Babamın tek resmini iki asker arasından kırptım

Anamın goralı sandığından buldum onu da

Başka kimsenin gayreti de olmadı

İnanın bu konuda

Anam darabulusunun arasına koyardı, buruşuktu

Kenarı da pörsümeye başlamış, kırışıktı

Alıp çerçevelettim, bir süre süsledi duvarlarımızı

Sonra kıbleye geldi diye attık bir yere

Şimdi bilmiyoruz nerelerde? tek anımızı

Ama belleklerimizde ve internette buluyoruz

Lazım oldukça her babalar gününde

Öper başımıza koyarız eğiliriz önünde.

 

1935 yılında üç asker kol kola çekilmiş

Ortadaki babanız, demişti, anam garı

Evet, benim gibi kısa boylu, benim gibi sarı

Nerede askerlik yaptığını da bilmiyoruz

Soracak anlattıracak bir vakitte olmadı

Onu tanımaya başlayınca kaydı aramızdan

Karamanda bir garipler mezarlığına

Şimdi Mezarlığın da, onun da kaydı yok defterlerde

Girmiş olsam da mezarını bulma pazarlığına

Yerinde şimdi belki bir park ya da Otogar vardır

Dualarda andığımız:

O mezar taşı olmayanlardan biridir

Arasak da bulamadık yerini

Atmış seneden beridir.

 

Boya kutuları, koku sandığı kaldı geriye

Biraz da alacak verecek

Alacağı alır hepsi de, vereceği kim verecek?

Kanayaklı anam almış kara kaplı defteri eline

Kuşanmış kuşağını beline

Varmış her varıp bavul açtığı yere

Deyince bu borç sizinmiş

Demişler verdik biz, silmemiş, rahmetliye.

 

Bir boz eşeği varmış bindiği

Üstünde iki büyük tahta bavuldaymış bütün çerçi malı

Köy köy gezermiş çerçi işinde

Gezermiş eşeğiyle insan yaşayan her yeri

Yatağı yorganı hazırmış döşünde

Her vardığı köyde bir dama açarmış bavulları

Ardından da açarmış kara kaplı defterini

Yazarmış Ayşe teyze, Ahmet emmi, haloğlu, diye

Koşarmış çoluk çocuk peşinde

Satarken incik boncuk eşyasını

Ezan başlayınca birini çağırırmış

Bizim gız, hala gızı, teyze gızı

Bakadur ben geliş şunlara dermiş

Hiçbir şeyin üstünü örtmeden camiye gidermiş

Gelince azığını açar, zeytinle keşini yermiş.

 

Atmış yıldır hep kendimi onun oğlu olarak tanıtırım

Aşağı, Yukarı Çağlar ve Türbede hatta Yörük’te

Yörük obalarında bile

Tanınırmış pederim

Gargaralıyım deyince

Kimlerdensin? Sorusuna

Deke Hüseyin’inin küçük oğlu, derim.

Olmasa da mermer kabrin süslü adın

Senin hatıranla yaşadı kırk altı sene

Bir kanayaklı kadın

Beş yetimin de kimseye baba demedi senden gayrı

Hep kalbimizdesin, olsak da maddeten ayrı.

 

Biliriz herkesin gideceği sonsuz yerdesin

İnanırız kesin kavuşacağımıza

Ve kaldıracağına Hüda’nın aradaki perdesin

Tek arzumuz sensiz yaşanan babasız yılları

Hak edersek Cennette yaşamak beraberce

İsteriz Allahtan bir dünya parçası toprak

Doyarız babamıza orada yaprak yaprak.