Ezan bildiri, tebligat, kesin uyarı, muhtıra, nota ve haber vermek demektir.

Kur’an-ı kerimde ezan kelimesi yukarıdaki manalarda tevbe suresinin3. ayetinde şöyle geçer:

“Allah'ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah'ı aciz bırakamazsınız. İnkâr edenlere can yakıcı azabı müjdele.”

Görüldüğü gibi ayette tam olarak bildiri, muhtıra, nota ve ültimatom gibi manalara geldiği görülmektedir.

Ezan okuyana müezzin yani ezan okuyan kişi denir.

Bir okul bitirene veya her hangi bir kişiye izin verilmek manasına gelen mezun ve mezuniyet kelimelerinin kökü de aynen ezan ve izindir.

Ezan İslam’da namaz vakitlerini bildirmek için oldukça yüksek bir yere çıkarak belli cümlelerin halka duyurmak için tekrarlamaktır.

Medine-i münevverede ilk günlerde halk namaz vakti geldikçe birbirine haber veriyorlar veya namaz vakti girdi manasında es-salat es-salat diye sokaklarda sesleniyorlardı.

Bu arada namaz vaktinin geldiğini bildirmek için Hristiyanlar gibi çan çalınması, Yahudiler gibi boru öttürülmesi ve Mecusiler gibi yüksek yerde ateş yakılarak haber verilmesi fikirleri yüce peygamberimiz ve sahabe tarafından asla kabul görmedi.

Abdullah bin Zeyd bin salebe radıyellahü anh peygamberimize gelerek rüyasında bugün okunan şekliyle ezanın kendisine öğretildiğini haber verdi aynı gece hazreti Ömer de aynı rüyayı görmüştü. Buhari-i şerifte anlatılan bu olay üzerine ezan-ı Muhammedî bu şekliyle kabul gördü.

İslâm’ın önemli bir şiarı ve Müslüman varlığının sembolü olarak kabul edilen ezanı terk etmek konusunda söz birliği içinde bulunan Müslüman bir şehir veya bölge halkına karşı başka bir çözüm şekli bulunamadığı takdirde savaş açılmasının gerektiğine dair İslâm hukukçuları söz birliği vardır.

Ezan-ı Muhammedinin sözlerini bütün Müslümanlar bilirler zira onu ilk doğduğunda kulağına mahallenin imamı, müezzini veya babası okur. Ayrıca günde beş defa lahuti bir çağrı nasuti bir sesle asumana yükselir.

Ezan-ı muhammedi okunduktan sonra şu dua bir sünnet olarak dillerde yerini alır:

Allahümme rabbe hazihi’d-da’veti’t-tâmme ves’salati’l-kâime âti Muhammedeni’l-fazilete vel’vesilete ved’derecete’r-rafiate’l-aliyye veb’ashü makâmen mahmudenillezi vaattehü inneke lâ tuhlifü’l-mîâd

Ey bu mükemmel davetin ve kılınacak namazın rabbi olan Allah’ım! Muhammed’e sana yaklaştırıcı her türlü vesileyi ihsan et, onu faziletlerle donat. Onu -Kur’an-ı Kerîm’inde- vaad ettiğin övgü makamına yücelt (Buhârî, “Eźân”, 8).

Türkçe ezan konusunu inşallah ayrı bir makalemde ele alacağım, Allah cc bizleri ezansız ve vatansız bırakmasın!