereci denilen ders başkanının rahlesi etrafında halka olan talebe anlayamadıkları yerleri daha rahat sorup tartışabilirlerdi bu esnada.

Mübarek gün ve gecelere apayrı bir önem verilir başta tespih namazı olmak üzere manevi havayı yoğunlaştıran ibadetler yapılırdı. Bu müesseselerin İslami hayat tarzı ve eğitim faaliyetleri yüce peygamberimizin (sav) evinin ve mescidinin bitişiğine açtığı Ashab-ı Suffeden farksızdı.

KERMESLER VE İSLAM’A UYGUNLUK - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
15 EKiM