Çanakkale ve Bedir zaferlerinin arasında tam 1350 yıl vardır.

Bu iki zafer en büyük sıkıntı ve sabırların ardından gelmiş ve birbirine benzeyen iki büyük zaferdir.

Bedir savaşında meleklerin bizzat yardıma koştuğu ayetlerle sabittir:

“Hani sen müminlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.” (Ali İmran 124)

“Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti. Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Enfal 9, 10)

Bedir savaşında meleklerin yardımı ayetlerle sabittir. Çanakkale savaşında da meleklerin yardımı Allah’ın izniyle kesinlikle vakidir ve bu da halkın tevatürü ile sabittir.

Kâinatta Allah’ın bir yasası vardır. Kur’an’da buna sünnetüllah denir. Adetullah da denen bu yasalar her şeyin doğal akışı içerisinde seyrederek yürümesidir.

Mesela yüce peygamberimiz Uhut ve Taif’te çektiği sıkıntılara sabırla karşılık vermeseydi ve kardeşi Yunus bin Metta (sav) gibi tebliği bırakıp yurdunu terk etseydi âlemlere rahmet olduğu nasıl anlaşılacaktı?

Sabrın sonu Bedir’de de Çanakkale’de de zaferle bitmiştir.

Bedirde daha önceleri ısrar edilen savaş isteğine rağmen vakit tamam olmadan izin çıkmamış ve bütün şartlar oluştuktan sonra savaş izni cenab-ı hak tarafından verilince 313 kişilik bir ordu bin kişilik zırhlı silahlı bir orduyu darmadağın etmiştir.

Çanakkale’de de 313 000 kişilik İslam ordusu yedi düvelin dünyadan topladığı, kendisinden kat kat büyük bir orduyu 250 000 şehadetle hezimete uğratmıştır.

Lahavle vela kuvvete illa billah (bütün kuvvet ve güç Allaha aittir) gerçeğine inanan hiçbir insan gerçek gücü Allahtan başkasında aramaz.

Bu gerçek güç sahibi direkt olarak da dolaylı olarak da bu gücüyle kendisine inananlara yardım eder, onları asla boynu bükük bırakmaz.

M. Akif Ersoy bu iki zaferin şehitlerini nasıl bir araya getirmiş bakın:

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.