İltica: ölüm korkusuyla yurdunu terk ederek başka bir ülkeye sığınmak demektir, bu durumda sığınma ile eş anlam taşır.

Mülteci: iltica eden, ülkesini hayati endişe nedeniyle terk ederek başka bir memlekete sığınan demektir.

Ankara’da MUDEM (Mülteci Destek Derneği ) in AB finansörlüğü altında gerçekleştirdiği dört günlük (11-14 Ekim 2018) “Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları” na gazetemiz Rasyonel haber yazarı olarak katıldım.

Toplantılarda Konya’dan diğer basın kuruluşları temsilcileriyle beraber on kadar gazeteciydik.

Sekiz haftaya yayılan dernek programının bu haftasında Diyarbakır, Adana, İstanbul, Sakarya, Osmaniye, Bitlis vb. illerden yüz gazeteci birbirimizle tanışma ve sohbet imkânı bulduk.

İnşallah önümüzdeki günlerde İltica, Muhacirlik, Mültecilik ve sığınma konusunda terminolojik incelemeleriyle beraber Türkiye’de yapılanlar, yapılamayanlar ve yapılması gerekenler hakkında bilgi alışverişinde bulunacağım.

Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları

04 Ekim – 02 Aralık 2018 tarihleri arasında bütün Türkiye basın kurulularından bir temsilci katılarak icra edilen toplantılar bu yıl Ankara’da yapıldı.

Halk arasında mülteci algısında önemli yeri olan medyanın mülteci terminolojisi hakkında aydınlatılmasını amaçlayan toplantıların 11 – 14 Ekim arasın gurupta ben de bulundum.

Üç gün boyunca yapılan toplantılarda ünlü yerli ve yabancı basın mensuplarının bu konudaki brifingleri alındı ve soru – cevap fasıllarıyla konu derinlemesine incelenendi.

Ayrıca AB Türkiye direktörü ve sözcüsü mültecilere yardım programları hakkında bilgi verdi. AB ülkelerine Türkiye’den mülteci akınını önlemek için yaptıklarını ve yapacaklarını anlattı ve bu hususa 6 milyar avro ayırdıklarını anlattı. Bu arada ülkemizde yaygın olarak desteklenen AB projelerinin aslını da ilk sesinden dinlemiş olduk

Git Gel Konya Ankara 7.5 Saat

Otobüs yolculuklarının YHT ile biraz gerilediğini düşündüğümüz bu yıllarda son Ankara seyahatimde bunun tam tersi olduğunu gördüm.

Her ne kadar biraz zamandan ve nakitten tasarruf olsa da, yalnız olanların tekli koltuklarda oturması, özel Sımroll’ardan bütün medyanın izlenebilmesi ve her alanda güzel filmlerin seyredilebilmesi bu algımı değiştirdi.

Otobüste Bilim – Kurgu dalında seyrettiğim iki film bende şu intibaları uyandırdı:

Bütün dünya; bilim adamlarıyla, teknolojileriyle, din adamlarıyla, sanayiiyle ve devlet adamlarıyla dünyayı nasıl yok ederiz mantığı üzerine çalışıyorlar.

“Mutasyon, bireyde canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan DNA molekülünün; radyasyon, X ışını, ultraviyole, ani sıcaklık değişimleri ve kimyasallar sonucunda bozulmaya uğramasıdır.

Mutasyonlar, genetik bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, kopmalara, yer değiştirmelere sebep olur ve bu çoğu zaman yüksek tahribatlarla sonuçlanır. Bu durumda canlının protein veya enzim yapısı ve beraberinde metabolizması değişir. Genlerde meydana gelen bu değişmelere ‘mutasyon’ denirken, mutasyona neden olan maddelere ‘mutajen maddeler’, mutasyona uğramış gene de ‘mutant gen’ denir.”

Filmler mutantların üçüncü dünya savaşını konu alıyordu, bu arada ünlü bilim adamının dediği “dördüncü bir dünya savaşı ancak oklarla yapılabilecek” gerçekleşiyordu.

Bugün ABD’de evanjelistlerin kışkırttığı armageddon savaşı çığırtkanlığı “dünya nüfusunu hususi çıkarılan savaşlarla 500 bin seviyesine düşürerek daha mutlu bir dünya yaşamalarını sağlamakmış!

Allah dünyalılara Amerikan, Rus, Çin, İngiliz, Alman ve Fransız güdümünden kurtularak gerçek bir BM etrafında toplanmak nasip etsin!