KAYSERİ ULUCAMİDE CUMA SABAHI- 1

26 Nisan Cuma 2019

Konya Sivil Toplum Kuruluşlarının Kayseri 16. Ufuk Turu programı çerçevesinde bulunduğumuz Kayseri’de mutlaka Ulucami’yi görmeliyim, diye niyetlenmiştim.

Ulucamiler, bundan yedi – sekiz yüz yıl önce atalarımızın şehrin en büyük camii olarak inşa edilen Cuma ve bayram namazlarında bütün halkın toplanabildiği eserlerdir.

Gittiğim bütün il ve ilçelerde tarihi Ulucamileri ziyaret ve özellikle Cuma sabah namazına katılmanın manevi hazzını almış birisi olarak o gece saatimi üçe kurdum.

Saat üçte lobiye indim, kabul yeri memuruna Ulucami’ye taksilerin kaça götürdüğünü sormasını istedim, en yakın durağı arayıp sorduğunda kırk lira dediler.

Ama benim aklıma otostop yapmak geldi ve dışarıya çıktım ve Melik Gazi ilçesinin merkezinde bulunan Ulucami’ye (Cami-i kebir) ulaştıracak bir araç beklemeye başladım.

İlk gelen bir kamyonetti, el ettim ve hemen durdu. Ulucami’ye gideceğim, deyince şoför düşündü. Ben cami-i kebir diye ekleyince, hah tamamdır o iş, atla dedi ve bindim.

Yaklaşık yarım saat süren yolculuğumuz sırasında derin bir sohbete daldık. Hatta vardığımızda şoför arkadaş durunca da biraz anlatmaya devam etti.

Konumuz “Sosyal sorumluluk ve iş ahlakı” idi. Zira Kayseri’de bulunma nedenimi ona binince söylemiştim.

16. Ufuk Turunun bu konusu herkesin ortak derdi olmuştu, inanın panellerdeki konuşmacı akademisyenlerin ve katılımcı 425 kişinin şikayet ve dileklerini aynen şoför de dile getirdi:

Aile yapımız bitti abi; evde karı koca çalışıyor, kimse kimseyi takmıyor, Anadolu analığı, Anadolu aile mahremiyeti, Anadolu misafirperverliği sona erdi. Denklik kadın lehine bozulunca aile reisliği el değiştirdi ve gaddar bir hal aldı.

Geniş aile bitti, Çekirdek aile çöktü; artık ana – baba, dede, nine ve diğer yalnız yakınların oluşturduğu geniş aileye rastlamak hayal gibidir. Ana baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan çekirdek ailede saygı sevgi yerini bene bıraktı. AB uyum yasaları ile benimsenen yaş kriterleri merkezi reislikten özgürlüğe terk etti.

Atalarımızı evin dışına attık; sağ olsun belediyeler atmış beş yaşa basan herkesi bedava taşıyorlar. Evde yüz bulamayan, kendisine gülen bir hanım, gelin, torun ve evlat siması göremeyenler soluğu bedava otobüse binip çarşılarda alıyor. Kahve ve çay ocaklarında bir simit ve çaya sığınıyor. Kim bilir belki Millet Bahçeleri ve kıraathaneleri fikri de AB’dendir ve aile içi sevgi ve saygıyı baltalamayı amaçlamaktadır.

Çocuklarımız ve hanımlarımız bir şikâyetle araştırmadan soruşturmadan bizi evden uzaklaştırabiliyorlar. Avrupa’nın rüşt yani 18 yaş kavramı ve uygulamasını aynen alan hükümetimiz İslami aile yapısını resmen dinamitledi.

Kısa sürede noktalanan evlilikler ve ömür boyu nafaka birilerini güldürürken birilerini ağlatmaya ve ömür boyu huzursuzluğa itiyor.

Eğitim yapboz tahtasına döndü. Çocuklarımız yarış atı gibi sınavdan sınava koşuyor. 12 yıllık kesintisiz eğitimle yeteneğe göre eğitim baltalandı. Çırak bulmak imkânsız hale geldi. Esnafımız ancak Suriyeli çocukları istihdam edebilir oldu.

Suriyeli demişken bu gariplerin durumundan yararlanarak ucuz istihdam yapmak ne kadar İslamidir? Birisine asgari ücret öderken diğerine yarısını ödemek ne kadar ahlakidir?

 (devamı yarın)