Hayatımıza mana yükleyebilmek; her günümüzün huzurlu, mutlu, dolu dolu olmasına bağlıdır.

Hayatımızın tadı tuzu, paylaşmaktan, saygıdan, sevgiden, hatırlamak ve hatırlanmaktan geçer.

Kapısı, günlerce evlatları ve komşuları tarafından çalınmayan bir kimsenin tadı tuzu olabilir mi?

***

Hayatımızın tadı tuzu öncelikle mutlu bir aile yuvasına sahip olmakla ilgilidir. Birbirlerini anlayan, aralarındaki sevgi ve saygı her gün katlanarak artan eşler hayatlarına güzellik katarlar.

Mevlâm; bir de hayırlı evlat nasip etmiş, o evlat da çevresine güzellikler saçıyorsa; hayatın tadı da vardır, tuzu da…

Gönlü, kapısı açık olan, sofrasında misafirleriyle çorba kaşıklayan insanlar; paylaşmanın verdiği haz ile huzur kapısını aralarlar. Hayat onlar için anlam kazanır.

En modern sitelerden daire almış, hatırı sayılır paralar saçmış, en lüksüden evini döşemiş… lâkin modern hapishanesinde yapayalnız. Böyle talihsiz kimseler için hayatın manası, tadı- tuzu var mıdır?

Mevlâm; vermiş de vermiş… fakat o cimri mi cimri. Bu insanda tat var mıdır? Cömertlik gibi fakir fukara babası olmak gibi güzel bir tat var mıdır?

***

Hayat selamla, tebessümle tatlanır. Samimiyetle, dostluklarla kıvamına erer.

Hayatın tadı tuzu;

Helâl lokmada…

Sabır, şükür ve kanaatte…

Sağlık ve afiyette…

Rabbimizle bağ kurabilmek; maneviyat odaklı yaşayabilmekte…

Hayatın tadı tuzu, ölçülü davranabilmekle de eşdeğerdir.  

Hakiki dostluklarda gizlenmiştir, hayatın tadı-tuzu…

***

Akrabalarımızı, yakınlarımızı gözetmek, bir fakire uzanan gizli bir el olabilmek, hayata tat katmak değil midir?

Hasıl-ı kelam; varlığımızla hayata renk ve tat katabilmekten daha güzel bir hal var mıdır?