TÜRKİYEDE VE DÜNYADA TOPLUMUN BÜYÜK BİR KESİMİNCE BENİMSENEN İSLAMİYETİ BASAMAK YAPARAK ATLAMA TAHTASI YAPMAYA DİN İSTİSMARI DENİR

Ortada hiç değişmeyen bir gerçek var o da şudur:

İslamiyet ve onun kutsal değerleri sonuna kadar istismar ediliyor ve maddi çıkar ve şöhret için kullanılıyor. Yani çıkar odakları Müslümanları Allah’la, İslam’la, Kur’an’la ve mukaddes değerleriyle aldatıyorlar, kandırıyorlar.

Allah’la kandırmak tabiri şu ayette geçiyor:

 “Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Herhangi bir şeyde babanın, evladı; evladın da babası yerine karşılık ödemeyeceği günden ürperin! Allah'ın vaadi haktır; dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. O yaman aldatıcı, sakın sizi Allah ile aldatmasın!” (Lokman 33)

Çoğu zaman derinlerde hareket eden ve denizaltı gibi sığ sularda yüzen “O yaman aldatıcılar” her zaman için su yüzüne çıkabiliyor ve arkalarından epeyce insanı sürükleyebiliyorlar.

“Allah’la aldatmak” olarak tabir edilen din istismarının bütün dünyada şu dallarda öne çıktığı görülmektedir:

Din İstismarını Yapan Bakımından:

Kıyafetle din istismarı:

İslami hayatla alakası olmadığı halde İslam’a uygun sakal bırakarak, İslami tesettürle ilgisi olmadığı halde geçici olarak tesettüre bürünerek ve benzeri araçlarla Müslümanları etkilemek amacıyla yapılır. Mesela DAİŞ, ŞEBAB, KAİDE, BOKOHARAM gibi terör örgütleri Müslüman gençler arasından eleman devşirmek için uzun sakal, tesettür ve ayet-hadisleri kullanırlar.

İfade ve beyanla din istismarı:

Genellikle siyasilerin ve bürokratların kullandıkları bu tarz din istismarı konuşma aralarına inşallah, maşallah gibi kelimeler serpiştirmek, özde hiçbir alakası olmadığı halde cemaatin arasına karışarak namaz kılmak, ezan okunmaya başlanınca susmak ve susturmak ve meydanlarda İslamiyet’i kalben onaylamadığı halde nutuklarına İslamiyet’in en modern ve mantıklı din olduğu benzeri kalıpları sokuşturmak gibi örneklerle olur.

İslami simge ve şiarları motif olarak kullanmakla din istismarı:

Müslüman kamuoyunun güvenini ve itimadını kazanmak için en sık kullanılan bir istismar yöntemidir. Ramazan ayında kameralar önünde ticari işletmesini ya da markalarını tanıtmak için zekât dağıtmak gibi.

Din İstismarının Yapıldığı Alanlar Bakımından:

Özel ve tüzel kişiliğini öne çıkarma:

Özde İslam’la uzaktan yakından bir ilgisi olmamasına rağmen politikacıların, bürokratların ve kariyer sahibi zevatın ayet-hadis ve İslami simgeleri kullanarak toplumda imajına katkı sağlamaya çalışması gibi.

Ticaretinde başarı sağlamak:

Bu tür kandırmalar şirketlerin ve ticaret erbabının malını daha fazla pazarlamak için İslami motifleri riyakârca emtiasında ve reklamlarında kullanmasıdır.

Yaptığı hataları İslami naslarla kanıtlamak:

Bir adam düşünün bir büyük hata yapıyor, günah işliyor sonra bunun normal olduğunu naslarla (ayet-hadis) ispata çalışıyor. İşte Allah’la aldatmanın en şeni ve feci olanı budur.

ŞİMDİ ÇAĞIMIZDA İSLAMIN KORKUNÇ HALDE İSTİSMAR EDİLDİĞİ İKİ ÖNEMLİ ALAN HAKKINDA KONUYU BİRAZ AÇALIM

1-  Dini Teröre ve Darbeye Alet Etmek

Yüce İslam dini ilk 50 yılını hariç tutarsak yüz yıllardan beri hep bir şeylere alet edilmektedir.

En son olarak 15 Temmuz 2016 yılında darbeye alet edilmiştir. Gerçi 3 Temmuz 2013 de ki Mısır darbesi de Ezher müftüsünün fetvasıyla yapılmıştı. Yüce İslam dininin binlerce imanlı masumun öldürüldüğü ve haksız cezalara çarptırıldığı zulümlere bile alet edildiği de bu devirde görüldü.

Üzerinden 1440 yıl geçen mukaddes dinimizin ikinci yüz yılı fırkalara bölünmek için alet edildi. Bu yüz yılda asla müsaade edilmemesine rağmen itikatta görüş ayrılıkları için herkes yüce dinimizin naslarını kullandı.

İslam dininin siyasete alet edilmesi Muaviye ile başladı ve hiç sonu gelmedi. Halen de en fazla alet edildiği alan siyasettir. Hanedanlıklar da cumhuriyetler de darbeciler de demokrasiciler de hep İslam dinini amaçlarına alet ettiler.

Yüce dinimizin ticarete alet edilmesi ise başlı başına bir skandal ve rezaletler zinciriyle tarih boyu sürdü. Yeşil renkli kumaşını satabilmek için yeşil giymeyi sevap sayanlar, pişirdiği yemeği bitirebilmek için hakkında hadis uyduranlar, kendi marka tavuğunu satmak için helale haram diyenler ve daha nice kepazelikler hep İslami referans dedikleri sahte delillerle yapıldı.

İslam dininin toplu katliamlara, terör olaylarına, intihar bombalarına, kendi ümranını yerle bir etmeye ve masum kalabalıklara bomba yüklü arabalarla saldırmalara fetva çıkarılarak alet edilmesi kadarı da bu çağda görülmeye başlandı.

2- İslam’ı Ticari Amaçlara ve Eğlenceye Motif Yapmak

Asrımızda yüce ve mukaddes dinimizin adı olan İslam kelimesini nice kelimelerin başına getirerek ondan rant sağlamaya çalışılmaya başlanmıştır.

 İslami neşriyat, İslami müzik, İslami giyim, İslami plaj vb.

İslami kelimesi sonundaki nispet yani mensubiyet “ye” si nedeniyle “İslam’a ait olan” manasına gelmektedir.

İslam’ın tebliğ döneminde birkaç kişinin def çalmasını ve buna İslam’dan soğutmama adına bir şey denmemesini en büyük delil kabul ederek nihayet İslamiler içine müziği de katmayı(!) başardık.

Hâlbuki yüce kitabımızda Müslümanları ses ve müzikle oynatarak şaşırtmanın en kolay yol olduğu vurgulanıyor ve şeytana hitaben şöyle talimat veriliyor:

“Hem onlardan gücünün yettiğini sesinle oynat, süvarilerin ve piyadelerinle üzerlerine bas gürültüyü ve mallarına evlatlarına ortak ol ve onlarla va'dler yap, fakat Şeytan onlara bir aldanıştan başka ne va'd eder?”(İsra 64)

 Bu ayet-i kerimede şeytana talimat verilirken şu tabire dikkat etmek lazımdır: “onlardan gücünün yettiğini”  ifadesi ile iman ve İslam anlayışı sağlam kişileri şeytanın asla şaşırtamayacağı teyit edilmektedir.

Sesle insanları oynatma tabiri çok enteresandır: bu gün düğünlerdeki oyun havaları aynen bunu yansıtmakta ve en ağır kişileri bile oynatacak güçte şeytani ses ve nağme sahibi eserler ortaya konmaktadır.

Bu tür eserlere dikkat edersek içki, kumar, kadın ve hovardalıktan başka bir konuyu işlemezler, böylesi müzik sözlerini ve bunları seslendirmenin haram olduğunda kimsenin ihtilafı yoktur.

İşin en vahim taraflarından birisi de ilahileri def eşliğinde söyleyerek zikir edildiğini sanma gafletidir. Hele bunları mescitlere kadar sokmak sapıklık ve resmen Hristiyanlaşmaktır.

Bu arada Mevlevilerin semai da asla İslami bir şey değil kültürel bir gelişmedir. Semazenlerin bu hareketini ibadet sanmak büyük yanlışlıktır.

Cenab-ı hakkın şu ayet-i kerimesi belki gafil kalplerimize bir şeyler anlatır;

“İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah yolundan saptırmak ve onu bir eğlence edinmek için, bilgisizce (akıbetini düşünmeden) o boş sözleri satın alır (onlara rağbet eder). İşte onlar için (pek) aşağılayıcı bir azap vardır.” (Lokman 6)

Özetleyecek olursak; İslami motifler taşıyan şiir sözlerini çeşitli çalgı aletleri eşliğinde söyleyerek bu sanat dalını genç kesime İslam’ı sevdirmek ve tanıtmak için bir araç olarak kullanmak belki faydalı olabilir ama asla “İslami Müzik” tabirini yakıştırmanın normal olduğu anlamına gelmez.