Her zaman ve bilhassa cuma günü ve geceleri, çok salavat getirmek, Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) şefaatini, cennette komşuluğunu ve dostluğunu kazandırır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Kıyamet gününde insanların bana en yakını, bana en çok salavat getirendir.”

“Her cuma günü bana çok salavat okuyunuz. Çünkü ümmetimin salavatı bana cuma günü arz olunur. Derecesi, mertebesi bana en yakın olan, bana en çok salavat okuyandır.”

“Cuma günü bana çok salavat okuyunuz. Çünkü melekler buna şahitlik eder. Bana salavat getiren kimsenin salavatı -salavat getirir getirmez- muhakkak bana arz olunur.”

“Allâhü Teâlâ muhakkak bana selâm eden kimsenin selâmını bana bildirir ve ben de ona selâm ederim.”

Bir Müslüman, ne zaman Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ismi zikredilse veya Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) hatırlasa selâm ile beraber salavat getirir, ‘Aleyhi'ssalâtü ves-selam' der. Nasıl ki Allah ismini işiten kimsenin Sübhânallâh, Tebârekallâh veya Teâlâ diyerek tazim (hürmet) etmesi lâzım ise, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ismi zikredildiği zaman salavat getirmek de vaciptir.

İmam Tahavi'ye göre, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ismi her anıldığında salavat getirmek icap eder.

İmam-ı Kerhi'ye (r.h.) göre, bir kimsenin ömründe bir defa salavat getirmesi vaciptir.

Bazı alimler, bir mecliste bir defa salavat getirilmesi kafidir, demişlerdir.

Peygamber Efendimizle (s.a.v.) beraber diğer peygamberlere de salavat getirilir. Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diğer peygamberlerden önce zikredilir.

Kısa bir salavat-ı şerife: ‘Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.’

Kalın sağlıcakla…