İnsanoğlu farklı mizaçlarda yaratılmış, mütevazi olabildiği kadar kibirli de olabilmektedir.

Tevazu sahibi insanlar toprak kadar değerlidir. Tüm güzellikleri onda müşahede edebilirsiniz. Kibir sahibi olanlar; Şeytani bir görüntü içerisinde olup, kendisinin acziyetinin farkına varamayacak kadar tüm benliğini kibir kaplamıştır

Kibirli olmak; biz faniler, topraktan gelip, toprağa dönecek insanlar, ölümlüler için üstün bir meziyet asla değildir. Nefes almakta zorlanan, Rabbimizin müsaade ettiği kadar hareket edebilen ölümlülere mütevazi olmak yakışır.

***

Ahlak-ı hamide içerisinde sayılan tevazu; mütevazi olan, her şartta ve ortamda kibirli olmayan, tepeden bakmayan, hal ve davranışları ile imrenilen, beyefendi ve hanımefendi tabir edilen,  kişilerin özelliğidir.

Tevazu; alçak gönüllülüktür. Varlıklı olduğunu belli etmeyendir. Tevazu, kibir ve gururun tam zıddıdır. Aranılan, güvenilen, itibar edilen kimselerin özelliğidir. Gösterişten uzak, samimi ve içten davranmaktır tevazu. Ne oldum delisi olmamaktır. İnsanları olduğu gibi kabul etmek, anlayış göstermek, tolere edebilmektir. Tevazu sahibi olan insanlar; dost canlısıdır, iyi ve kötü günde de hatırlanan ve hatırlayandır.

Mütevazi olanı, hem rabbimiz, hem de insanlar severler. Tevazu hali, toprak gibidir. Her şeyi  kabul eder, kinini kusmaz, affedicidir, kırıcı değil, yapıcıdır. Bütün güzellikler tevazuda gizlenmiştir. Bütün çirkinlikler de kibir de gizlenmiştir. Tevazu “Yunus” olabilmek, “Mevlana” dili ile konuşmak, ana yüreği gibi yumuşacık olabilmektir. Hak aşığı olmanın yolu, tevazu köprüsünden geçmektir.

***

Kibir; büyüklenmektir. Şeytanın özelliğidir.  Allah’a şirke kadar götüren, kötü ahlâkın en başta gelenidir. Kibrin karşıtı tevazudur. Kul olmanın, Abdullah olabilmenin koşuludur, tevazu. Haddini ve hududunu bilebilmektir. Topraktan, çamurdan yaratılan insanoğlu, küçük dağları ben yarattım der gibi tavırlara, hallere bürünmekte, dünyanın vazgeçilmezi olarak kendini görebilmekte, ölünce tekrar toprak olacağını hiç aklının ucuna dahi getirememektedir.

Tevazu; öfkenin, hırsın, tamahkarlığın, kibrin panzehridir. Mütevazilikte kamil oldukça, ruhunun kemale erdiğini; gönlünü kilim gibi döşedikçe, farklı gözlerle dünyayı ve alemi temaşa ettiğini fark etmektir. Güneş ışınları yeryüzüne temas ederek, ısısını ve ışığını  hissettirirse, insan da toprak misali olmaya başladığı zaman, gerçek bedeni (ruhu) yükselecektir. Ne kadar tevazu o kadar yükselmek, ne kadar kibir o kadar alçalmaktır.

Hasıl-ı kelam; Hz. Mevlana’nın şu güzel öğüdü ile nihayet verelim. “Tevazuda toprak gibi ol.”  Ey azizler; ”Toprak olalım ki gül bitsin bizde. Çevremize o güzel gülün rayihasını yayalım da feraha erelim.” Huzurda, sabırda, hamd ve şükürde daim olmamız dileği ile…

Ey Allah’ım; kötü ahlâkın başı olan kibir hastalığından bizleri muhafaza eyle… Amin.