Cizye; bir Müslüman ülkede yaşayan gayr-i Müslimlerden alınan bir vergi türüdür.

Gayr-i Müslim; Müslüman olmayan: Ermeni, Rum ve Yahudi gibi eski batıl olmuş din mensuplarına denir.

Osmanlı devleti zamanında her yurt köşesi gibi Konya’da da bu azınlıklardan toplu gettolarda veya dağınık ve karışık olarak Müslümanlarla beraber yaşayanlar vardı.

Ermeni, Rum ve Yahudi gibi Kur’an’dan önceki Tevrat ve İncil’e inanan toplumlara Ehl-i kitap / kitap sahibi halk denmektedir.

İslam’ı kabul etmemekle beraber İslam ülkesinde yaşamaya ve bütün haklardan yararlanmaya devam eden ehl-i kitaptan cizye alınmasını emreden ayet:

“Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.” (Tevbe 29)

Aşağıdaki 1690 tarihli belgede, devlet görevlisi tahsildarın yatağa mahkûm hasta olmasıyla ortaklara tahsil ettirmesi durumunda kendilerinin ve binitlerinin giderleri mahsup edilirken atların ölümünden sorumlu olunmayacağı kayıt altına alınıyor.

“Mahmiye-i Konya’da Kuzgun Kavak Mahallesi sükkanından olup pave cizyedarı (cizye toplayan) olan Serdengeçti Hacı Recep Beşe bin Mehmet tarafından Çuhadar Mehmet Beşe bin Ömer ve Osman Beşe bin Mehmet şehadetleriyle şer’an vekaleti sabite olan Bayram Çelebi bin Sefer nam kimesne meclis-i şer’i hatır-i lazimü’t-tevkırda müvekkil-i mezburun cizyedarlığına şerikleri olan baiseyi’l-kitab (dilekçe sahipleri) Ahmet ağa bin Abdi ve Mehmet ağa bin İbrahim mahzarlarında bilvekale ikrar-ı tam ve takrir-i kelam edip (ifade vererek):

 Müvekkilim mezbur Recep ağa hasta ve sahib-i firaş olup (yatağa mahkum)  mal-i cizyeyi maan cem ve tahsile iktidarı olmamakla mezburan Ahmet ağaya ve Mehmet ağaya cem ve tahsile izin verip esna-yı tahsilde (cizye toplarken) merkumanın kendileri ve hizmetkarlarının ve atlarının mekülat ve meşrubat (yiyecek-içecek) ve nal ve sair cevarih ve levazımları (lojistik) mal-i müşterekten (ortak mal.9 mahsub olsun hisseye razıyım lakin atları halike (helak olursa) olursa kıymeti hususu kendi mallarından ola ve her diyarda cem ve tahsil eyledikleri mal-i cizyeyi maan (yanlarında) getirmeyip tahsil eyledikleri diyarda pazaristana emanet vaz’ edeler (bıraksınlar) kelimat-i meşruhama muhalif (sözleşmeye aykırı) akval ve evza’ ve ahvalleri (tutum ve davranışları) makbulüm değildir (kabulüm değildir) dedi demeğin ma vakaa bittalep ketb olundu fil’yevmi’l-hamisi aşere min muharremi’l-haram li-sene isneteyn ve mie ve elf / Kasım 1690”

(Kaynak DSCN104-b/2)