Futbol’da alınan bir başarı ile huzur bulmaya, moral bulmaya çalışan bir millet olduk. Ne kadar da ihtiyacımız varmış…!

Onlarca yıldır devam eden terör belası, ocaklara ateş düşürürken; milletimiz huzura hasret kaldı. Enflasyon, işsizlik, gelir dağılımındaki adaletsizlik, vergi yükü gibi ana konular moral bırakmadı.

Adalet kavramı işlevliğini kaybetmiş, zehir tacirleri sokaklarda rahat rahat gezip evlatlarımızı zehirlerken, televizyonlar kanalizasyon hale gelmiş kokusu ile ailemizi, evimizi kirletirken huzur var mıdır?

Güven duygusu kaybolmuş, fitne kazanları fokur fokur kaynatılırken; birlik, beraberlikten kardeşlikten bahsetmek mümkün mü?

Siyaset kurumu zedelenmiş, millet kutuplaşmış, selam nedir, vefa nedir unutulmuş; dost, arkadaş bildikleriniz yüzünüze bakmaktan kaçınır olmuş.

Dostlarım; huzur başka diyarlara hicret etmiş.

Maddiyat odaklı hayat tarzında huzuru aramayınız. Maddi konforumuz, imkanlarımız arttıkça aile bağlarımız sıkı sıkı mı yoksa pamuk ipliğine mi bağlı?

Huzur; sabırda, şükürde, kanaatte… manevi güzelliklerimizde hayat bulmaktadır. Abdeste, namazda hakiki huzur vardır.

Hakiki huzur; paylaşmakta, selamda, tebessümde gizlenmiştir.

Huzur; para, mal, mülkte değil, sadelikte azın bereketindedir. Huzura erenler, İbrahim Bin Etem misali tacı tahtı terk edenlerdir. Huzurun yegane kaynağı, nurun bereketin memba-ı Mevla’mızla irtibat sağlayabilmek, kalp iklimimizi nur deryasından sulayabilmek, gerçek huzur ve saadettir.

Huzur; duadır yakarıştır, hayırlısını hakkımızda istemektir. Kullukta sabır, imtihanlarda sabır, hayatımızın her anını hamd ile süsleyebilmektir. Ailesi için alın teri ile kazanıp, helalinden yiyip içebilmektir. Köşeyi dönme hesapları huzur değil, belayı başımıza almak, ruh darlığı ve sıkıntı içerisinde bocalamak, huzur sokağından hicret etmektir.

Huzur dönüştür, gönlümüzü yumuşatabilmek, sevgi ikliminde huzur yağmurları ile sulayabilmek, ahlak-ı zemimeyi ( kötü ahlakı) kalbimizden söküp atıp, yerine ahlak-ı hamideyi ( güzel ahlakı ) yerleştirebilmektir.

Hasıl-ı kelam; huzura hasret kalanlar, öncelikle gönlünü nisan yağmurları ile yıkamalı, yaradılış gayesine göre fabrika ayarlarına dönmelidir. Maddi sıkıntılar geçicidir. Asıl olan maneviyatımızı, değerlerimiz koruyup, kollayabilmek; kökümüzle irtibatımızı kesmemektir.

Mevlam; hakiki huzura erenlerden eylesin…