Hayırlı cumalar değerli okuyucularım!

İslam devletlerinin savunmalarını yabancı ülkelere özellikle ABD'ye havale etmekle 1450 yıllık İslam tarihinin en büyük hatasını yapmakta olduklarının şuurunda mıyız?

Oysa Allah cc bize 1450 yıl önce bize şu emri vermişti:

“Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz...” (Enfal 60)

Bütün Müslümanların gerektiğinde tek yumruk ve tek yürek olmaları hatta her zaman böyle olmaları gerektiğine imanımız tamdır. Bu bağlamda bugünün Müslümanlarının dağınıklığının, parçalanmışlığının ve bir araya gelemeyişlerinin sebebinin Allah’ın cc şu emrine uymamalarından kaynaklandığının kesin olduğuna inanı:

“Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir” (Enfal 46)

Müslüman olan bir insan kim olursa olsun Müslüman olmayandan daha şereflidir. Zira rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

 “Onlar: Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı. Hâlbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.” (Münafikun 8)

İslam’ın asla teröre, kargaşaya ve başkasının haklarına tecavüze izin vermediğini bilmeliyiz. Benim dinim “yoldan bir dikeni kaldırmayı imandan” sayan bir evrensel sistemdir. Benim dinim “kardeşine silah çekeni dışlayan” bir ilahi mesajdır.

İslam kelimesinin barış, esenlik, selamet ve huzur manasındaki silm kökünden geldiğini ve bireysel hareketlere asla izin vermediğinin şuurunda olmalıyız.

Hiçbir suçluyu kendimiz cezalandırmaya kalkmamalıyız, suçluyu devletin hukuk sistemine havale etmeliyiz. Herkesin ceza kesmeye kalkmasını en büyük terör hadisesi saymalıyız.

Önyargıyla hareket etmemeli, duygularımızla, sezgilerimizle hareketimize yön vermemeli, sempati ve empati yaparak insanlara yaklaşmalıyız.

Önyargıyla hareket etmem. İnsanları bakış açıları, siyasi görüşleri ve inançlarıyla tartmam. Benimle dini, siyasi ve meşrebi görüşleri farklı olanlara karşı kafamdan kanaat oluşturmam.

İslamiyet’te savaşın ana sebepleri alttaki  Tevbe suresi 12. ayette şöyle veriliyor:

“Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen kimselerdir. Umulur ki, vazgeçerler.”

Bu şartlar oluşmadıkça asla savaş istememeliyiz zira yaratıcımız şöyle buyururlar:

 “Barış daha iyidir” (Nisa 128) ve “Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.” (Bakara 208)