On iki Eylül 1980 darbesine zemin olan sağ sol çatışmalarının ayyuka çıktığı, günde 20 kişinin ölümünün normal karşılandığı dönemler12 Mart 1971 muhtırasıyla başlamıştı.

Asıl 1965’lerden sonra başlayan ve 68 kuşağının gençlik yıllarını oluşturan insanlarımız için iki vaz geçilmez gerçek vardı: Sağ ve sol.

Sağın da solun da bağlıları kendi ideolojilerinin olmazsa olmaz olduğunu savunuyorlar ve bu uğurda çekinmeden öz kardeşlerini bile kurşunlayabiliyorlardı.

Bu dönemde İslami eğilimler henüz daha filizlenme devresinde olduklarından onlar sağ tarafa yönelim gösteriyorlardı.

1980 yılına takaddüm eden on yılın ortalarında iki MC (Milliyetçi Cephe) hükümeti kurulmuştu.

1975 yılında Cumhuriyet tarihinin ve çok partili dönemin altıncı koalisyonu olan 1.MC’nin hükümet protokolünü, koalisyonu oluşturan dört partinin genel başkanları imzalamışlardı. 31 Mart’ta göreve başlayan yeni kabinede AP’den 16, MSP’den 8, CGP’den 4, MHP’den 1 bakan yer almıştı.

1977 yılında da Cumhurbaşkanı Korutürk, hükümeti kurmak için Ecevit’i görevlendirdi ise de; Ecevit, güvenoyu alamadı. Bu sefer de hükümeti kurmak için Demirel’e verdi. 21 Temmuz 1977’de, Demirel; Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş’in başbakan yardımcısı olduğu, AP’den; 19, MSP’den; 7, MHP’den; 4 bakanın içinde yer aldığı, AP-MSP-MHP Koalisyon Hükümeti’ni kurdu. Bu hükümete “II.  (MC) Milliyetçi Cephe Hükümeti” dendi.

2019 yılının birinci yarısına girerken Türkiye’de iki ittifak oluştu: Cumhur ittifakı ve Millet ittifakı.

Ancak bu ittifakların görüşleri Cephelerinki gibi sağ sol değil, terör, beka ve laik anti laik şeklinde ortaya çıktı.

Burada farklı bir durum var; MC hükümetlerini kuran partiler o günün deyimiyle sağ partilerdi. Karşısındaki ise Ecevit’in partisi CHP sol partiydi. Yani herkes safını belirlemiş ve kabullenmişti.

Şimdiki ittifaklarda durum farklıdır. Cumhur ittifakı da millet ittifakı da istisnalar hariç sağ veya sol değildir. İkisi de muhafazakârlık ve İslami mukaddesata saygıda yarışan oluşumlardır. Bu da çok olumlu bir gelişmedir. Artık dünyanın geleceği İslam’dadır.

Sonuç olarak diyorum ki zamanımızda dünyada sağ sol kalmamıştır. Şimdi dünyada Kutuplar Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar şeklindedir.

Müslümanlar için Müslüman olmayanlar düşman değil dost yapılması emredilen bir tebliğ alanıdır.

Türkiye’mizde ise siyasette ve halkta kutuplaşmalar ve kutuplaştırmalar zorlamadır. Milleti birbirine düşürecek ellerinde bir koz olmayanların zorlaması.