2019 / 1440 ramazan ayının son günlerinde kasabamızda bulunduğum bir sırada vefat etti Osman Özgür (Zeybek) hoca efendi.

Cenazesi Güneyyurt Abdüllatif camiinde Ermenek müftüsü tarafından öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra kasaba mezarlığına defnedildi. Merhuma Allahtan rahmet yakınlarına da sabır ve metanet temenni ediyorum.

Tanıdığım Osman Hoca Efendi gayet halim, selim ve oldukça tatlı dilli bir seciyeye sahipti.

Güneyyurtta bir döneme damgasını vuran Hoca Efendilerden, Salih Hoca, İsmail Hoca ve Süleyman Çömlek hoca efendilerle beraber bizden bir önceki kuşağı temsil ediyorlardı. Onlardan önceki kanaat önderlerimiz ise Hafız Ali, Molla İsmail gibi hoca efendilerdi.

Kadir ağabeyim Ermenek’te Kur’an kursunda merhum Osman hoca efendide Arapça okudu. 1965 civarı olmalı, Osman hocam Kadir ağabeyim de dâhil üç beş öğrenciden yerbağ çapası için yardım istemişler, ağabeyim bana Pazar günü gitmesi gereken bu çapa yardımı için kendisine gidip özür dilememi ve gelemeyeceğini söylememi tembih edince doğruca merhumun evine vardım ve durumu arz edince aynen şöyle demişti: Peki, peki, ona da peki.

1939 yılında Ermenek Güneyyurt beldesinde dünyaya geldi.

İlköğretimini burada tamamladıktan sonra 21 yaşına kadar medrese usulüyle İslami ilim tahsilinde bulundular.

1960 ila 1989 yılları arasında başta Ermenek merkez olmak üzere Konya ve Güneyyurtta dini görevlerde bulundu. Özellikle Ermenek ve Güneyyurt Kur’an kurslarının ihyası için büyük gayretler gösterdi.

Asıl soyadı olan Zeybek’i 1975 yılında aile olarak Özgür ile değiştirdiler.

Dört kız üç oğlan olmak üzere yedi evlat yetiştiren Osman Hoca Efendi 1989 yılında emekli olduktan sonra 1999 yılına kadar on yıl süreyle Zeybek Madenciliğin muhasebe işlerini yürüttüler.

Son olarak geçen yıl Güneyyurttaki evinde ziyaret ettiğim Osman Özgür Hoca Efendi “Güneyyurt – Gargara” adlı kitabımız için bir hatırasını şöyle anlatmıştı:

1960’lı yıllarda muvazzaf bir binbaşı, albay olarak doğum yeri olan kasabamızı zaman zaman ziyaret eden Merhum Mevlüt Doğan bey, bu ziyaretlerinde bayramları tercih ederdi. Arife günü öğle namazını büyük camide kılan cemaati öbür mescitlerin cemaatleri gelinceye kadar bekletir ve topluca mezar üstüne yürüyüşe geçilirdi. Barıya gelince en önde yer alır ve burada bir konuşma yaparak günün mana ve ehemmiyeti konusunda halkı aydınlatırdı.  Bu toplu mezar ziyareti sırasında imamlar, müezzinler ve talebeler bir arada olur, ilahiler söylerler, halk da hep bir ağızdan “Aaaamiiiin” diye ortalığı çınlatırlardı. Halk mezarlığa yaklaşınca burada kabir ziyareti hakkındaki edep ve usulü millete öğretirdi. Daha sonra şimdi olduğu gibi önce baş tarafta Yasinler okunur ardından herkes oymağının başına giderdi. (Osman Özgür Hoca Efendi- 2015 Güneyyurt)