Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu’nun Fransız milletvekiline hitaben Antalya’da yaptığı konuşmayı izledim.

Bilindiği gibi Ermeniler 24 Nisanı bütün dünyada “soykırım günü” ilan ederek adeta suni bir tarih oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu asılsız soykırım iddiasını başta Amerika ve Avrupa ülkeleri olmak üzere müttefik bildiğimiz birçok ülke parlamentosunun “soykırımı anma günü” olarak kabul ettiler.

İşte Çavuşoğlu bu hususta konuştular ve sert bir dille hanım milletvekiline salonu terk etmeye zorladılar.

Aslında Çavuşoğlu az bile söyledi ancak onun “Fransa gibi tepeden bakan” tabirini hiç özümseyemedim. Sanki biraz eziklik kokusu vardı.

Biz kimiz, Fransızlar kim ki eziklik ve aşağılık duygusuna kapılalım? Ve onlar bize tepeden bakabilsin. Bu sorunun cevabı sahibi gibi muhteşemdir;

"Ben ki, kırk sekiz krallığın hakanı Sultan Süleyman Han'ım. Sefirimden aldığım habere göre, memleketinizde dans namı altında kadın-erkek birbirine sarılmak suretiyle, alamele-innas (herkesin gözü önünde) icra-i lağviyyat (faydasız işler) işlenmekte olduğu mesmuu şahanem olmuştur (işitmişimdir). ... İş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali muvacehesinde name-i hümayunum yed'inize (elinize) vusulünden (ulaşmasından) itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat ordu-yu hümayunumla gelip men'e muktedirim."

Sözleriyle Fransızlara 100 yıl dansı unutturan Kanuni Sultan Süleyman’ın torunları olarak ne Fransız’ın ne İngiliz’in ve ne de diğer keferenin önünde dik durmaktan başka çaremiz yoktur.

Bunu yapabilmek için de cebimiz parayla dolu omuzumuz ise silahla donanımlı olmak zorundadır. Bu da ekonomik ve savunma bakımından tam bağımsızlık demektir.

Bu beşli çete BM’yi ele geçireli beri en zor günlerini yaşıyorlar ve bu nedenle olmadık yöntemlerle İslam ülkelerini çökertmeye çalışıyorlar.

“Dünya beşten büyüktür” tezi dünyada tuttukça bunlar çıldırıyorlar ve sömürü alanlarının daralması korkusuyla dünyada darbeleri destekleyerek askeri cuntalarla çevrili bir koridor kurma peşindeler.

Arap baharıyla kendine gelen Mısır, Tunus, Sudan, Libya ve Cezayir’de darbeler yaptırarak işi lehlerine çevirme amacındalar.

Arap baharıyla kendisine gelen ve uyanan ülkelerden sadece şu anda Tunus kalmış durumdadır. Cezayir ve Libya karmakarışıktır ve Fransa’nın bir uyanışa karşı ödü kopmak üzeredir.

İslam ülkeleri kendilerine düzen vermek için çırpınan yabancılara asla yol vermemelidir.

Savunmalarını, sınırlarını ve güvenliklerini başkalarına havale etmek başlı başına bir cinnettir.