Değerli okuyucularım!

Osmanlılardan koparılan Asya’da, Avrupa’da ve Afrika’daki elli kadar eyalet 20. yüz yılda bir bir bağımsızlıklarını elde ettiler.

Kardeş Türk topluluklarının bağımsızlığının gerçekleşmesi için 1990 yılına kadar beklememiz gerekti ve 70 yıl komünist esaretinden sonra beş tane Türki cumhuriyet azatlıklarına kavuştular.

Dünyada bir araya gelmedik topluluk kalmadı. AB adı altında otuza yakın Avrupa ülkesi tek çatı altında birleşiyor. Rusya eski SSCB’nin konumunu korumak için Türki cumhuriyetlerle “Bağımsız Devletler Topluluğunu” kurdu. Komünist Çin dünyanın en büyük nüfusuna silahına ve ekonomisine sahip bir güç haline geldi.

1996 tarihinde Çin Halk Cumhuriyeti'nin Şanghay kentinde "Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Çin ve Tacikistan" ülkelerinin katılımıyla adına "Şanghay Beşlisi" denilen bölgesel güvenlik alanında derin iş birliğini öngören bir oluşum kuruldu. 2001 yılında Özbekistan da bu oluşuma katılınca ismi "Şanghay İşbirliği Örgütü" olarak değiştirildi. 

Biz Türkiye olarak “Adriyatik’ten Çin Seddine” adlı Kızılelma’mızı bir türlü hayata geçiremedik. Demirel ve Özal’ın zaman zaman seslendirdikleri bu proje yüreklerimize su serpiyor, artık dünyada bir Türk birliğinin, Turan ülküsünün gerçekleşeceği sevinciyle havalara uçuyorduk.

Şimdilerde bundan fazla söz eden yok, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın İslam İşbirliği Teşkilatı başkanı olarak hemen konuya eğilmesini bekliyoruz.

Önce Turan ülküsünü bütün Türk cumhuriyetleriyle beraber tahakkuk ettirmemiz gerekiyor. Ardından da İİT’yi harekete geçirerek dünyayı titretecek Büyük İslam Birliğinin kurulmasına ön ayak olmamız elzemdir.

İslam ülkelerinin sayısı 57 adettir. Bu ülkeler İİT yani İslam İşbirliği Teşkilatı adıyla tek çatı altında bir birlik oluşturmuşlardır.

Ayrıca bunların en kalabalık ve en gelişmişleri D-8, ya da İngilizce uzun adıyla Developing Eight (gelişmekte olan sekiz ülkeden oluşan bir uluslararası örgüt kurdular. Bu sekiz ülke Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya’dır.

Ama bu iki birlik son derece pasiftir, şu anda Türkiye’nin (11 Ocak 2019) dönem başkanı olduğu İİT’nin pasifliği üyelerinin de pasif olmasından kaynaklamaktadır.

Üyelerin pasifliği ise tamamına yakınının ABD’ye bağımlı olmasından kaynaklanmaktadır. Zira ekonomik olarak bağımlıdırlar bu bağımlılıkları ellerini kollarını bağlıyor, onurlarını gururlarını ellerinden alıyor.

Bu bağımlı hatta şartlı yöneticilerin temizlenmesi ve İslam ülkelerinin ayağa kalkmalarını sağlamaya dönük bütün hareketler efendileri tarafından eziliyor.