Mevta defnedildikten sonra kabri başında ona hitaben yapılan telkin var mı yok mu? Sorusuna bugün sadece Kur’an-ı kerimden iki ayetle cevap vermeye çalışacağım.

Son yıllarda yaklaşık yüz kırk, yıldır güya İslam’da da yenileşme hareketine önayak olmak isteyen bazı İslam alimleri yüz yıllardır ölen kişi defnedildikten sonra imam efendinin kendisine hitaben yaptığı telkinin olmadığı yönünde görüş beyan ederek halk tabakasında kafa karışıklığına sebep oldular.

Yenileşme hareketlerinin ilk kaynağı sayılan Mısır ve Kahire’de bulunan Ezher Üniversitesi kaynaklı fikirler dünyanın her yanında müzahir buldu ve Türkiye’de de tartışılan ve hatta hutbelerden bile var yok ifadeleriyle gündeme getirilmeye başlandı.

Şimdi konuyu Tevbe suresinden iki ayetle açıklığa kavuşturmaya çalışalım;

“O mescit içinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları sever.”  (Tevbe 108)

Peygamberimizin (sav) sağlığında Küba mescidi karşısına münafıklarca tefrika amaçlı yapılan camiden bahseden ayette “Lâ tekum” yani asla namaza durma, buyrulmaktadır.

“La tekum” kıyam kelimesinin nehy-i hazırı olup yalın manası “ayakta durma” demektir.  Ancak bu birinci ayette konu “Mescid-i Dırar”da namaz kılmak olduğundan haliyle “namazda kıyama durma, bu mescitte namaz kılma” manası verilir.

 “Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabrinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler.” (Tevbe 84)

Bu ikinci ayette de “La tekum” ayakta durma buyruluyor. Ayetten de açıkça gördüğümüz gibi “münafıkların cenaze namazını kılma” buyrulduktan sonra” kabri başına varıp durma” diye de ekleniyor.

Demek ki yüce peygamberimizin uygulamasında kabir başına varılarak namazdan ve definden sonra orada ayakta telkin vermek vardır. Bunun da amacı ölen kişiye telkinin ilk kelimesinde de geçtiği gibi (üzküri’l-ahdellezi…” nereden nereye taşındığını hatırlatmak ve meleklerin sorularına vereceği cevapları ihtardan ibarettir.

Değerli okuyucu kardeşim!

Benim de amacım orta ümmetin orta yoludur. Aşırı gitmeyelim, telkin yoktur, demek ne kadar yanlışsa, telkin mecburidir demek de o kadar yanlıştır.

Yapmamız gereken halka suhuletle ve beşaretle yaklaşmaktır.