Akdeniz’ in, Ege’ nin derin ve soğuk sularında gün geçmesin ki botlar batmasın!

Binlerce masum insan; vatanından, yurdundan koparılmış. Bir umut kurtuluş kapısı olarak, Avrupa’ya ulaşabilmek için ilkel deniz taşıtları ile kapasitesinin çok üzerinde çoluk, çocuk balık istifi doldurularak, ölüme gönderilmektedir.

Akdeniz’in, Ege’nin göçmen mezarlığı olmasında paragöz simsarların rolü çok fazladır. Kişi başı hatırı sayılır, paralar karşılığı organizatörler bile bile masumların ölümünden nemalanmaya aralıksız devam etmektedirler.

***

Önceki gün haberlere yansıyan, yaşadığımız elim olayda, alabora olan bottan denize düşen insanları kurtarmak için bir trafik polisinin çabasını gördük. Küçük kızı yaşatabilmek için nasıl da çırpınıyordu?

Kandan beslenen vampirler için Akdeniz’in mülteci mezarlığına dönmesi, onların vicdanlarına tesir edebilir mi? Sözde medeni batı duyarsız, kör ve sağır…

***

Afganistan, Suriye, Irak, Afrika’dan… binlerce mülteci iç savaş ve emperyalist sömürünün zulmünden kaçmak için denizi geçmek mecburiyetinde! Geçmek kolay mı? 10 kişilik bota, 30 kişi binerse sonuç ne olur? Denizler mülteci mezarlığı olmaya devam eder.

Haberlerde gördüğümüz kurtarma vakıalarından başka belki yüzlercesi olmakta, kimseden habersiz derin sulara acı dolu bedenleri gömülmekte…

***

Ege kıyıları mültecilerle dolu. Fırsatını bulan, botlara binebilen, nereden bilebilecek,  azgın dalgalara karşı korunaksız olan botların dayanamayacağını? Dayanabilir mi? Bot bu, kaç kişiyi kaç mil taşıyabilir? Onca acı yüklü bedenleri taşımak mümkün mü?

Hasıl-ı kelam; Akdeniz, Ege… mülteci mezarlığı olmaya devam ediyor. Sözde medeni batı da acı dolu bedenlerin yok oluşunu sadece ve sadece izlemekle iktifa ediyor.