Son günlerde sosyal ağlara düşen okul ortamındaki, hatta ders anındaki görüntüler; gençliğin içler acısı vaziyetini gözler önüne seriyor.

Suçlu gençlik mi?

Suçlu sistem… Aile, okul, çevre, eğitim sistemi, medya, globalleşen dünya, internet ortamı, adı sosyal lakin hiç de sosyal olmayan ağlar… bahsettiğim tüm etkenler, bütün olarak değerlendirilmezse bu tür görüntüleri artan bir ivmede izlemeye mecbur kalırız.

Gençliğin tadı - tuzu yok. İstinaslar muhakkak vardır. Aile terbiyesi ile hamuru yoğrulmuş, başta saygı olmak üzere manevi değerleri özümsemiş nesiller var. Ancak parmakların sayısı kadar azaldı.

Ukala, şımarık, saygısız; kötü alışkanlıkları çekinmeden yapabilen, içki, kumar, uyuşturucu, sigaranın tuzağına düşen binlerce genç içler acısı vaziyette…!

Gençliği düşmüş olduğu bataklıktan kim kurtaracak?

Okullarda ders yapmak şöyle dursun, öğrencilere laf söylenemiyor. Öğretmenlerinin gözüne baka baka sınıf ortamında bira, sigara içenden cep telefonuyla istediği gibi kayıt yapana kadar okul kuralları ile bağdaşmayan, toplumun genelinin ahlâkı ile taban tabana zıt görüntüler; vicdanlı yürekli yaralamaya devam ediyor.

Eskiden” sözü ile başlayan onlarca hikaye dinledik, büyüklerimizden. Disiplin anlayışından, öğretmenlere saygıya kadar… Öğretmenler eğitim adına her türlü disiplin uygulama hakkına sahiplerdi. Şimdilerde ise öğrencileri uyarmak, hatalarını söylemek cesaret ister. Disiplin uygulamaya çalışan bir öğretmen; komplolara, iftiralara kurban gidebiliyor… Özellikle lise okullarında.

İddia ediyorum. En büyük okul medyadır. Diziler, işlenen konular;  eğitici olmayıp, nerede kötü alışkanlık varsa gençliğe enjekte etmekte…

Avrupa’nın köhnemiş değerlerini, onlarca yıldır medeniyet diye gençliğe zerk ettik. Aile bağları gün be gün zayıfladı. Sağlam olarak bildiğimiz "Türk Aile Yapısı” çatırdıyor, dostlar!

Eğitim sistemi SOS veriyor.

Fiziki şartlar bakımından iyi okular inşa edilirken; neden içler acısı durumlar yaşıyoruz?

Maneviyat odaklı eğitim sistemi rafa kalktığından beri eğitimde merhale kat edemedik. Önce ahlâk ve maneviyat deseydik, ne aile bağlarımız kopar ne de eğitimde içler acısı durumları yaşamak mecburiyetinde kalırdık.

Bence gençliği, çıkmaz sokaklara sürükleyen sistemdir. Gençlerimize ne verdik de karşılığında onu istiyoruz? Kalbini imar edebildik mi? Ruhuna hitap edebildik mi? Kötü alışkanlıklardan ne kadar uzak kılabildik? Onlara örnek olabildik mi?

Hasıl-ı kelam; kendi basiretsizliğimizin ceremesini maalesef gençler çekmekte! Gençliği içler acısı duruma sürükleyenler bu vebalden nasıl kurtulabilecekler?