AK Parti hatalarının bedelini İstanbul’u kaybederek ödedi.

Vatandaş olarak bizim için fark etmez, bu ülkede yaşayan ve seçme seçilme hakkı olan herkes seçildiği takdirde başkanımızdır ve biat ederiz.

Sayın cumhurbaşkanımızın etrafındaki pembecikler değişmedikçe düşüş sürecektir. Ben şahsen bu partiyi uyaran onlarca makale kaleme aldım, ama duyan kim? Ulusal basını duyan yok, yerel basını mı kale alacaklar?

Oysa zamanımızda artık yerel ulusal diye bir şey de kalmadı. Arama motoruna bakanlar haklarında ne yazıldıysa anında dizi dizi görebiliyorlar ama demek ki görmek istemiyorlar. İkazlara kulak asmak her yiğidin harcı değildir tabi.

Hele haklarında mukadderat izmihlal yazmışsa bunun önüne kim geçebilir ki?

Herkes kusuru kendisinde arasın, hiçbir ferde ve kuruma kusur yüklemeye kalkmasın.

Gene de Ak Parti’nin önünde her şeyi düzeltmek ve kurtarmak için bir beş sene var. Millete verdikleri umutları kırmamak için bu zaman iyi değerlendirilirse her şey eskisi gibi olabilir.

Bunu elde etmek için 2023’e kadar olan bu zaman zarfında şu uyarılara ve kıstaslara azami dikkat etmeleri gerekir:

1- İçerideki ve dışarıdaki küskün devlet ve bürokrasi adamlarının gönlünü almak

2- Parti lideri cumhurbaşkanlığı ilkesinden vaz geçmek

3- Büyük ümitlerle yapıştığımız “Başkanlık Sistemi” nimetlerinden azami yararlanarak meyvelerini toplamak.

4- Her zaman söylenen ama hiçbir zaman uygulanmayan halkla kucaklaşmayı sağlamak.

5- Tepeden bakma tabir ettiğimiz aristokrat tavırlardan, nasıl olsa biz kazanırız havalarından ve makam düşkünlüğünden uzak durmak.

6- Kazanmak için her yol mubah afetini reddederek rakiplerimizi küçük düşüren davranışlardan, kutuplaşmalardan uzak durmak.

7- Unutmayalım ki Türk milleti her zaman mazlum ve mağdurdan yanadır. Bu uyarılar dikkate alınmazsa Ak Parti mağdur olarak çıktığı bu makamdan mağdur ettikleri tarafından indirilir.  

 “Halk şunu bilir şunu söyler; demokrasi kazanma ve kaybetmenin ikiz olduğu bir şölendir. Çoğu yerde olduğu gibi büyük kentlerde de işi fazla uzatmadan tatlıya bağlamalıdır.” demiştim 31 mart sonrasında ama olmadı ve seçim yenilendi. Sonuç itiraz ederek mızıkçılık yapanların İstanbul hüsranıdır.

Ama geçti artık, önümüze bakalım. Türkiye olarak düşmanımız çok ve büyüktür. Bu düşmanların en başında müttefiklerimiz vardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesini esas alarak hem kendi aramızda hem de dünya devletleriyle barışın ve işbirliğinin yollarını aramalıyız.

Çünkü hedefimiz dünyaya yöneliktir. Mazlum milletler bizi izlemekte ve dev bir Türkiye hayal etmektedirler. Seçim kaygısı ve kavgasının olmadığı önümüzdeki beş yılı değerlendirmeye bakalım.

Allaha emanet olunuz!