Yüz yıllardır gazellerde, şiirlerde sevgiliyle özdeşleşerek yerini alan lale şimdilerde yine hayatımıza girmiş bulunuyor.

Birinci lale devrini bilirsiniz, Avrupa Osmanlıdan kurtulmanın çaresini bulmuş ve Türklere bu çiçeği hediye ederek oyalanmalarını sağlamıştı.

Kendileri ise İngiltere öncülüğünde sanayi devrimini yapmışlar ve biz uykudayken ve gazellerle hatunlara methiyeler düzerken onlar dereyi öte geçmişlerdi.

Sonrası malum 200 yüz yıl derenin karşısından bize el salladılar bazen el uzattılar ama borç vermek için el uzattılar ve bizi, kendilerine bağımlı hale getirdikten sonra topraklarımızı bir bir elimizden aldılar.

İkinci lale devri demeye korkuyorum ama şu günlerde Avrupa, ABD, Rusya Ortadoğu’yu yeniden parsellerken ve kendileri oralardayken bize sınır savunmamızı bile çok görmeleri nedir?

Haydi, Rusya’yı anladık bloklarımız ayrı, yönetim tarzlarımız ayrı, bu müttefik dediğimiz ABD’nin bu akıl almaz tutumu ve bizim can düşmanlarımızı alenen desteklemeleri ne demektir? Adamlara silahı veriyor ve bize karşımızdan ateş ettiriyor, bunun anlamı nedir?

Ey güç neredesin?

Ey Allah’ım ver artık vaat ettiğin zaferi ve bu namus ve İslam düşmanlarını sınırlarımızdan kovma kuvveti ihsan eyle!

Ey Allah’ım bize ekonomik ve savunma açısından tam bağımsızlığımızı kazanma kuvveti ver ki asıl koca şeytan olan ABD’ye ey Amerika! Diyerek kendi toprakları dışına çıkmalarına dur! Diyebilelim.

Tek tesellimiz şudur ki lalelerle bu sefer oynaşanlar divandakiler değil halk yığınlarıdır, inşallah devlet büyüklerimiz de bu oyuna katılmazlar.

Zira devlet büyüklerimizin yapacak çok şeyleri var bunların en başında gelenler en kısa zamanda savunmada ve ekonomide bağımsızlığımızı elde etmektir.

Allaha şükürler olsun ki bunun bilincinde olan idarecilere sahibiz. Ne var ki bazı erken çıkışlar bizi istemeyenleri uyandırmaya yardımcı olacağından çalışmalarımızı biraz daha derinden ve yaptıklarımızı gerekirse teşhir etmeden yapmamız gerekiyor.

İkinci lale devrine girerek erken sarhoşluk her zaman tehlike arz eder. Bu an itibarıyla düşmanlarımızın arttığının dostlarımızın azaldığının gözlenmesi bundandır.

Lozan anlaşma süresinin biteceği 2023 hedeflerini deşifre etmemiz ABD ve AB’ de derin yaralar açmışa benziyor. Zira her iki topluluğun da en büyük korkusu yeni Osmanlı ruhuyla Türklerin tekrar Dünya liderliğine oynamaya kalkmasıdır.

Her iki dünya gücünün içimizdeki hainlere alenen destek vermeleri bunu anlamak için yeterli değil midir?

AB ülkelerinin özellikle Fransa, Almanya, Hollanda ve Danimarka’nın kendilerinden beklenmeyen tarzda doğu Akdeniz’de bloklaşmalarının ve içişlerimize karışmalarının sebebi ne olabilir?

Son yıllarda NATO denen savunma paktımızın da çöktüğü görülüyor izellikle konu Türkiye olunca kıllarını kıpırdatmayan bu örgüte güvenerek rehavete kapılmamız asla affedilemez.