TIRMIZ KALESİ ÖZELLİKLERİ

Bu kale denize sıfır bir düz arazi üzerinde el yapımı bir tepeye inşa edilmiş eski ve küçük bir kaledir.

İçinde bazı Rum evleri vardır. Aşağıdaki varoştaysa 300 hane Rum Mahallesi vardır. Bunların hepsi suhte Mahmut Paşa reayasıdır. Bir hâkim subaşısı vardır.

Buradan dört saat boyunca yine doğuya doğru zerre kadar taşsız ovalardan Türkmen obalarının içinden gittikten sonra Tarsus’a geldik.

ESKİ TARSUS KALESİ VE EVSAFI

Eski çağda Takyanus yaptırmıştır daha sonra İspanyollar istila etmiişlerdir.

 Abbasiler döneminde Halife Memun Tarsus’u yeniden inşa etmiştir. Tarsus’un bini Rum, bini bakan, bini Sam ve bini Nuh’tur.

Memundan sonra Reşit tamir etti. Rivayete göre Halife pazı gücüyle fethedip bütün eski surları ve duvarları onardı.

Tarsus adana eyaletinde sancak beyi tahtıdır.

Beye padişah tarafından verilen 235260 kanun üzere verilen askerleri ile sefere katılır. 43 zeameti ve 1059 tımar sahibi vardır. Bu tımar ve zeamet sahipleri bir savaş durumunda anında 2200 silahlı askeri padişahın emrine verirler.

Nakibüleşrafı, Şeyhülislamı, Kethüdayiri, Yençeri serdarı, kale dizdarı ve 45 askeri vardır.

150 akçe ile sadaka olunur bir kazadır. Sancak merkezi olarak Tarsus’a beş kaza bağlıdır. Tarsus’un doğusunda Kasun, kuzeyinde Bulgar yaylası dibindeki Ulaş, doğusunda Gökçeli ve Tırmız ve onun doğusunda da Elvanlar, bu beş kazanın hepsini gördüm. Bu kazaları fazla ibretlik eserlere sahip olmadıklarından kısaca yazdık.

Tarsus sancağı dâhilinde gördüğümüz mamur kaleler şunlardır: Ramazan oğlu yaylası içinde göklere baş kaldıran Gülek kalesi Kasun kazasındadır. Nemrun kalesi Ulaş kazasında, Kiriyiz? kalesi Gökçeli kazasındadır.

Tarsus kalesi denizden bir saat uzakta ova üzerine dörtgen olarak yapılmış Halife Memun eseridir. Tüm çevresi 5000 adımdır. İki katlı bu sağlam kalenin etrafı da Hendeklidir. Üç kapısı güneye açılır. Kiriyiz? kapısında tılsım tasvirleri vardır. Bu tasvirler aslan, kaplan ve ejderhadır. Adam ilk gördüğünde şaşkına döner. Bir de avı üzerine pençelerini geçiren doğan tasviri vardır. Adeta canlı gibi bir izlenim verir.

Bu garip ve muhteşem eserler beyaz mermer üzerine nakşolunmuş kapının iki tarafında dururlar.

Daha burada yazmadığım ibretlik nice şeyler bu kapının iki tarafında arz-ı endam ederler. Bu kapının iki tarafında da rengârenk kufi hatla Arapça ve farsça yazılmış mutlak görülmesi gereken kitabelerdir ki bunlara herkes hayran kalır. Bütün dünya gezginleri bunlara bakarak bir tılsım çıkarmaya uğraşırlar.

Halkta yaygın inanış şudur: Halife Memun Mısırın bütün hazinelerini getirerek inşa etiği bu kaleye tılsımlı olarak gizli hazine yapmıştır.

Batı tarafında iskele kapısı, doğu tarafında Adana kapısı yer alır.

Bu büyük şehir içinde toprak damlı 300 evden oluşan üç mahalle vardır.   

15 camii vardır ancak hepsinin en sanatkârane olan İbrahim Halifenin camiidir ki âdeta bir nur parçasıdır. Hatta nur üstüne nurdur.

Bu camide yer yer:

اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ اَلْمِصْبَاحُ ف۪ي زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ يَكَادُ زَيْتُهَا يُض۪ٓيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۜ نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌۙ ﴿٣٥﴾ ف۪ي بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُۙ يُسَبِّحُ لَهُ ف۪يهَا بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَال

“Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Nur 35)  

Ayeti yazılıdır ki gerçekten de bir nur deryasıdır.

Övmekte dilin yetmeyeceği bu eserin uzunluğu 200 adım, kıble ile mihrap arası yüz adımdır.

Caminin içi 16 düzgün somaki mermer sütun üzeredir. Kubbeleri kavisli tak üzerinde toloz kubbelerdir.  

Camiin iç duvarları baştan ayağa her renkten ebru nakışlarla süslüdür. Mihrap ve minberindeki göz kamaştıran sanat eserleri ise dünyada emsali bulunmaz cinstendir. Mahfili ise antik sütunlarla bezeli anlatılması güç bir güzelliktedir. Tabanı altın kıymetinde halılarla döşelidir. Kubbeleri rengârenk kandillerle süslüdür. Avizeleri büyüleyici bir şekildedir ki camiyi adeta bir ışık cennetine çevirmektedir.

Caminin dış tarafı da ayak üzere düzgün ve renkli sütunlar üzere duran kubbelerle süslüdür.

Her kubbenin üzerinde ayrı alem vardır. Caminin haremi dört tarafı demir parmaklıkla kapalıdır ve içinde menekşe gül gülistan bir hazire vardır ve burada Kaffah (R.A) hazretleri metfundur. Bu haremin dört yanı mermerle dolalıdır.

Burada yatan büyük zatlardan manevi yardım isteyerek temaşamızı sürdürüyoruz.

Caminin bir kemeri altında yuvarlak beyaz bir mermer içinde şu ayet yazılıdır:

قل كل يعمل على شاكلته فربكم اعلم بمن هو اهدى سبيلا

“De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir.” (İsra 84)

Kapının üst eşiği üzerinde de güzel bir hat sanatıyla iki satır olarak şu metin yer almaktadır:

لله الملك القدير الضعيف الحقير ابراهيم ابن پير خليل ابن داود ابن ابراهيم تسعمأة

Aziz ve güçlü Allah rızası için zayıf ve düşkün İbrahim oğlu Davut oğlu Pir Halil oğlu İbrahim 900 / 1495

Özetle burası Allah’ın nuru mutlaka görülmesi lazım bir camidir.

Eski cami kiliseden camiye çevrilmiştir. Kapısının üzerinde Süryanice hatla yazılmış kitabeden peygamberimizden 300 yıl önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Büyük ve antik bir mabettir.

Bu iki camiden başka şehrin içinde bulunan mescitlerden bazıları şunlardır: Tahtalı mescit ve Emir Paşa mescidi.

Bu iki mescit suhte Mahmut paşanındır.

Şehirde altı medrese ve yedi çocuk mektebi vardır.

Şehirde iki hamam bulunmaktadır: Ramazan oğlu İbrahim bey ve Mahmut paşa hamamları.

Yine aynı zatlara ait iki de han vardır: Ramazan oğlu İbrahim bey ve Mahmut paşa

Tarsus’ta 317 dükkan vardır. Dükkânlardan sekseni Nur camiine bitişik kâgir binadadır. Şehrin bedesteni de burasıdır.

Cami sokaklarında kaldırım yoktur çünkü tamamen kumsal olduğundan çamur  görülmemektedir.