Mescid-i nebevide çelen – pardı serçeleri ötüşürken mescid-i haramda kırlangıçlar çığlık çığlığa gökyüzünde son süratle uçarlar.

İlk bakışta bunların 1450 yıl önce Kâbe’ye saldıran Yemen hâkimi Ebrehe ordusunu gagalarındaki misket bombalarıyla anız tarlasına çeviren Ebabiller olduğu aklımıza geliyor. Cenab-ı hak burayı her halükarda koruyacaktır. Önemli olan bizim imanımızı korumamız ve yabancıları her bakımdan Müslümanlara tercih etmememizdir.

Mescid-i haramın, Kâbe-i muazzamanın tam üzerinde, biraz daha yükseklerde ise cinsini seçemediğim devasa kuşlar süzülürler.

Tavaf alanına inen Müslümanlar Kâbeyi izlerken – zira Kâbe’yi seyretmek yirmi sevaptır – dev kulelere gözünün takılması ciddi olarak rahatsızlık vermektedir. Hatta Kâbe’yi ilk gören kişi biraz afallayabilir, çünkü Zemzem Tower denen bölgenin en yüksek binası gerçekten Beytullaha gölge olmaktadır. En kısa zamanda İslam dünyası bu gölgeleri def etmenin yoluna bakmalıdır.

Doluluk oranına göre tavaf alanından başlayarak hacılar ve umreciler üç katlı diğer alanlara yönlendirilirler. Hatta bir seferinde bir yürür merdivenle en yüksek teras katına çıkmışım, bu sayede burada Kâbe’yi ve tavaf eden müminleri sanki bir Samanyolu galaksisi şeklinde izleme imkânı bulmuştum.

Mescid-i haram oldukça kalabalıktır bir o kadar da beşeri çeşitliliğe sahiptir. Kadın erkek, siyah beyaz, sarı esmer ve her renk ve dilde insan buradadır. Hepsinin amacı aynı olan milyonlarca insan 365 gün 24 saat aynı kalabalıkta Allah’ın evini tavaf ederler.

Kimse kimseye öte git demez, herkes mütebessimdir, hiçbir yer bulamasanız iki kişinin omuzuna dokunduğunuz anda size bir yer açarlar.

Her yaşta çocuk sesi cıvır cıvır duyulur. Ağlayan bebekler, annesinin kucağında mamasını yiyen çocuklar, annesinin sırtında tavaf eden boncuk gözlü tıfıllar görmeye değer.

Biraz yorulunca herkes gibi mermer merdivenlere oturunuz, yanınızdaki Müslümana selam veriniz, kesinlikle aranızda sıcak bir hava esecektir.

Bir gün merdivende otururken kucağında canhıraş ağlayan bebeğiyle bir Pakistanlı kadın vardı önümde. Yediriyor, içiriyor ama durmuyordu. Dikkatini çekip “Maşaallah la kuvvete illa billah” dediğimde çocuğu bana uzattı. Benden nazar duası okumamı bekliyordu. Çocuğu aldım ve nazar duasını okudum, bebek sakinleşince teşekkür etti.

Ey dünya sen ne zalimsin! Hala Müslümanların devletler bazında ciddi bir kurum oluşturmalarına engelsin!