KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN OTANTİK BÖLGE: TAŞELİ- 1

HİSARÖNÜ BAŞYAYLA / KARAMAN

Taşelili yazar arkadaşım Derviş Kerimioğluyla beraber ilk önce Başyayla’da bulunan Hisarönü bölgesini gezmeye ve bizim açımızdan keşfe karar verdiğimizde 2019 ramazan bayramından sonraki sekiz Haziran cumartesi günüydü.

Hedefimizde Başyayla ilçesinde Hisarönü olarak bilinen içinde Laouzados antik kentini de barındıran çok geniş bir alan vardı.

Burası Konya’dan Başyayla’ya gidenler için Kaşoluk denilen buz gibi çeşme ve dinlenme yerinin bulunduğu zirveden seyrettiğimiz sağlı sollu otantik kaya zincirlerinin ve daha nice coğrafi harikaların yer aldığı alandır.

Rehber talebi için Başyayla belediyesine vardığımızda, bölge başkanlarımızın toplantıda olduklarını öğrenince rehbersiz gezimize başlamak üzere taş evlerin yanına vardık.

Bu henüz Hisarönü’nün keşfinin ve Başyayla’mızın tanıtımının birinci bölümüdür, inşallah ikinci bölümde Sayın başkanımızdan bir rehberle gezmeyi planlıyoruz.

Hisarönü’nü gezmeye Başyayla göletinden başladık.

İlkbaharın yeni geldiği bu alanlar adeta bir cennet köşesini andırıyor. Göletle dev kaya zincirlerinin arası baştanbaşa terk edilmiş tarla ve bahçelerden oluşuyor. Terk edilmiş olduğunu yer yer yükselen ceviz ağaçlarından, üzüm asmalarından ve mandallar arası duvarlardan anlıyoruz. Aynı durum bizim Güneyyurt bölgesinde de yaşandı: vatandaşın iki evlek yerini yaylasında sahilinde orman diye ellerinden aldılar, burası da aynen öyle sanırım, bilenler doğrusunu söylerse yanlışımızı düzeltiriz.

Hisarönü 1600 metre rakımıyla baharın henüz geldiği bir yerdir. Bu bakımdan kürk, alıç ve yaban kirazlarının yeni açtığı çiçekler etrafı muhteşem bir kokuyla dolduruyor, beyaz minnacık çiçekleriyle civarı süslüyorlar.

Zeminde ise kekikler ve diğer ıtırlı bitkiler rengârenk çiçekleriyle ayağımızı attıkça nefis rayihalarıyla bizi selamlıyorlardı.

Hisar ortalama altı – yedi bin metre uzunluğunda olup yüksekliği de yaklaşık 50 ila 200 metre arasında değişmektedir. Biz en dar bölgesinden zirveye çıkmaya karar verdiğimizde saat altıyı gösteriyordu. Bir buçuk saatte zirveye yani Kaşoluğun tepeden göründüğü doruklara çıktık.

Vakit daralmıştı, aynı yerden geriye indik ve geldiğimiz yerden Başyayla göleti kenarına park ettiğimiz arabamıza ulaştık.

Dedik ya bu bir başlangıç ve birinci bölümdür. İnşallah buraya üç gezi daha tertip ederek Hisarönü’nü ve antik harabeleri tanıtmaya devam edeceğiz.

Hisarönünü kuşatan bu kaya zincirleri bölgedeki üçüncü ve son hilalin tam ortasıdır.

Şimdi sizlere tarihte üç hilal bölgesi olarak bilinen Taşeli bölgesinin hilalleri hakkında biraz bilgi vermeye çalışayım.  

TAŞELİ – TAŞLIK KLİKYA VE KAMERÜDDİN İLİ

Ermenek, Mut, Silifke, Gülnar ve Anamur bölgesine Emeviler ve Abbasiler döneminde Kamerüddin İli deniyordu.

Ermenek bu iki imparatorluk zamanında Avasım – başkentler adıyla anılan kentlerden birisiydi.

Emevi ve Abbasiler döneminde Türk komutanlar ve onlara bağlı Türk akıncıları tarafından ilk adımların atıldığı Ermenek yöresi aşağıda izahını verdiğim hilal – kamer – ay şeklindeki coğrafi yapısından dolayı bu adı aldığı en kuvvetli görüştür.

Nitekim Yazar Durmuş Ali Özbek “Ermenek Denince” adlı makalesinde Ermenek’in M. 712 yılında Türk asıllı Abdullah Battal tarafından fethedildiğini ve yarım asır buraya Abbasi hilafeti adına hükmettiğini yazmaktadır.

Alaeddin Keykubat merhumun Ermenek bölgesine Kamerüddin adında bir vali tayin etmesiyle bu adı aldığı da yazılanlar arasındadır. (Şerafettin Güç: Karamanic Adının Kaynağı)

Faruk Sümer ise TDV’ye yazdığı Mehmet Bey Maddesinde “Kamereddin (Ermenek, Mut, Silifke, Gülnar ve Anamur yöreleri) ilinin subaşısı Karaman Bey’in en büyük oğludur.“ demektedir.

Ermenek bölgesine Kamerüddin denmesinin sebeplerinden birisi de bu araziyi çevreleyen ve kuşak gibi saran kaya zincirlerinde yani Torosların orta bölümünde üç tane hilalin tabii bir şekilde oluşmuş olmasıydı.

Bu hilallerden (Kamer) birisi Mut tarafından Ermenek’e varmadan Ezvendi – Kayaönü’nde başlar ve Güneyyurt (Nevahi) başlangıcı olan Bileğide tamamlanır. Bu hilalin en iyi görüldüğü yer Gökçekent ve Sarıvadi köyleridir.

İkincisi: Bileğiden başlar Yukarı Çağlar Hisar kalesinde tamamlanır. Bu hilal şeklinin mükemmel surette izlendiği yer de Pamuklu köyüdür.

Üçüncüsü ise Yukarı Çağlar Hisar kalesinden başlayarak Başyayla’yı dolaştıktan sonra Davdas (Üzümlü) batısındaki Güzelcehisar’da tamamlanır. Bu hilal şeklindeki kaya zincirlerinin görüntüsü ise en güzel olarak Tepebaşından temaşa edilebilir. Bu üç hilalin üçünü birden seyrederek doyumsuz bir manzara görmek için Pamuklu köyünden gidilen ve tarihte Gargara kalesi olarak adı geçen hisar -asar kalesine (Güneyyurt’a göre kıble kayası) çıkmak gerekmektedir.

Bu üç coğrafi alana iyice baktığımızda hilali aynen müşahede ederiz. Hilal demek Ayın minarelerin alemlerdeki gibi şekil almış hali demektir.

Dünya yaratılalı beri var olan bu doğal üç hilal yirminci yüz yılın sonlarına doğru birer ilçeye dağılmış durumdadır: Ermenek, Başyayla ve Sarıveliler.

Kamerüddin ilinin mensubu bu üç ilçe her sabah kalktıklarında güneşin doğuşunu bu üç hilalden birisinde seyrederken batısını da yine bu üç hilalden birisinde izlerler.