Suriye’den altı milyon insan sınır dışına çıktı, altı milyonu da ülke içinde yer değiştirdi.

Altı milyon mülteci Suriyeliden 3.6 milyonu Türkiye’de iki milyonu Ürdün’de kalanı da Lübnan ve benzeri ülkelerde mülteci durumundadır.

04 Ekim – 02 Aralık 2018 tarihleri arasında bütün Türkiye basın kuruluşlarından bir temsilci katılarak icra edilen toplantılar bu yıl Ankara’da yapılıyor. 11-14 Ekim arasındaki seminer ve panellerde ben de vardım.

Üç gün süreyle yapılan toplantılarda BM Mülteciler Komiserliği Türkiye direktörü, AB mültecilere finansman direktörü, Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Mehmet Akarcalı, Arap gazeteciler, ulusal basının Ankara temsilcileri, UNİCEF temsilcisi ve MUDEM yetkilileri basın mensuplarını aydınlatan konuşmalar yaptılar.

AB’nin de ABD’nin de insan sevgisi ve insana bakışı çıkara bağlıdır. İnsan sevgisi insanlara kucak açmakla olur bunu en iyi Türkiye ve Türk milleti yapmıştır, bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinden Almanya sadece 500, Kanada 200 diğerleri de daha az sayıda mülteci kabul ettiler ve bize aman sizden deniz ve kara yoluyla dışarı çıkmasın diye yardım edeceklerini vadediyorlar.

Mültecilerin amacı hayatlarını kurtarmaya muhacirlerinki ise daha iyi bir hayat aramaya dönük olduğunu beliyoruz. Mültecilik ve muhacirlik hareketinin önemli bir sebebi de hükümetlerini ve yönetim biçimlerini değiştiremeyen kitlelerin ülkelerini terk ederek vatan değiştirmesi eylemidir.

Mültecilere ve ülkemize gelenlere, bize sığınanlara karşı çıkarken bazı gerçekleri göz önünde bulundurmak gerekiyor. Mesela Alanya’da Alman Mahallesi Marmaris’te İngiliz Mahallesi vardır, buna kimse ses çıkarmamaktadır.

Zira onları altın yumurtalayan tavuk olarak görüyoruz oysa aynı şeyi fazlasıyla bize sığınan dört milyon insan için de düşünebiliriz. Mesela etik bakımdan tartışılsa da Türkiye ekonomisinin ucuz işçilikle krizleri kolay atlattığını söyleyenler vardır.

Zamanla Almanya, Hollanda ve Fransa ekonomilerini birinci lige taşıyanlar da hep başka Türk işçileri olmak üzere yabancı işçi istihdamı değil midir?

Türkiye’deki mülteci ve muhacirleri dışlarsak onları hor görür ve aramızdan soyutlarsak kendilerine gettolar oluşturarak daha tehlikeli bir hal alabilirler.

Türkiye’ye sığınanların tamamına yakını düzensiz göçmenlerden oluşmaktadır. Bu göçmenleri ya bütünleşerek ya da en kısa zamanda geri göndererek bir çözüme kavuşturabiliriz.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin kuruluş tüzüğünün 1. Maddesine göre, Yüksek Komiserliğin ana görevi, mültecilere uluslararası koruma sağlamak; hükumetlere yardım ederek mültecilerin gönüllü geri dönüşlerini kolaylaştırmak ya da onların toplumla bütünleşmelerini sağlayarak, mülteciler için sürekli çözümler aramaktır. Yüksek Komiserliğin işlevi, tamamen siyasi olmayan; insani ve sosyal olarak nitelendirilir.

Koruma işlevini yerine getirmek konusunda, Yüksek Komiserliğin görevleri, tüzükte yer aldığı gibi şunları içermektedir:

Mültecilerin korunması için uluslararası anlaşmaların sonuçlarını ve onaylanmalarını desteklemek, başvurularını denetlemek ve iyileştirmeler yapmak;

Mültecilerin durumlarını iyileştirmek için önlemler almak ve önlem alınması gereken durumların sayısını azaltmak;

Gönüllü geri dönüşleri ya da yeni toplumlarla entegrasyonu destekleyen çabalara yardımcı olmak;

Mültecilerin, Devletlerce kabulünü desteklemek;

Mültecilerin varlığının aktarılmasını kolaylaştırmak. Hükumetlerden topraklarındaki mültecilerin sayısı, koşulları ve ilgili yasa ve düzenlemeleri içeren bilgileri elde etmek;

Hükumetler ve hükumetler arası örgütlerle yakın temas halinde olmak;

Mülteci sorunlarıyla ilgilenen özel kuruluşlarla iletişim haline geçmek;

Kişisel-küçük çaplı çabaların koordinasyonuna destek olmak.