Zikir, Allahü teâlâyı hatırlamak demektir. Bu da, kalp ile olur. Zikir edince, kalp temizlenir, kalpten dünya sevgisi çıkar ve Allah sevgisi yerleşir.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Zikir demek, kendini gafletten kurtarmak demektir. Gaflet, Allahü teâlâyı unutmak demektir. Zikir, yalnız Kelime-i tevhidi söylemek ve tekrar tekrar Allah demek değildir. Her ne şekilde olursa olsun, kendini gafletten kurtarmak, zikir olur. İslâmiyet’in emirlerini yapmak ve yasaklarından sakınmak, hep zikirdir. İslâmiyet’in emirlerini gözeterek yapılan alışveriş, İslâmiyet’e uygun olarak yapılan nikâh, boşanma zikir olur. Çünkü bunları yaparken, emirlerin, yasakların sahibi hep hatırlanmakta, gaflet gitmektedir.

Şu kadar var ki, Allahü teâlânın isimleri ve sıfatları ile yapılan zikir, çabuk tesir eder, sevgisini hasıl eder ve çabuk kavuşturur. Emirlere, yasaklara yapışmakla hasıl olan zikir, böyle değildir. Bununla beraber, böyle zikirlerden bazısının da, çabuk netice verdiği, pek az olarak görülmüştür. Bundan başka, isim ve sıfat ile yapılan zikir, İslâmiyet’e uymakla olan zikre sebep olur. Çünkü dinin sahibini tam sevmedikçe, her işte İslâmiyet’i gözetmek çok güç olur. Tam muhabbeti, sevgiyi elde etmek için de, isim ve sıfatla olan zikir lazımdır.

O halde, İslâmiyet’e uyarak zikir ile şereflenmek için, önce isim ve sıfatla olan zikir lazımdır. Evet, Cenâb-ı Hakkın lütfu ve ihsanı ayrıdır. Hiç sebep olmadan, dilediğini, dilediğine ihsan eder. Nitekim Şûrâ Suresinde, 13. Ayet-i kerimede meâlen; (Allahü teâlâ, dilediğini seçerek kendine kavuşturur) buyruldu.”

Kalın sağlıcakla…