Kur’an-i kerimin ikinci suresi olan Bakaranın ilk ayetleri müminlerin gaybe (gözle görünmeyen, duyularla algılanmayan) inanmalarından bahseder.

İmanın altı şartından Kitaplar ve peygamberlerden gayrısı gaybe imanı ifade eden şartlarıdır.

İmanın gaybe imanı ifade eden bu dört şartı şunlardır: Allaha, meleklerine, ahirete ve kadere iman etmek.

Bu gaybe iman o kadar zordur ki şu anda bile dünya nüfusunun üçte ikisi böyle bir imandan uzaktır.

İmanın şartlarından üçüncüsü olan peygamberler (SAV) bile Allahtan gaybe iman hususunda mucize istemişlerdir.

Bu konuda Hz Musa’nın A.S. isteğini ve cevabını veren ayet şudur:

“Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi. (A’raf 143)

Yüce peygamberimizin büyük dedesi Hazreti İsmail’in babası Hz İbrahim de uzaydaki güneş ve yıldızları tetkik ettikten sonra bütün bu görünenlerin bir yaratıcı olamayacağına karar verir ve şu ayette geçtiği gibi Allahtan bir mucize talebinde bulunur:

“Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Bakara 260)

Ayet kelimesi kendi başına zaten mucize, işaret, alamet demektir.

Velilerin gösterdikleri olağanüstü durumlara keramet, peygamberlerinkine de mucize denir. Bu bakımdan akait kitaplarımızda “Evliyanın kerameti peygamberinin mucizesidir” şeklinde yazar.

Peygamberlerin mucizeleri örnekleriyle Kur ’anda ve belleklerimizde yazlıdır.

Evliyaullah’ın kerametine en açık örnek Hazreti Meryem’in mihrapta her gün ilahi rızıklarla rızıklanmasıdır:

“Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.” (Aliımran 37)