JACİNDA ARDERN'İN OKUDUĞU HADİS

Hicret her zaman yeni fetihlerin müjdecisidir.

Zorla veya daha farklı amaçlarla ülkelerinden çıkarılan ya da kendi istekleriyle başka ülkelere giden Müslümanlar vardıkları ülkeye İslam’ın tanıtılması için büyük bir potansiyel olurlar.

1960 yılından sonra Türkiye’den başlayan işçi akını Avrupa’ya İslam’ın anlatılması için büyük bir fırsat olmuştur.

Afrika ve uzak Asya’daki sömürgelerinin İngiltere’ye akını, Afrika’daki sömürgelerinden Fransa’ya yapılan akınlar büyük fetihlerin müjdecisidir.

Bütün dünyadan ikinci dünya savaşı sonrası Amerika’ya yapılan akınlar adeta Müslüman nüfusta bir patlamaya sebep olmuş artık İslam’ın dünyada birinci din olmasını sağlamıştır.

Bu durumdan rahatsız olan fanatik oluşumlar zaman zaman dünyanın her tarafında saldırılarla Müslümanları sindirme yoluna başvurmaktadırlar. Bunun en son örneği Yeni Zelenda’da 15 Mart 2019 Cuma günü yaşanmıştır.

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde 50 kişinin hayatını kaybettiği saldırının ardından terörün hedefi olan El Nur ve Linwood camileri cuma namazıyla birlikte ibadete yeniden açıldı, ülkenin tüm kentlerinde anma törenleri düzenlendi.

5 milyon nüfuslu Yeni Zelanda teröre karşı kenetlenirken, Yeni Zelanda Televizyonu (TVNZ) ve Radyo Yeni Zelanda (RNZ) cuma ezanını canlı olarak yayınladı. Ezanın ardından terör kurbanlarına saygı amacıyla 2 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu, Yeni Zelandalı kadınlar Müslüman kadınlara destek olmak amacıyla başörtüsü taktı.

Namaz öncesindeki kısa konuşmasına hadisle başlayan Jacinda Ardern, "Peygamber Muhammed dedi ki 'karşılıklı şefkat, merhamet ve sempatileri ile inananlar tek bir beden gibidir. Vücudun herhangi bir kısmı acı çekerse, tüm vücut acı hisseder.' Yeni Zelanda'da sizinle yasta, biz biriz." ifadelerini kullandı.

Burada sayın başbakana, diğer bütün Yeni Zelenda yetkililerine ve halkına gıptayla bakıyor, alkışlıyor ve onlara Allahtan hidayet vermesini niyaz ediyoruz.

Teröristin manifestosunda Türkleri yani Müslümanları boğazın doğusundaki kendi topraklarına sürmekten, Ayasofya’nın minarelerinin yıkılmasından vb bahsetmesi Müslüman Türk milletinin İslam’ın dünyadaki en önde giden bayraktarı olduğunu bir kez daha tescillemiştir.

Artık geri dönüş asla ve kat’a yoktur. Tebliğe sonuna kadar devam edilecektir. Hicret ve ülkeler arası göçler ve ticaret ise tebliğin en önemli aracıdır.

Doğru tektir, bu doğru ise İslam’dan başkası değildir. İtfaiye ile güneşi söndürmek mümkün olmayacaktır.

Onlar üfleyerek Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff 8)