Her şey haddin bilinmesine bağlıdır.

Kul kulluğunu, ümmet ümmetliğini bilecek, Allah’tan başlayarak bütün büyüklerine sevgiye dayalı bir haşyetle saygı duyacaktır.

120 yıl önce Ulu Hakan Sultan Abdülhamit Han Hazretleri Hicaz demiryolunu inşa sırasında Medine-i münevvereye yaklaşılınca “artık buradan ötesine rayların altına keçe döşenecek, Allah resulü gürültüden rahatsız olmasın” demişlerdi.

Değerli amcamız, Sultan Abdülhamid-i Sani hazretlerinin 1905 yılında tamamlayıp hizmete açtığı Medine garı aynen Haydar Paşa garı gibi ihtişamını hala koruyor ve şimdi Medine Müzesi olarak hizmet veriyor.

Şair Yusuf Nabi, içinde bulunduğu büyük çoğunluğu yüksek rütbeli Osmanlı devlet adamlarından meydana gelen Hac kafilesi âlemlere rahmet olarak yaratılan, Peygamber Efendimizi ziyaret yolunda Medine’ye yaklaştıkları bir gecede son kez mola verdiler. Kafiledekiler kısa bir süre içinde yorgunluktan uykuya daldılar. Paşalardan birisinin ayaklarının Medine-i münevvere tarafına uzanmış olduğunu görünce kendi kendisine şu şiirini mırıldandı:

Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbub-ı Hüdâdır bu

Nazargâh-ı ilâhidir makâm-ı Mustafâdır bu

Murâat-ı edeb şartıyla gir Nâbî bu dergâha

Metâf-ı kudsiyândır bûsegâh-ı enbiyâdır bu.

Dört ila on dokuz Mart 2019 tarihinde yaptığımız umre ziyareti sırasında mescid-i nebevide de mescid-i haramda da Hisar Turizmin muhterem hocaları bizlere devamlı şunu hatırlatıyorlardı:

Sakın terliklerinizi dışarıya çıkarken ve içeriye girerken yüksekten atarak şap diye ses çıkarmasına izin vermeyiniz! Aksi halde buraların ve misafiri olduğumuz mukaddes toprakların sahiplerini rahatsız etmiş oluruz.

Buralara Allah’ın ve resulünün misafiri ve davetlisi olarak geldiğimizi hatırlatan hoca efendiler, buraların tozuna toprağına bulanın, yatın yuvarlanın, ama asla cebinizde bir toz zerreciği bile alıp götürmeyin, diye de ikaz ederlerdi.

Kâbe-i muazzamayı tavaf ettikten sonra sırtımızı dönerek değil de iç dairelerden dışa doğru yavaş yavaş bir çıkış planlayıp metaftan dışarıya ulaşmalıdır.

Adından da anlaşılacağı gibi harem bölgesi içinde diğer yerlerde olmayan bazı şeyler haramdır, bunları ihlal etmemek gerekir. Mekke, Medine, Taif, Hudeybiye ve diğer bazı yerler harem-i şerife girdiğinden tavır ve hareketlerimizde daha dikkatli olmalıyız.

Haremeyn-i şerifeynde bütün ziyaretçiler sanki bir daha gelmeyecekmiş gibi bir aşkla her alanın hakkını vererek ziyaretlerini yapıyorlar. Ancak asla veda etmiyorlar ve tekrar gelme ümidiyle dolu olarak ayrılıyorlar.