Edep; insan olmanın, medeni davranabilmenin, toplum içerisinde saygınlığın ölçütüdür. Bugünün tabiri ile görgü kuralları (adab-ı muaşeret); hayatımızın anlamdır. Edepler bütünü, adapları ortaya çıkarır.

Edep; insanlığın süsü, kıyafetidir. En güzel elbiselerden çok daha güzel yakışır. Edep; terbiyenin, hayanın meyvesidir. “Edebi, edepsizlerden öğrendim…” diyor ya…!

Huzur istersen, illa edep…

Saygı istersen, illa edep…

Toplumsal ahenk, illa ki edepledir.

Toplumla birlikte hayatımızı sürdürürken, uymamız gereken ekseriyet tarafından kabul görmüş kurallar, edep çerçevesindeki davranışlarımızın tamamına adab-ı muaşeret diyebiliriz.

***

Cemiyet içerisindeki hal ve davranışlarımız; konuşma adabından, yemek adabına; misafir ağırlamadan, telefon konuşmamıza; tuvalet adabından, evdeki halimize, bir büyüğümüzle olan ilişkilerimize kadar yüzlerce davranış, adab-ı muaşeretin kapsama alanı içerisine girer.

Selamlaşmadaki nezaketten, konuşmamızdaki inceliğe, yürürken tevazu içerisinde vakur şekilde yürümemize, oturarak israf etmeden konuşmadan yemeye, cemiyet içerisinde bağırmadan nezaket çerçevesinde hasbihal etmeye, komşularımızla ilişkilerimizden, işyerindeki davranışlarımıza varıncaya kadar bir çok alanda, edepten taviz vermemek, hoşgörülü ve mütevazi davranışlar sergilemek edep dairesi içinde düşünülebilir.

***

Adab-ı muaşeret; yazılı hukuk kuralları değildir. Toplumun benimsediği, uygulandığı zaman cemiyetin faydasına, saygı, sevgi, barış ve huzura hizmet eden, ayrıştıran değil bütünleştiren, genel ahlak ve toplumsal yaşayış kuralları olarak da ifade edilebilir.

Adab-ı muaşerette, hassas davranan insanlar toplumun sevdiği; bilakis görgüden, edepten nasibini alamayanların dışlandığı, sevilmediği aşikardır. Görgü kuralları; hepimiz için yön veren, şekillendiren, olgunlaştıran, hayatımızda mutlu ve mesut yaşamamız için olmazsa olmaz kurallardır.

***

Hasıl-ı kelam; adab-ı muaşeret, toplumsal hayatımıza yön veren, en önemli yazılı olmayan görgü kurallarıdır. İlla edep, illa edep… Edep en güzel kıyafetlerden daha güzel yakışır, yeter ki giymesini bilelim. Ol taca hepimiz talip olalım.

“Edeb bir tâc imiş nûr-ı Hûdâ’dan Giy o tâcı emîn ol her belâdan… Edeb iledir âlem-i nizâm, Edeb iledir kemâl-i âdem.”