31 Mart Belediye seçimlerini geride bıraktık. Şimdi herkesin üzerine düşen seçimlerden çıkan sonucu değerlendirme, okuma zamanı. Ama kendine göre değil objektif, doğru okuma ve çıkan sonuç üzerinden de kendine ders çıkarma zamanı.

Öncelikle şu bir gerçek ki, Cumhur İttifakı, dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli seçimin mutlak galibi. Bir önceki seçime göre oy oranını koruyan her iki liderin özel çabası ile ayakta duran Cumhur İttifakı ‘beka’ vurgusu ile altı çizilen olası hendeklerin önünü kesmiş görünüyor. Ama uyarı niteliğindeki tokatın sesi, yanlış adaylardan geldi. Kağıt üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti ve tepki çekmemek için dışarıdan destek alınan HDP ile birlikte 5 siyasi parti %37.6 da kalırken; AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin oluşturduğu Cumhur ittifakı ise %51,4 oy alarak büyük başarı kazandı. Vatandaşlar ‘sizin arkanızdayız, ülke sevdanızın arkasındayız ama ekibinizi bi gözden geçirin, çürük yumurtaları acilen ayıklayın’ mesajını net bir şekilde sandığa yansıttı.

Şimdi yavaş yavaş ülke gündemini etkileyecek halkın diğer mesajlarını okuyalım. Ankara 4 puanla Mansur Yavaş'a gitti. Ama yavaş yavaş değil, hızlı hızlı gitti. Ankaralılar Mehmet Özhaseki ismini Ankara'da yanlış bir isim olarak gördü. Ki buna yürekten katılanlardanım. Kulağıma gelen fısıltılara göre Sayın Erdoğan'ın Ankara aday belirleme sürecinde biraz yanıltıldığı yönünde. Lakin benim biraz dediğime bakmayın. Aday belirlenirken de seçim sürecinde de anketler gizlenmiş, değiştirilmiş falan falan… Propaganda döneminde Mansur Yavaş üzerinde yapılan linç girişimleri, aşağılayıcı ifadeler, ekranların kapatılması da işin cabası. Netice, Ankara kaybedildi!!!

Demek ki televizyonlara çıkmasını engellemekle, geçmiş senetleri çıkarmakla, 100’lük banknotlara Factroing Mansur Yavaş yazmakla, seçim alınmıyor, kaybediliyormuş... Bazı medya kuruluşları, yanlış TV programları bu konuda AK Parti’ye resmen seçim kaybettirdi. Bunları şuan kimse dile getiremiyor, ama benim yaranma gibi bir derdim olmadığı için açık açık yazayım. İstanbul'da İmamoğlu’na 3-4 puan Ülke TV sayesinde, Ankara'da 5-6 puan Mansur Yavaş’a A Haber sayesinde gitti… Sayın Erdoğan’ın bu a Haber grubuna ‘yeter! Dur!’ diyeceği günü tüm AK camiada sabırsızlıkla bekliyor. Dediğim gibi kimse bunu sayın Cumhurbaşkanına dillendiremiyor ancak, acı gerçek bu!!! Düşünebiliyor musunuz? Bunlar yüzünden bizim sağ camia komple FOX izliyor!!! İvedi, bir yeter de buraya denmeli artık.

Gelelim Konya'ya.. Büyükşehirler içerisinde en yüksek oy oranı diyerek bir başarı hikayesi, bir destan diye lanse ediliyor. Oran doğru ama maalesef hikaye yalan.. Şapkayı önüne koymak istemeyenlerin, liderlerinden gerçekleri saklamaya çalışanların küçücük bir yalanı. Gelin aritmetiğine bakalım. Matematik yalan söylemez ya!!! Konya'da AK Parti ve MHP'nin oyunu üst üste koyduğunuzda ölüsü bile % 85-90 ediyor. Neredeyse 15-20 puan altındaki %70 oyun neresi başarı Allah aşkına.. Yarın il yapsanız nüfusuyla da potansiyeli ile de hiç yadırganmayacak daha önce ciddi farklarla kazandığınız Ereğli ve Beyşehir gibi iki deve dişi ilçeyi kaybetmek mi başarı? Hem de bağımsız adaylara!!! Bırakın % 85-90'ı, Sayın Bakan Murat Kurum'un meydanlarda üzerine basa basa alacağız iddiasında bulunduğu %75 bile yakalanamadı. Bence başarı diye ne kendimizi ne halkımızı kandırmak yerine nerede hata yaptık diye düşünmek gerekiyor..

Kaldı ki Konya’da Uğur İbrahim Altay gibi başarılı ve her kesim tarafından kabul görmüş bir isim olmasaydı bu oran bile hayal olabilirdi gerçeğini teşkilatlar iyi okumalı, görmeli. Allah'tan Konya’da Genel seçimlerde olan yanlışa düşülmedi ve Merkez Belediye Başkan adayı isimlerinde bari doğru karar verildi. Bu Konya'da seçimi kurtaran başka bir faktör oldu. Keşke ilçe adaylarında da teşkilat yerine Genel Merkez karar verseydi demeden geçemiyor insan. Ahh teşkilat ahh. Teşkilat demişken Konya'da atanmış bir bakanın arkadaşı olma özelliğinden başka dişe dokunur vasfı olmayan birinin, meclis üyeliği alması, yönetim kurulu üyeliği gibi yerlere uçarak getirilmesi de yanlış. Onları da bildiğimizi bilin!!!.

Satır araları hiç de göründüğü gibi değilmiş değil mi? İçimiz daraldı…

Başarıları ile gururlandığımız bir hemşehrimizin, son seçim analizini yapalım ki hem bir kez daha göğsümüz kabarsın hem de birileri gerçekten destan nasıl yazılırmış görsünler!!!

Hemşehrimiz Kalkınma eski Bakanı Plan Bütçe Komisyon Başkanı ve Mersin Milletvekili Sayın Lütfi Elvan neredeyse üç ayını Mersin, Ankara arasında mekik dokuyarak geçirdi. Onun üzerinde televizyon programı 20’ye yakın açık hava toplantısı ve yüzlerce salon toplantısı gerçekleştirdi. Hemen hemen tüm ilçeler alındı. Ama özellikle bir ilçe vardı ki asıl başarı hikayesi, asıl destan burada. Mersin’in kalbi, ticaretinin döndüğü en yoğun ilçesi Akdeniz. HDP' nin en batı kalesi Akdeniz. Geceleri emniyet mensupları olmadan vatandaşların girmeye korktukları, HDP’ lilerin Mardin düşer, Siirt düşer Akdeniz düşmez dedikleri kaleleri. Sayın Bakan Lütfi Elvan Akdeniz'de gece gündüz demeden neredeyse kapı kapı dolaştı çalıştı. Tüm zorluklara rağmen, ulaşılmadık vatandaş, sıkılmadık el bırakmadı ve düşmez denilen kale yıkıldı, surlara bayrak bu gurur duyduğumuz hemşehrimiz tarafından dikildi. HDP’ nin batı kalesi Akdeniz Belediyesi artık bir Ak Parti Belediyesi oldu. Bu bir milat olacaktır. HDP'nin çöküşünün miladı.. Bu asıl destan, asıl başarı hikayesi için sayın bakanı ne kadar tebrik etsek az. Bir kez daha bizi yanıltmadı göğsümüzü kabarttı.

Gelelim son olarak Karaman'a.. Karaman’ı bilerek sona bıraktım. Bilenler bilir, memleketim, göz ağrım sevdamdır Karaman. Bir ayağım, bir elim ve gönlüm hep Ermenek ve Karamandadır. Eşim, dostum, akrabam buradadır ve kısa günde elli kez buralar ile sohbet etmediğim değerlendirmediğim gün bi yanım eksik olur. Dolayısıyla buraları avucumun içi kadar iyi bilir, naçizane havasını da iyi koklarım.

Ben demiştim demeyi oldum olası sevmem. O yüzden de 2 ay önce ki yalvarışlarımı, feryadımı buyrun siz okuyun.

“KARAMAN VE KONYA’DA SİYASET ZEHİRLENİYOR MU?

Atalarımızın Orta Asya’dan gelip; fethederek, mamur ederek bizlere miras bıraktığı kadim yurdumuz. Tarihinde Moğollara gösterdiği emsalsiz direniş, Türkçe duruş ve Yunusca söyleyişleriyle hep dik durmayı istemiş, gaye edinmiş övünç kaynağı memleketimiz.

Genç yaşlarda iş hayatına atılmak maksadıyla ayrıldığım memleketim Karaman’a her ziyaretimde; kalkınmasını, değişimini görüp heyecanlanmışımdır. Her yeni yıl; bir önceki yıl atılan temelin bitirilip yapıya döndüğü, her dökülen asfaltın serilip yol olduğu ve bilcümle değişimi-gelişimi kim yaparsa yapsın gördüm, takdir ettim, gurur duydum. Ayrıca, hangi partiden olursa olsun, kendisini yetiştirmiş büyüklerimizin, memleket adına Ankara’da söz sahibi olduklarını görmekle hassaten iftihar ettim.

Gerek Konya'da gerekse Ankara'da, Karaman'dan Ermenek'ten kim arasa memleket kokusu ile gelse ne işleri olursa elimizden geldiği kadar çözmeye çalıştım çabaladım. Bağım, bahçem hiç bir şeyi satmadım aksine üstüne aldım. Köyümü, kentimi hiç ihmal etmedim. Yani birileri gibi hiç görmediği memlekete sadece işi düşünce "AA ben Karaman'lıyım-Ermenek'liyim" diyenlerden olmadım Hamdolsun.. Bilenler bilir nasıl bir memleket sevdalısı olduğumuzu...

 

Buradan AK Parti’ye, bir hemşerimize genel başkan yardımcılığı (Lütfi Elvan)görevini verdiği için MHP’ye ise iki hemşerimize MYK üyeliği verdiği için (Ali Güler-Hüseyin Korkmaz) Karamanlı olarak teşekkür ederim.

 

Ancak bir mühim hususa da değinmemiz gerekir ki yakın tarihimizde; DSP’de Fikret Ünlü, AK Parti’de Ömer Dinçer, Nimet Baş, Lütfi Elvan ile şehrimiz adına bakanlık sevinci yaşadık. Ahmet Ertuğrul ile CHP parti meclisinde temsil edildik. Yüksel Çavuşoğlu ile akıl ürettik, Mevlüt Akgün’e koca bir şehir kahrımızı taşıttık. Son olarak T.B.M.M.’de Recep Konuk’la komisyon başkanı olduk ve bütün bunlarla birlikte bürokraside de Karamanlı isimlerin önünün açılmasını sağladık.

 

Karaman bir dönem siyaset camiasında söz sahibi bir memleket olmasına karşın, günümüzde esamesinin okunmayacağı bir şehir olma yolunda hızla ilerliyor. Elbette mevcut milletvekillerimizin gayretlerini özellikle İsmail Atakan Ünver’in şehir meselelerini meclise taşımasını tebrik ediyorum. Ancak, biraz evvel saydığımız isimleri gözümüzün önüne aldığımızda siyasette ‘Temsil Makamı’ adına ‘nereden nereye’ diyeceğimiz bir durumda olduğumuzu sanırım hepimiz aklımızdan geçirdik. En çok ‘Temsil Makamı’nı Ak Parti ile kazanıp yine orada kaybettiğimiz gerçeğinden hareketle bir sorgulama yapmamız gerektiğini düşündüm.

 

Karaman’da dost-ahbap kiminle bu meseleyi görüşsem; AK Parti’deki bu Karaman adına temsil düşüşünün Konya Milletvekili Ahmet Sorgun ismiyle ilintili cümlelerle anlatıldığını işittim. Karaman’ı Karaman’daki bazı isimlerin de desteği ile uzaktan kumandayla kendilerince dekor ettikleri iddialarını duydum.

 

Şöyle ki, Sorgun’un yeğenini Karaman’da müdür, başka bir kişiyi de özel kalem gibi makamlara getirttiği iddialarını duyunca şok oldum. Son olarak başka bir yeğenini de belediye başkan yardımcısı yapmak istediği iddiasına da inanasım gelmedi. Düşündüm  kendi kendime, şayet öyle ise,  şimdi Ertuğrul Çalışkan bu durumlara direnmesinin bedelini mi ödüyor ???  Yok canım o kadar da değildir... Ertuğrul Başkanı,  Başkan yardımcılığı koltuğunu peşkeş çekmedi diye, bel altı vurup yiyecek kadar alçalmamıştır siyaset, insanlar... daha neler!!! defol git şeytan yanımdan dedim sonra...

 

Bu arada geçen seçimler geldi aklıma... Konya'da siyaset abilerine yapmayın AK Parti'yi Konya’da bitiriyorsunuz diye yalvardım, köşeler yazdım. O zamanın Genel Başkan yardımcısı Ahmet Sorgun'a, "Abi yapma Konya gidiyor" diye köşemden feryatlar ettim ama beni dinleyen olmadı.

 

Netice;

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın tek tek topladığı oyları, hamudu ile yediniz, Konya'da 3-4 milletvekilinden olduk.

 

Konya'yı yedik bitirdik şimdi sıra Karaman'a geldi.

 

Yazımın başında da belirttiğim gibi; tarihten bu yana dik durmayı gaye edinmiş Karaman’ın, bahse konu parti il teşkilatının, bu tür olaylara yol vermeyeceğini düşündüm!!! Öte yandan; Ertuğrul Çalışkan’ın, Şerafettin Bulgurcu’nun ve Celil Yağız’ın tekrar aday gösterilmemesi konularının da aynı dekor ekibince gerçekleştirildiği iddiaları komedi gibi. Komik olmayan bir gerçek var ki; bu adaylıklar belirlenirken gerek milletvekilleri, gerekse il teşkilatından genel merkezce bir rapor istendiği. İşte bütün bu iddiaları asıl veya asılsız yapacak olan kıvılcım o raporlarda! Acaba raporlamalarda halen hayatta olan ve isimlerini yazımızda verdiğimiz veyahut özür dileyerek unutup veremediğimiz kaç kanaat önderi, kaç siyasi büyüğün görüşüne müracaat edildi? Bizim edindiğimiz bulgular herhangi bir müracaat olmadığı yönünde.

 

Hal böyle olunca ister bu dekor ekibi, ister kimlerse bunlar, bugün kimseye sormaksızın aldıkları insiyatifin, seçim sonu ortaya çıkacak tablonun, yegane müsebbibi olacağını bilmeliler. O gün çıkacak başarısızlık tablosunda benim susmayacağımı da bilmelidirler. Bugün bizimkileri, bizimkilere sormadan uzaktan kumanda marifetiyle ele veren, 1 Nisan sabahına soğuk bir şaka ile uyanabilir. Partisi hiç önemli değil; halen bazı isimleri hatırlayabiliyorsak, sayıyorsak bu onların şehirden yana aldıkları tavırdandır. Bugünün dekorasyoncuları dokumuza uymadığından, yarın anılmamaları muhtemel. Şayet şehirde birileri koltuğunu korumak, birileri 1.Recep olmak sevdasına susuyorsa şehirde olanlara, yazıklar olsun...

Kimilerinden hiç bahsetmiyorum bile.. Tek marifeti birinin yanında staj yapmak olanlar muhatabım değil zaten.

 

Bunca hazımsızlığın, Karamanda ki başarısız dizayn çalışmasının sebebinin ne olduğunu çok net biliyorum aslında... Ama yazamıyorum işte... Yazdığım zaman "O" yazdırdı diyeceğiniz için yazamıyorum.

 

Ama ne yaparsanız yapın, siz " O" isimleri bitiremezsiniz.. Silemezsiniz... Gücünüz yetmeeezz...

 

Çünkü onlar ayak oyunları değil icraat yaptılar, eser bıraktılar, gönül aldılar..

 

Mesela bir başka tarafa dönecek olursak, ne yaparsanız yapın 1. Recep her zaman orjinal Recep... Emitasyonla bu işler yürümeeezz...

 

Neyse netice olarak Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere yine sesleniyorum siyaset büyüklerimize;

 

Konya'da, Karaman'da vekillik seçiminde olan kan kaybı, şuan belediye seçimlerinde yaşanmaktadır. Birileri bu şehirlerde abilik dizaynı yaparken, şehirler gidiyor müdahil olmazsanız.

 

Ben yine üzerime düşeni yaptım, 9 köyden kovulacağımı bile bile hep doğruları yazdım, tarihe not düştüm. 10. Köyden de kovacağız diyorsanız illa,  11. köye giderim sıkıntı yok. Oradan da kovarsanız, memleketim Ermenek’te, bahçemde 2 göz evim var, oraya giderim. Oradan da ancak ölüm çıkar. Bir yere de kovamazsınız.

 

Son olarak, seçim süreci olduğu için daha bayramlık ağzımı açmıyorum. Karayollarındaki şef eniştelere, stajyer avukatlara ve daha neler nelere girmiyorum şuan için.

 

"Bu millet kızar bağırır ama oy verir" diye ortada gezenlere, Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sözü ile bir cevap vererek yazımı bitireyim,

 

"Bu millet bir oy verir, iki oy verir, sonra kapının önüne koyverir...”

 

Sağlıcakla Kalın... “

 

Maalesef ki bugünleri, iki ay önce Karaman için yazı yazmıştım, uyarmış hatta adeta yalvarmıştım.. Birilerinin hem de Karamanlı olmayan birilerinin egosu, ahbap çavuş ilişkileri kendi adamlarını bir yerlere getirme çabaları bugün ki sonucu doğurdu. Şimdi kına yaksınlar diyeceğim ama onlar destan yazdık yalanları ile göz boyama, gerçekleri gizleme telaşı içerisindedirler ki buna vakitleri olmaz. Ama bugünden uyarıyorum!!! Birileri bu kafada devam ederlerse bugün Karaman’ın başına gelenler en kısa zamanda Konya’nın makus talihi olarak karşınıza çıkacaktır.

Satır aralarını kendi menfaatlerinin önünde tutmayarak reel değerlendirmeyenler bunun başlıca müsebbibi olacaktır.

Bu vesile ile Konya ve Karaman’da seçimleri kazanan ve her biri benim için ayrı birer değer olan tüm Belediye Başkanlarımızı tebrik ediyorum. Ankara’da bir kapıları, hizmetlerini duyurabilecekleri bir seslerinin olduğunu hatırlatıyorum. Allah mahcup etmesin.

Kalın sağlıcakla…