Artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.

Kürsülerden vaizler ana baba Müslümanlarını ikna edemiyor. Tebliğciler Müslüman olmayanları İslam’a çağıramıyor, çağırsa da onların karşısında dili dimağı tutuluyor. Çünkü onların diyecekleri çok şey olmuştur.

Facebook, Twetter ve bütün sosyal medya arenaları klavye kahramanlarıyla dolu, herkes her şeyi biliyor, sahipsiz sanılan İslam hakkında ahkam kesiyor. Bir savunmaya bile geçseniz üzerinize çullanıyorlar ve Müslümanların veya öyle geçinenlerin son on yıldır Başta Türkiye olmak üzere yaptıkları gayr-i İslami hareketleri öne sürüyorlar.

El-hasıl İmametimiz, hilafetimiz, sakalımız, cübbemiz, camilerimiz, mehdiyetimiz ve bütün mukaddesatımız birileri tarafından lekelenmiştir.

Her şey 2013 yılında 13-27 Aralık günleri yapılan yargı darbe teşebbüsüyle başladı.

Kimse “Allah cc, bir evin kapısının çalınmasını ve içeriye nasıl izinle girileceğini kurallara bağlamışken bizler çağın verdiği imkânlarla yatak odalarını, cinsel manzaralarını ve her türlü konuşmaları izleyip dinleyerek alâ melei’n-nas (uluorta) açıklanmasına” akıl erdiremiyorlardı.

Gizli dinleme ve Müslümanlar hakkında casusluk yapmayı konu alan ayet şudur:

“ Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat/12)

Bu yargı darbe teşebbüsünde bulunanlar hiçbir olumlu eleştirilere kulak asmadılar.

Halkın aleyhlerine ikna olmasındaki en büyük amil de Amerika gibi bir emperyalist ülkeye sığınarak oradan kendi ülkesine sözlü veya fiili saldırılarda bulunmaları veya bulundurmalarıydı.

Aradan iki yıl geçti ve halkın seçtiği hükümetle topyekûn mücadeleye dış güçlerin de yardımıyla devam ettiler. O kadar çirkefleştiler ki devlet büyüklerine hakaret ve tehditte görülmedik mesafeler aldılar. Oysa aleyhlerine olan ve elli yıldır yapılan bütün darbelerde ve teşebbüslerinde boyunlarını bükmüşler ve “her şey sizin olsun” diyerek hizmetin (!) aksamasına imkân vermemişlerdi.

2016 Temmuzunun 15’inde girişilen darbe teşebbüsü her şeyi noktaladı. Bu teşebbüsteki ihanet şebekesi cezalarını aldı ve alıyor. Tabandaki ibadettekilerden mağdur olanlar bir şekilde normale dönüyorlar ve hayata yeniden başlıyorlar, devletimiz bütün mağduriyetleri çözmeye azimlidir.

Türk milleti Amerika’da sığınmacı bulunan kişiden en kısa zamanda ülkeye dönerek yargıya teslim olmasını beklemektedir. Bunu yaparsa belki İslam’a verdiği zarar bir nebze hafifleyebilir.

Bir özeleştiriyle son dönemde yapılan bütün hataları kabul ederek veya yapmadıklarını kanıtlayarak Müslümanlardan ve devletten özür dileyip her şeyi değiştirebilirler. Aksi halde mahşer gününde onlar dilleriyle konuşmasa, itiraf etmese bile bütün uzuvları dile gelip yapılan ihanetleri anlatacaktır.

“O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.” (Yasin 65)