Mahalli seçimleri geride bıraktık. Milletimizin takdiri, iradesi sandıkta tecelli etti. Milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.

Gergin bir seçim atmosferi yaşanmış. Siyasi söylemler, milletimizi baymıştı. Ekonomi; halkımızın birinci önceliğiydi, enflasyona yenilen maaşlar, geçim sıkıntısı, artan gıda fiyatları, işsizlik, halkın seçim derdinde değil, geçim derdinde olduğunu haykırıyordu.

Kutuplaşmanın, siyasi söylemler ile had safhaya çıkması, ötekileştirme, aday seçimindeki hatalar dizisi; milletimizi farklı bir sonuç ile karşı karşıya getirdi.

Uzun yıllar sonra sembol şehirler, Ankara, İstanbul  el değiştirdi.

Belediye başkanlarının, metal yorgunluğu gerekçesi ile görevden alınması halk indinde makul karşılanmadı. Seçimle gelen seçimle gitmesi gerekirdi. Sınıf başkanı değiştirir gibi başkanların görevden el çektirilmesi veya istifaya zorlanması, yerel seçim sürecini sıkıntıya sokan etkenlerden olduğunu düşünüyorum.

EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) bence seçimin belirleyicisi oldu. Yapmış oldukları toplantı ve mitinglerde oldukça kararlı olduklarını ifade ediyorlardı.

Yaklaşık üç ay önce kaleme almış olduğum yazıda bu durumu siyasilere bakış açısı sunmak adına hatırlatmıştım. Fikir vermesi açısından bir kısmını tekraren paylaşma arzusundayım.

“….Son aylarda en çok gündeme gelen konulardan birisi de EYT’ dir. 1999 yılında yapılan yasa ile emeklilik yaşı yeniden düzenlenmişti.

Yapılan düzenleme ile kanunu geriye doğru işleterek, (EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR) mağdurlar sınıfı ortaya çıktı. Yasalar çıktığı, düzenlendiği gün itibari ile yürürlüğe girmesi gerekirken, 1999 yılından öncekileri de kapsaması haksızlığın ve hukuksuzluğun çıkış noktasıdır.

EYT’liler demokratik ortamlarda haklarını aramak için dernekleşerek,  kar topu gibi çoğalarak; sosyal ağlarda da son aylarda isimlerinden sıkça söz ettirmekteler. Facebook, twitter, v.b sosyal paylaşım ağlarda hızla örgütlenerek, siyasi olmadan sadece ve sadece gasp edilen haklarını arama yoluna gitmekteler…

EYT, demokratik bir hak mücadelesidir. Bu mücadeleyi hafife almak, siyasi intihara sürüklenmekle eşdeğerdir…”

Sandığın dilini çok iyi okumak gerekir. Sandık bize önceliğimiz seçim değil, geçim der gibiydi.

Bizi kutuplaştırmayınız, cennet vatanımızda kardeşçe yaşamak istiyoruz. Beka söylemlerinin had safhaya çıktığı dönemde niçin milli birlik ve beraberliği pekiştiren siyaset yapmadınız dercesine; mevcut hükümete ders veren bir sandık ödevinin olduğu kanaatindeyim.

Hasıl-ı kelam; sandığın dilini çok iyi analiz edemezseniz, bu durumda siyasiler için “Her çıkışın, bir inişi vardır.”  sözünü hatırlarız.

Mevlam; yapılan seçimi hayırlara vesile kılsın…