Değerli okuyucularım, bu Cuma sizlerle İmam-ı Birgivi hazretlerinin Makâmât adlı eserinin 6. kısmını tercüme ederek paylaşıyorum.

Tarikattaki on makamın ikincisi: Kulun irade sahibi, ilme talip ve istekli olmasıdır.

Burada İslamiyet’e girmiş ve onu özümsemiş bir kişinin en sağlam bilgilere erişmek için yapması gerekenler vardır. Bunlardan birincisi öğrenmeye istekli olmaktır, bu var oldu mu sıraya sorarak bilenlerden öğrenmek gelir.

Enbiya suresi 25. ayette: “Eğer bilmiyorsanız bilenden sorunuz”  buyrulmaktadır. Eğer herkes her şeyi Kur’an ve hadisten anlayıp hüküm çıkarabilseydi böyle “Eğer bilmiyorsanız bilenden sorunuz”  gibi bir emir verilir miydi?

Mürit, irade sahibi olmak ve soru sormak üç türlüdür:

Birincisi: Mutlak irade sahibi ki bu soru sorarak bilgi aldığın sağlam ve dürüst bir İslam âliminden aldığın cevap üzerine “neden, niçin” gibi sorular sormamaktır.

İkincisi: Mecaz irade sahibi ki soruyu sorar ve cevabını alır ancak ona uymayı bırakarak nefsinin peşinden gider.

Üçüncüsü: riyakâr mürittir ki bilgisinden yararlandığı irşat sahibi İslam âliminden kafasına uymayan bir hareket görünce kendi kafasına uyarak hareket eder.

Tarikatın 10 makamından üçüncüsü: Giyiminde kuşamında tavır ve hareketlerinde, tıraş olma biçiminde içinde bulunduğu toplumun töre ve teamüllerine uygun hareket etmektir.

Zira cenab-ı hak cc, Fetih suresi 27. ayetinde “saçlarınızı tıraş ederek ve kısaltarak...” buyurmaktadır.

Yüce peygamberimiz (sav) de Ebu Davut rahmetüllahi aleyhin c. 4 s. 314 kaydettiği bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa onlardandır” 

Tarikatın 10 makamından dördüncüsü: kulun “korku ile ümit” arasında olmasıdır.

Korku hususundaki amir ayet şudur:

“Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.” (Nur 37)

Ümitvar olmak hakkındaki ayet ise şöyledir:

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer 53)

Allah nasıl olsa af eder, embiyaullah, evliyaullah ve şehitler şefaat eder diyerek gevşek davranmak ne kadar batıl ise benim yerim yurdum yok, Allah beni affetmez, yerim cehennemdir demek te öylece batıldır.

Tek doğru olan, istikamet üzere Allah ve resulünün yolundan ve izinden gitmektir.