24 – 28 Nisan 2019 Konya STK Platformu Kayseri Panelleri Notları- 2

Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu 16. Ufuk Turu Kayseri panellerinde gerek akademisyenlerde gerek siyasetçilerde ve gerekse bürokratlarda genellikle bir şikâyet, kale alınmama ve eleştiri havası hâkimdi.  

Eğitim, aile ve AB uyum yasalarının getirdiği tahribat en başta gelen konulardı. Eğitim hususunda mesleki eğitime önemi tebliğlerinde dile getiren bir panelist, İngiliz kraliyet ailesinin çocuklarını asla okula göndermediklerini, içeride sadece idare bilgisiyle donandıklarını söyledi. Bu yöntem bile atalarımız Osmanlılardaki Enderun Okulunun ne kadar önemli olduğunu anlamaya yetiyordu.

Kişisel gelişim adında çıkan kitaplar ve verilen telkinlerin ben merkezli bir gençlik yetiştirmeye matuf olduğu ve amacın aile ve toplum yapısının tahribi olduğu dile getirildi.

Panele katılan siyasetçi ve bürokratların özellikle bir şikayetleri de torba yasalar hakkındaydı. Bu yasaların tartışılması gerektiği, içeriğini bilmediğimiz yasaların TBMM’den geçmesinin çeşitli sıkıntılara maruz bıraktığı ifade edildi.

Panellerin en gözde cümlesi kesinlikle şuydu: Anayasa kendisini değil halkı korumaya matuf olmalıdır.

28 Nisan 2019 Pazar sabahı Konya STK Platformu Sayın başkanı Muhsin Görgülügil tarafından bizzat okunan sonuç bildirisinden şu üç madde her şeyi anlatmaktadır;

Bir - Bugün toplumun hemen hemen tüm katmanlarında ‘kanunilik’ ve ‘helallik’ çizgisinde bir ayrışma olduğu görülmektedir. Akla, vicdana ve inanca makul gelmeyen, fakat dolambaçlı yollarla haksızlıklara ve sömürüye varan uygulamalar ortaya çıkmakta, ‘fırsatçılık’, ‘stokçuluk’, ‘karaborsacılık’ kol gezmektedir. Ekonomideki türbülans, fiyatlardaki orantısız ve makul olmayan artışlar özellikle dar ve orta gelirli kesimlerin hayatlarını olumsuz yönde etkilemekte, toplumsal barış zafiyete uğratılmaktadır. İşini helal dairesinde yürütmeye çalışanlara karşı haksız rekabet durumu ortaya çıkmaktadır.

İki- Ne yazık ki, ailenin temelleri kökünden sarsılmaktadır. Bu en temel kurumumuz ilk çocukluk yıllarından itibaren bireye gerekli sorumluluk duygusunu aşılayamamaktadır. Kadının mutlaka kazanç getirici bir işte çalışmak zorunda olduğu fikri, aile içi rollerin tersyüz edilmesi, evlilik kurumunun temellerinin sarsılması ve sorumluluklarını yerine getirmeyen çiftler çocukların sağlıksız ortamda yetiştirilmesine neden olmaktadır.

Üç- Sorumluluk fikrinin, toplumu ve devleti doğrudan etkileme potansiyeli en yüksek iki kademe olan bürokrasi ve yönetim katlarında yeterince geliştiği de söylenemez. Millete tepeden bakan siyasetçi ve bürokrat düşüncesi halen ortadan kaldırılabilmiş değildir. Tek Parti döneminde ‘Çarıklı’ olarak nitelendirilen insanımız bugün daha farklı ve karmaşık isimlerle aşağılanmaktadır. Kamu yönetimi – toplum – sivil toplum ilişkilerinde bir hiyerarşik kademelenme göze çarpmakta, yönetim tarafı buyurgan dilinden tam olarak vazgeçebilmiş değildir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sürecinde bu problem halledilemez, Bürokratik Oligarşi ortadan kaldırılamazsa, önümüzdeki dönemde ortadan kaldırılması imkânsız hale gelecektir. Bu nedenle Anayasa başta olmak üzere, yasalar ve sair mevzuat milleti önceleyen ve resmi aktörlerin sorumluluklarını merkeze oturtan bir yaklaşımla yeniden düzenlenmelidir. Sorunların bireyselden çok sistemsel olduğu ortadadır.

 28 Nisan günü sona eren toplantılarda akademisyenlerin de katılımcıların da rahatsız olup dile getirdikleri sorunlar yukarıdaki üç maddede yer almaktadır.

Konya’da 180 vakıf, dernek ve sendikanın bir araya gelerek kurduğu Konya STK (Sivil Toplum Kuruluşları) Platformu 16 senedir Türkiye’nin çeşitli illerinde “Ufuk Turu” adıyla sürdürdüğü bu etkinlik mutlaka ilgili mercilere etki edecektir diye düşünüyoruz.

“SOSYAL SORUMLULUK VE İŞ AHLAKI” KONUSUNDA CANLI BİR HALK GÖRÜŞÜ

26 Nisan Cuma 2019 sabahı sabah namazı için Ulucami’ye gitmek için otostopla bir arabaya bindim, yaklaşık yarım saat süren yolculuğumuz sırasında şoförle derin bir sohbete daldık. Hatta vardığımızda şoför arkadaş durunca da biraz anlatmaya devam etti.

Konumuz “Sosyal sorumluluk ve iş ahlakı” idi. Zira Kayseri’de bulunma nedenimi ona binince söylemiştim.

16. Ufuk Turunun bu konusu herkesin ortak derdi olmuştu, inanın panellerdeki konuşmacı akademisyenlerin ve katılımcı 425 kişinin şikayet ve dileklerini aynen şoför de dile getirdi:

Aile yapımız bitti abi; evde karı koca çalışıyor, kimse kimseyi takmıyor, Anadolu analığı, Anadolu aile mahremiyeti, Anadolu misafirperverliği sona erdi. Denklik kadın lehine bozulunca aile reisliği el değiştirdi ve gaddar bir hal aldı.

Geniş aile bitti, Çekirdek aile çöktü; artık ana – baba, dede, nine ve diğer yalnız yakınların oluşturduğu geniş aileye rastlamak hayal gibidir. Ana baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan çekirdek ailede saygı sevgi yerini bene bıraktı. AB uyum yasaları ile benimsenen yaş kriterleri merkezi reislikten özgürlüğe terk etti.

Atalarımızı evin dışına attık; sağ olsun belediyeler atmış beş yaşa basan herkesi bedava taşıyorlar. Evde yüz bulamayan, kendisine gülen bir hanım, gelin, torun ve evlat siması göremeyenler soluğu bedava otobüse binip çarşılarda alıyor. Kahve ve çay ocaklarında bir simit ve çaya sığınıyor. Kim bilir belki Millet Bahçeleri ve kıraathaneleri fikri de AB’dendir ve aile içi sevgi ve saygıyı baltalamayı amaçlamaktadır.

Çocuklarımız ve hanımlarımız bir şikâyetle araştırmadan soruşturmadan bizi evden uzaklaştırabiliyorlar. Avrupa’nın rüşt yani 18 yaş kavramı ve uygulamasını aynen alan hükümetimiz İslami aile yapısını resmen dinamitledi.

Kısa sürede noktalanan evlilikler ve ömür boyu nafaka birilerini güldürürken birilerini ağlatmaya ve ömür boyu huzursuzluğa itiyor.

Eğitim yapboz tahtasına döndü. Çocuklarımız yarış atı gibi sınavdan sınava koşuyor. 12 yıllık kesintisiz eğitimle yeteneğe göre eğitim baltalandı. Çırak bulmak imkânsız hale geldi. Esnafımız ancak Suriyeli çocukları istihdam edebilir oldu.

Suriyeli demişken bu gariplerin durumundan yararlanarak ucuz istihdam yapmak ne kadar İslamidir? Birisine asgari ücret öderken diğerine yarısını ödemek ne kadar ahlakidir?

2002 yılından beri hep Ak Partiye oy verdim ama bu seçimde ellerim gitmedi, MHP’ye de çok sevdiğim halde veremedim, memleketin bekası bir parti ve ittifaka münhasır olamaz diye düşündüm. Bir de karşı ittifaka zillet ve bukalemun demelerine tahammül edemedim.

Bunlar hiçbir eleştiriyi kale almıyorlar abi. Suriyeli dört milyona yakın insanı başımıza sardılar şimdi güvenli bölge bulup gönderme peşindeler, o güvenli bölge yapmak istenilen yeri şimdiki terör guruplarına açanlar da aynı hükümet değil midir?

Cumhuriyet döneminin manevi ve mukaddes değerlerimize an fazla kıymet veren hatta bu değerlerin hayatın her alanında yaşanmasını sağlayan yasaları çıkaran aynı hükümet şimdi mukaddes değerlerimizle alay edenleri ikaz bile edemiyor.

Siz daha iyi bilirsiniz ya, peygamberimiz buyurmuş; benim bütün dualarım kabul oldu ama ümmetimi mal ve paranın bozmaması yolundaki duama cevap verilmedi, demiş. Abi para ve mal başta hükümet adamları, bürokrasi olmak üzere herkesi bozdu.

Allah hakkımızda hayırlısını versin, deyip arabadan inmek istedim ama şu cümleleri de demeden kolumu bırakmadı:

Abi başını ağrıttım ama sizi bulmuşken şunları da ifade etmeme izin verin; özellikle son seçimlerdeki propagandalar sırasındaki rakipleri şeytanlaştıran dil kimseyi memnun etmedi. Adeta benden sonra tufan der gibi ülkenin bekasını bile kendilerine bağlamaları son derece gülünç ve üzücüydü.

Son yıllarda en fazla muhtaç olduğumuz adalet ve hakkaniyete büyük yaralar isabet etti. Bu konuda ma’duliyetin (adalete uygunluk) yerini mağduriyetler aldı. Bu hususta bir af çıkarda haksızlıklar önlenir mi diye seçimden önce çok bekledik, hatta Sayın Devlet Bahçelinin af teklifi bir ümit bile vaat etmişti ama onu da kale alan olmadı.

On beş Temmuz 2016 terör ve darbe kalkışmasından sonra bütün devlet ricalinin dilinde söz konusu cemaat mensupları İhanet, Ticaret ve İbadet diye üçe ayrılmıştı. Ne yazıktır ki en fazla içeride olanlar ibadettekilerden olmuştur. Bu hususta da örümcek ağı ve yasa delme örneği aynen yaşanmıştır. Güçlüler helikopterlerle, yatlarla ve uçaklarla Türkiye düşmanı AB ve ABD’ye firar ederken ibadette olan ve ihanetten habersiz binler yıllardır içeride yatmaktadır. Devletimizin babalığını ortaya koyarak mağduriyetleri önleyeceği yolundaki inancımızı hiçbir zaman kaybetmedik.

Abi son olarak şunu söyleyeyim, cumhurbaşkanımızın dik duruşu ve dünyada mazlum milletlerin ümidi olması ve yapılan bunca kalkınma hamlelerini takdirle karşılıyoruz ancak cumhurbaşkanlığı makamının muhalefet partileriyle uğraşma, onlarla isim vererek didişme, partisi dışındakileri şeytanlaştırma makamı olmasını hazmedemiyoruz.

Özetin özeti, “nasılsanız öyle idare olunursunuz” da saklıdır.