İslam?da Sigara İçmenin Hükmü

İslam durgun bir din değildir, o daima hareketli ve yenilenen bir yapıya sahiptir. “Her yüz yılda bir
 
Müceddit/yenileyici geleceği ve İslam’ı aslı gibi duru haline döndüreceği” daima vurgulanır. Aslı gibi demek Kur’an’a ve sünnete ve de ashab-ı kiramın yaşayış biçimine uygun olan demektir. Çağların ilerlemesiyle yeni konular ve başlıklar çıkmakta olduğunu görmekteyiz. Mesela Rasülüllah s.a. zamanında bulunmayan tütün ürünlerinin durumu ne olacaktır? Tüm Dünyanın küresel ve ülkesel kurumları onu çağın vebası, en büyük afet, en yaygın uyuşturucu vb diye algılayıp yasaklarken Müslüman toplumlar ve devletler ne yapmalıdır?
 
“İslam statik bir din değildir” derken, İslam’ın içtihat kapısının açık olduğunu ve bu kapının asrısaadette olmayan nesneler hakkında ana kaynak olan Kur’an’a ve sünnete aykırı olmadan yeni hükümler çıkararak İslam cemaatini mazarratlardan korumak ve Müslümanların eğer varsa çözümlenememiş sorunlarını halletmek için bilginlerin çabalaması demektir. Bu, mücedditlerce yapılan “yenileme” hareketleri aynı zamanda çeşitli iklim ve etnik alanlara yayılan yüce dinimizi doğal olarak içine sızan bid’at ve hurafelerden de temizlemektedir.
 
 
Bu konuda âmir hükümler vardır; Peygamber efendimiz gönderdiği valilere, kitap ve hadislerde bulamadıkları konularda bu ikisine ters düşmeyecek şekilde öncelik almalarını emretmiştir. Kur’an’ı kerimde ise usul-ü fıkıh kurallarınca iki ana kaynaktan uygun hükmü çıkarmaları ferman buyrulmuştur; Haşr 2 “.. Ey basiret sahipleri, ibret alın” bu ayette akıl sahiplerine, ibret alarak konuyu aradaki benzerlikleri ve aynılıkları kullanarak kıyas yapmaları tavsiye ediliyor. Mesela kırmızı ışıkta geçmek dinen nedir? Sebep ve sonuçları araştırılarak iki ana kaynakta bulunan dayanak noktasından hareketle bir yargıya varılması gerekmektedir. Bu şekilde peygamberimiz a.s. zamanında bulunmayan tütün ürünlerinin kullanımı hakkında da aynı yol izlenecektir. 
Malumdur ki Kur’an ayetleri ve hadis-i şeriflerin çoğunluğu bir sebebe bağlı olarak inmişler ve irad edilmişlerdir. İnsanların huzuru için gerekli diğer esaslar içinde ana mihenkler ortaya koyarak kıyas ve içtihat yolu açık bırakılmıştır. Bu konuda aşağıda ki ayeti kerimeyi yakından tanıyalım;
 
 
Araf 157  “Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nur'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.”
 
 
Genel olarak İslam hukukçuları “bir fiilin can, akıl, mal, ırz ve dini koruma” şeklinde formüle edilen dinin temel amaçlarına açıkça zarar vermesini, onun haram kılınmasının temel sebebi açıklaması yani illeti ve hikmeti olarak kabul etmişlerdir. Bir şeyin helalliğinde güzellik haramlığında çirkinlik aranır. Şimdi zararı ve topluma yaptıkları kötülük bakımından kırmızı ışıkta geçmeği ve tütün ürünleri kullanmayı bu ayete tatbik etmekte bir zorluk var mıdır? Aşağıdaki ayeti kerimede ise toplumda çok yaygın olan her çirkin alışkanlığa yakından işaret ve yasaklama vardır;
Maide 100.”(Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile.” Ey akıl sahipleri Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.”
 
 
Pis ve çirkinlik ne demektir kardeşlerim! Bu sorunun cevabı her akıl sahibi tarafından verilebilir, akıl demek iyi ile kötüyü, çirkin ile güzeli, zarar ile faydayı ayırabilme kabiliyetidir. Ayette açıkça beyan edildiği gibi kötü ve çirkinin, zararlı bir afetin çok yayılması, çokları tarafından kullanılması asla onun normal karşılanmasının doğal olduğu anlamına gelmez. Alttaki ayeti kerimede de çok net görüldüğü gibi İslamiyet iyiyi kötüden, zararı faydadan, pisleri temizlerden ayırarak insanca yaşamayı sağlamak için gelmiştir.
 
 
Enfal 37.” Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.”
 
 
Şimdi tüm dünya milletlerinin savaş açtığı, tüm zamanların en yaygın ve en zararlı bağımlılığı ve afeti olan tütün ürünlerine karşı İslam âlimleri nasıl bir duruş ve tavır koymalıdır? Çağımızda yaşayan ulemanın büyük çoğunluğu tütün ürünlerinin haram olduğunda görüş birliğindedir. Bu görüşe karşı görüş belirten âlimler de vardır ancak onların hep birlikte ekledikleri söz şudur; kendisine zararlı olduğunu fark eden ve aile bütçesine zarar verdiğini anlayan her içiciye kesinlikle haramdır.
 
 
Yine İslam âlimleri, başlamanın kesinlikle haram olduğunu belirtmelerine rağmen önceden başlamış müzmin tiryakilere haram demekten ziyade harama yakın mekruh diyerek onların kurtulmaları için hepten dua edilmesini tavsiye ediyorlar.
 
 
Tütün ürünlerinin ve ya başka bir çirkinliğin sosyal olarak önüne geçmek için İslam âlimleri asla kendi durumlarını göz önünde bulundurmamalıdırlar. Böyle bir durum İslam’a yapılan en büyük ihanettir. Bu konuda şu gözlemimi üzülerek ifade ederek noktalıyorum; ister tarihte ister şimdi tütün ürünlerinin bunca zararına ve tahribatına rağmen hatta ilahi ve nebevi ölçüleri de bildikleri halde onun hakkında çekimser kalanlar mutlaka onu kullananlardır. 
Allahtan c, müptela kardeşlerimizi kurtarmasını, müptela olacaklara da onun gerçek yüzünü göstermesini dua ederiz.