16. UFUK TURU VE DERİNLEŞEN SOSYAL SORUNLAR

Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu 16. Ufuk Turu Kayseri panellerindeki konu “Sosyal Sorumluluk ve İş Ahlakı” idi.

28 Nisan günü sona eren toplantılarda akademisyenlerin de katılımcıların da vardıkları sonuç bildiriye tam manasıyla yansıdı. Bu sonuç; “Sosyal Sorumluluk ve İş Ahlakı” hususunda derin bir sorumsuzluğun başladığı yönündedir.

Bugünkü yazımızda sonuç bildirisini biraz özetleyerek takdim edeceğim. Daha sonra Ramazan ayı sonuna kadar konuyla alakalı analizlerimi sürdüreceğim, inşallah.

1.Başıboş ve amaçsız yaratılmayan, başka nesne ve varlıkların kabul etmediği ilahi ve o kadar da ağır bir sorumluluğu yüklenen insanoğlunun attığı her adımın, aldığı her nefesin mutlaka bir hikmet ve gayeye matuf olduğuna inanan bir medeniyetin müntesipleri olarak, bireylere ve topluma sorumluluklarını hatırlatma görevimizin bulunduğunu düşünüyoruz.

2.Üzülerek ifade etmeliyiz ki, toplumumuz sorumluluklarını hem algılama hem de gereklerini yerine getirme hususunda zafiyet göstermektedir.

3.Sorumluluk fikir ve yeteneğinin aileden başlamak suretiyle, bireyden çeşitli sosyal gruplara, eğitimden farklı toplumsal boyutlara kadar genişleyen bir halka içinde ve topyekûn biçimde değerlendirilmesi gerektiği ortadadır.

4.Oysa tarih ve kültürümüzde sorumluluk duygusunun icrasına dönük mükemmel örnekler mevcuttur.

5.Bugün toplumun hemen hemen tüm katmanlarında ‘kanunilik’ ve ‘helallik’ çizgisinde bir ayrışma olduğu görülmektedir. Akla, vicdana ve inanca makul gelmeyen, fakat dolambaçlı yollarla haksızlıklara ve sömürüye varan uygulamalar ortaya çıkmakta, ‘fırsatçılık’, ‘stokçuluk’, ‘karaborsacılık’ kol gezmektedir. Ekonomideki türbülans, fiyatlardaki orantısız ve makul olmayan artışlar özellikle dar ve orta gelirli kesimlerin hayatlarını olumsuz yönde etkilemekte, toplumsal barış zafiyete uğratılmaktadır. İşini helal dairesinde yürütmeye çalışanlara karşı haksız rekabet durumu ortaya çıkmaktadır.

6.İş dünyasının zor bir dönemden geçtiği günümüzde, ‘çalışan-çalıştıran’ ayrımı yapmak suretiyle iki ayrı ve birbiriyle rekabet halinde gösterilen gruplaştırıcı ve ayrıştırıcı yaklaşım bir an önce terkedilmeli, iki kesimin birbirine ne kadar bağlı ve bağımlı olduğu bir an önce fark edilmelidir.

7.Ne yazık ki, ailenin temelleri kökünden sarsılmaktadır. Bu en temel kurumumuz ilk çocukluk yıllarından itibaren bireye gerekli sorumluluk duygusunu aşılayamamaktadır. Kadının mutlaka kazanç getirici bir işte çalışmak zorunda olduğu fikri, aile içi rollerin tersyüz edilmesi, evlilik kurumunun temellerinin sarsılması ve sorumluluklarını yerine getirmeyen çiftler çocukların sağlıksız ortamda yetiştirilmesine neden olmaktadır. Sonuçta, helal kazancı önemsemeyen, doğruluk ve dürüstlük kaygısı bulunmayan şahıslar hem kendilerine hem de çevrelerine karşı sürekli olarak problem üreten bir virüs haline gelmektedirler.

8. Yıllardır yapmış olduğumuz çağrılara rağmen müfredatta mevcut, bireyciliği ve bencilliği körükleyen dayatmalar düzeltilmiş değildir. Sonuçta ailesinden gerekli desteği alamayan, okulda eğitilemeyen bireyler toplumsal dinamikleri baltalamakta, değer ve önceliklerimizi hiçe sayar hale gelmektedirler.

9.Toplum, en genel manada bir tarağın dişleri gibi birbirini destekleyen ve birbiri ile anlam ifade eden bir bütündür. Bir arada yaşama düşüncesini destekleyen dayanışma fikriyatı ile zenginleştirilen sorumluluk, fedakârlık, diğerkâmlık ve yardımseverlik gibi duygularımızı beslediğimiz durumlarda herkes mutlu olacaktır.

10.Sosyal sorumluluk, içinde yaşanan topluma karşı beslenen iyi duyguları, faydalı olma gayretlerini ifade ettiğine göre, sorumluluk fikri geliştikçe ‘iyi insan’ ve ‘iyi toplum’ olma ideali kolayca gerçekleştirilebilir.

11.Sorumluluk fikrinin, toplumu ve devleti doğrudan etkileme potansiyeli en yüksek iki kademe olan bürokrasi ve yönetim katlarında yeterince geliştiği de söylenemez. Millete tepeden bakan siyasetçi ve bürokrat düşüncesi halen ortadan kaldırılabilmiş değildir. Tek Parti döneminde ‘Çarıklı’ olarak nitelendirilen insanımız bugün daha farklı ve karmaşık isimlerle aşağılanmaktadır.

12.Sorumluluk kaygılarımız sadece ülkemize ilişkin bir problem de değildir. İslam dünyasının her köşesinde kan, gözyaşı, hak – hukuk ihlalleri ve soykırımları devam ederken, bizler bu kardeşlerimize karşı olan sorumluluklarımızı da unutmamalıyız.

13. Sorumluluk varsa, tüm ilişkilerin ve toplumsal süreçlerin sağlıklı olması beklenir.

14.Sivil Toplum gönüllüleri olan bizler sosyal sorumluluk ve iş yapma ahlakı konusundaki çalışmalarımızı devam ettirme kararlılığındayız.

(Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Adına İcra Heyeti Başkanı Muhsin GÖRGÜLÜGİL)