Aile saadetimizin gülleri, altın toplarımız, (çocuklarımız); Mevla’mızın bize verdiği en büyük nimetlerdendir.

Çocuklar eğitilir aynen bir çiçek gibi yetiştirilirse, hem dünya sürurumuz hem de âhiret sevincimiz oluverir.

Ramazan gibi manevi iklimlerde, çocuklarımıza ruh vermek, rengarenk çiçek haline dönüştürmek daha kolay hale gelir.

Sahurun bereketinden, iftarın rahmetinden, teravihin huzur ve huşusundan sadece biz değil  çocuklarımızla birlikte müstefid ve müstefiz olabilirsek; çocuklarımız da  birer papatya haline gelerek, kokusu bütün evimizi ihata ettiği gibi dalga dalga bütün cihana yayılır.

Çocuklarımız belli yaşa geldiklerinde; onları işlemek, ruh vermek, hayatın zorluklarına karşı mücadele yeteneği kazandırmak kadar değerlerimizi, inancımızı, dinimizin emir ve yasaklarını öğretmek, her ebeveynin sorumluluğudur.

Ramazan’ın manevi atmosferinden faydalanarak bir usta edası ile onları yoğurmak, şekil vermek bizim için rahmani bir fırsattır.

Çocukların modelleri anne ve babasıdır. İyi bir rehber, muallim, mürebbiye… vasıflarını taşıyabiliyorsak; çocuklarımız çok şanslı konumdadır.

Çocuklar olmadan, Ramazan’ın güzelliğinden bahsedemeyiz. Sahura kalkmak, çocuklar için erişilmez bir lezzettir. İftarda Ezan-ı Muhammediyye’nin okunmasına kadar yaşadığı sabırlı bekleyiş, sofralarımıza manevi tat katar. Teravihte, yanımızdaki çocuklarımızın aynı safta büyük adam edası ile namazını kılmaya çalışması, rahmet yağmurlarının o sabiler vasıtası ile cemaatin üzerine inmesine vesile olur.

Bizim tarihi bir geleneğimiz vardı. O değer de zamanla unutulmaya yüz tuttu. “Tekne orucu geleneği”… çocuklarımızı oruca alıştırmak, sevdirmek, sabırlı olmalarını sağlamak için tekne orucu; oruç için ilk adımdır.

Aile ile birlikte sahur yapan bir çocuk;  iftarını öğle ezanını müteakiben açması için sofra hazırlamak, değer vermek, sofrayı süslemek, onlar için güzel bir başlangıçtır. Yine öğleyin orucunu açtıktan sonra akşam iftar saatine kadar, tekrar oruca niyet etmek; sabırla iftar saatini beklemek tekne orucudur.

Yavrularımızın yemesi, içmesi, giyinmesi kısaca maddi ihtiyaçlarına önem verdiğimiz kadar, diminizin manevi güzelliklerini de öğretmek yani manen doyurmak bizim birinci önceliğimiz olmalıdır.

Ramazan’ı Şerif’in ikinci günüydü. Önümdeki safta 4-5 yaşlarında babasının yanındaki çocuk, öyle güzel namaz kılıyordu ki imrendim. Ayrıca başındaki takkesi de kendisi gibi şekerdi. Ne güzel yakışmıştı! Annesinden, babasından Allah razı olsun. Annesi babası iyi birer model olmuşlar.

Hasıl-ı kelam; Ramazan-ı Şerifler çocuklarla daha güzel ve anlamlı. Ramazan ayı en güzel okuldur. Bu ayda güzelliklerimizi yaşayarak, çocuklarımıza da numune olabilirsek, onlara sevdirebilirsek, maksada ulaşmış oluruz.

Güzel kokulu güller yetiştirebilme duası ile…