Babası put imalatçısıydı veya bir put patronunun baş pazarlamacısı.

Genç adam babasına put satışlarında yardıma zorlanıyordu.

O iki arada bir derede bir gece herkes yatarken kalktı, dışarıya çıktı, yıldızlar gökyüzünde dans ediyorlardı. Her yer ışıl ışıldı.

Mutlaka bu evreni yaratan birisi olmalı derken yıldızlardan en büyüğüne baktı, adeta ona göz kırpıyordu. İşte yaratıcı bu olur olsa olsa dedi.

Ama bu yıldızın göz kırpması meğerse kuyruklu yıldız olmasındanmış, biraz sonra kayıp gitti. Ortadan kaybolunca bu yaratıcı olamaz, inip kaybolanda hayır yoktur, sevmedim, dedi.

Az sonra bedir / dolunay halinde ay doğdu, bir nur cümbüşüyle ufukları sarmıştı aydınlığı: işte yaratan ancak budur dedi. Artık kararını vermiş eve dönmüştü.

Sabahleyin güneş doğunca ayı araştırdı, yoktu. Bu da yaratıcı olamaz, dedi. Yaratıcı ancak şu parlayan ve ışığı her şeyi bastıran güneştir dedi.

Akşam o da karanlıklara karışınca doğru kararını verdi: kâinatı yaratan bu inen ve sönenler olamaz, onu yaratan bir Allah vardır diyerek hanifi bir tevhitle ayağa kalktı.

Babası kapıyı aralayarak haydi oğlum şu putları tapınağa götür de halkın gözü put görsün dedi.

Putları tapınağa taşıdı, tapınak her marka ve türden put doluydu. Mihrap yerinde hepsinden büyük birisi duruyordu. Yanında getirdiği baltayla tamamını un ufak edip yere serdi, sonra baltayı o en büyüğünün omuzuna takıp çıktı.

Ortalık kaynamaya başladı, herkes bunu kim yapar? derken birisi İbrahim adlı bir genç putların tanrı olamayacağını söyleyip duruyordu dedi.

Artık atıldığı ateşin gül bahçesine ve çimenliğe dönüşerek kurtulmasından sonra Mekke’ye vardı ve burada Allah’ın emriyle yeryüzünün ilk evi olan Kâbe’yi inşa etti.

Aradan binlerce yıl geçti. İnsanlar elleriyle yaptıkları putlara tapınmaya ne kadar da hevesliydiler, Kâbe’nin içini de aynen o tapınak gibi putlarla doldurmuşlardı.

Bu sefer kurtarıcı torunuydu. Ama o evrensel bir görevle gelmişti, kırarak değil ikna ile putları bertaraf edip insanlığı tevhide ısındırmakla görevliydi.

Ama onun kırmadan dökmeden bir Allah telkini bile onun yurdundan edilmesine yetmişti. On yıl yurdundan ayrı tebliğde bulunduktan sonra on binlerce kişiyle doğum yerine geldi.

Herkese aman verdi, en yakınlarını öldürenlere, Oganlarını müsle yapıp boynuna takanlara bile aman verdi.

Ama bir tanesi hariç o da putlardı. Doğrudan Kâbe’ye gitti ve içindeki el yapımı putları tek tek, bizzat kırdı.